Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '06

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
1702
 

Dilimiz yaşıyor mu ölüyor mu

Dilimiz yaşıyor mu ölüyor mu
 

Acaip " irite " oldum ya! " Simulasyon " olayı var ya hani… Geçenlerde bakan da aynı şeyi " deklare " etti. " Reyting " uğruna neler " refüze " edilmiyor ki! Ah şu yeni " jenerasyon " yok mu, hep kötü şeyleri " empoze " ediyorlar bize.

Daha ne örnekler var da içim el vermiyor yazmaya. Dilimiz adeta kuşatma altında ve biz buna seyirci kalıyoruz. Hatta dilin bu şekilde yozlaşmasına gönüllü olarak alet oluyoruz. Yani, sanki daha çok yabancı kökenli kelime kullanmak bizi böyle sanki daha bir kültürlü gösteriyor sanıp da şu kelimeleri kullanıyoruz ya, onu diyorum işte.

Dil yaşayan bir olgudur bunu kabul ediyorum. Ama özünden hiçbir şey kaybetmeden yaşamalı bence. Yabancı kökenli kelimeleri benimsedikçe, kendi özümüzden uzaklaşıyoruz farkında bile olmadan. İrite değil de rahatsız olalım. Deklare etmeyelim ilan edelim. Refüze de etmeyip gelin reddedelim. Jenereasyon da neymiş, nesil sözcüğünün nesi var ki?

Dükkan ve mağaza isimlerine ne demeli? Boncuk Center’ ler, Simit Land’ ler, Ali Baba Fast Food’ lar, daha neler neler… Yani dükkanın ismini böyle koyunca daha mı karizmatik oluyor, daha çok müşteri mi geliyor? Şöyle etrafıma bakıyorum da, sanki Türkiye dışında başka bir yerde yaşıyormuşum izlenimi veriyor bu tarz tabelalar. Nedir bu batı hayranlığı anlamıyorum. Ata’ mız medenileşmek adına batıyı örnek alalım demiş ama o vur dediyse de biz öldürmüşüz.

Belki inanmayacaksınız ama, ben İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim. Evet İngilizce’ yi ve o dili öğretmeyi seviyorum. Ama bırakalım da İngilizce İngilizce olsun, Türkçe de Türkçe olarak kalsın. Dilimiz bizim özümüz. Onu hiçbir dile değişmeyelim. Başka dillerden çaldığımız sözcükler bize sevimlilik kazandırmaz, kültürlüyüz izlenimi vermez. Aksine, kaybettireceği çok şey olacaktır. Önce dilimizi, sonra da… sonrası malum…

Hadi bye bye!!!

Kalın sağlıcakla!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İngilizce öğretmeni diyelim artık sizin için.Yazınızı çok beğendim.Kendi hatalarımı biliyorum.Dikkat etmeye çalıştım -de,-da,-ki,ki leri kullanırken.Fakat gözümüzden kaçıyor.Gönül ister ki hiç kaçmasın.Ama oluyor,bunu Türkdili Edebiyatı hocamla da paylaşıyorum.İnşallah zamanla hiç kalmayacak.Ben yazımda,sizin de değindiğiniz konuya değindim.Sizinle aynı düşünceyi paylaşmak beni mutlu etti.Özentilikten kurtuluruz inşallah.Çok teşekkür ederim herşey için.Başarılar diliyorum.

Nurdan YILMAZ 
 17.01.2007 13:46
Cevap :
Teşekkür ederim yazdıklarınız için; özellikle de bana kırılmadığınız için. Yazılarımızda dikkatsizlikten kaynaklananan ve gözümüzden kaçan hataları hepimiz yapıyoruz, önemli olan bunları her seferinde azaltabilmek. Size de başarılar...  17.01.2007 14:24
 

güzelde yazınızı bitirirken bye bye dediniz, hoşçakalın demediniz, ee bu da demktir ki globalleşme günlük yaşamda esneklik ve hoş görü gerektirir, eğer bir kelime daha sempatik geliyorsa bunu gayet doğal kullanabilir, sözlüğe dahi ekletebiliriz. Bu bize dilimizi unutturmaz geliştirir.

Hakkani 
 25.10.2006 14:58
Cevap :
bye bye sözcüğünü kasıtlı olarak yazmıştım aslında, yanında ünlem (!) koymayı atlamış olmalıyım. bye bye'ın dilimizi geliştirebileceğini sanmıyorum. "küreselleşme" adına dilimizi kaybeymek üzereyiz beni üzen asıl konu bu. teşekkürler yorumunuz için.  25.10.2006 18:05
 

Söz Dağlarca'nın: "İnanın ki, dünyanın en büyük dilidir Türkçe. Yani bu dilde söylenen şey başka dilde söylenemez. Paris'te bir hocayı mahcup ettim. Kendi dilini bilmediğini ve dilinin Türkçeden küçük olduğunu ispat ettim. Türkçemiz hazinedir."

Süleyman EKİM 
 22.10.2006 21:13
Cevap :
yazdıklarıma katkılarınızdan dolayı önce size, sonra Dağlarca'ya teşekkür ederim  22.10.2006 22:47
 

Valla ne diyeyim yarım doktorun adam öldürmesi gibi bir şey bu. Yarım bilgi de bu hale getiriyor... Sizin memlekette nasıl diyoğlav diye başlayan cümleler de vardı eskiden... Kendi özünü bilemeyen kişi başka özlere kayabiliyor haliyle... Mustafa Kemal batıyı gösterirken Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarını da kurmuştu, kendi milli özü bilinsin diye... Bi de entellektüellik sayılıp aydın zannedilenler arasında Osmanlıdan beri var olan bir gelenek herhalde bu, o yüzden değişemiyor? Kim bilir Uzmanlara sormak lazım :) Sevgiyle...

Barış 
 22.10.2006 20:22
Cevap :
Diline kültürüne sahip çıkamayanlar ortada zaten. duyarlı insanlar ancak bunu anlayabilir değil mi? Özümüzü bilelim kendimiz olalım. iyi günler Barış Bey  22.10.2006 22:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1903
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster