Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1512
 

Dünyanın göz bebeği

Dünyanın göz bebeği
 

Bu resim 03.07.2008 tarihinde cep telefonu ile tarafımdan Boztepe'den Büyükliman'a doğru çekilmiştir


Karadenizli olduğumdan mı nedendir bilemiyorum, bu denizin sahilinde yer alan yerleşim birimlerini doğasıyla, insanıyla, kültürü ve diğer bütün unsurları ile birlikte çok ama çok seviyorum. Sahil boyunca yaptığım kısa gezilerle Karadeniz’e karşı ilgim biraz daha büyüyor, sevgim biraz daha pekişiyor. Her yıl yeni bir Karadeniz yöresine gidebilmenin hesaplarını, daha tatil mevsimi başlamadan yapıyorum. Üniversite yıllarında bir İnebolu ziyareti ile başlayan bu sevgi, "Anılarda İnebolu" başlığı altında çok ilgi görüp okunan bir dizi olarak, üç bölüm halinde beğeninize sunulmuştu. “Anılarda İnebolu” yazılarımı merak edenler, alttaki adresten okuyabilirler. http://blog.milliyet.com.tr/Bboger.aspx?ÜyeNo=236936

Bu kez de, geçtiğimiz yaz bir akrabamızı ziyaret vesilesiyle yakından tanıma fırsatı bulduğum, çok farklı güzellikler sunan, Karadeniz’in bir başka incisi olan Amasra’yı konu ettim anılarıma. Doğanın ve tarihin dile geldiği bu beldeyi gördüğünüzde, ya hayranlıktan diliniz tutulup lâl olursunuz, ya da uygarlık kalıntılarına baktığınızda, arkaik* dilleri konuşan mitolojik* bir filolog* olur çıkarsınız. M.Ö. XII. yüzyılda başladığı varsayılan Amasra tarihi, bir başka Milliyet blok yazarı tarafından “Çeşm-i Cihan bu mu ola?” başlığı altında, “kentikentime” isimli sayfasında yayımlanmıştı. Biz de farklı bir bakış açısıyla Amasra’yı ele alırken, kısa süreli seyahatimden edindiğim izlenimleri de aktaracağım. Bu arada yeni seçilen mahalli yöneticilere karşı serzenişlerini bana bildiren yöre sakinlerinin sesi olmak ve kişisel gözlemlerim sonucu yaptığım tespitleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu gidişle Amasra gündeme gelmişken, doğup büyüdüğüm bir diğer zümrüt Karadeniz ilinin özelliklerini ve güzelliklerini yansıtmaya sıra gelmeyecek galiba. Tüm Karadeniz’in fahri tanıtım elçisi olmak da, gündemi belirlemede daha objektif ve tarafsız olmamı gerektiriyor. Bu muhteşem güzellikler karşısında kendi yöreme öncelik tanımak, hem Amasralı ev sahiplerime, hem de Amasra’nın harika güzelliklerine haksızlık olurdu. Kim olursa olsun, görevi ne olursa olsun, hiç kimsenin bu güzellikleri gölgelemeye hakkı olmadığını düşünüyorum. Seçimle iş başıma gelmiş belde yöneticilerinin uymaları gereken yegâne kural, doğal güzelliklerin tüm insanlığın ortak malı olduğu gerçeğini kabul etmeleri ve akıllarından hiç çıkarmamaları olmalıdır. Bu gerçeği bilip de prensip olarak kabul eden her yerel yönetici, beldesini bakımsız bırakıp, insanları bu güzellikleri seyretme zevkinden mahrum edemez, etmemelidir de. Üstelik bu yer, kara ile denizin kucaklaşmasıyla oluşan doğal koyları, adaları ve yarımadalarıyla zihinlerde adeta bir masal ülkesi imajı yaratan, Sultan’ın lalasına; “Dünyanın gözbebeği burası mı?” söyletecek derecede kendine hayranlık uyandıran bir doğa harikası ise, orada akan sular durur. Bu konuda, 1992 yılında Rio de Janeiro’da imzalanan ve ülkemizin de taraf olduğu Yeryüzü Zirvesi’nde alınan bir karar var. Doğal güzelliklerin tüm insanlığın ortak malı olduğu ilkesinin benimsenerek kabul edilmesi, belediyelere önemli sorumluluklar yüklemiştir.(2)Doğal cennet güzelliğinde olması nedeniyle, bu karardan sorumluluk anlamında en çok etkilenen beldelerin başında da Amasra yer almalıdır.

Küçük Liman tarafında denize düşecekmiş gibi duran kayaların altına doğru yürürseniz, hiçbir çevre düzenlemesinin yapılmadığını görür, kayalıklara monta edilen devrilmekte olan çürümüş elektrik direğinden ve sağa sola yayılmış diğer katı atıklardan, çevrenin bakımsızlığını ilk bakışta fark edersiniz. Küçük Liman’a dökülen kömür karası su sızıntısının ne kadar çirkin bir görünüm oluşturduğunu, bir yerel yönetici hiç fark edip de çözüm üretmez mi? Bir gün, adaları birbirine bağlayan tarihi Kemere Köprüsü ve taş duvarları zedelenmiş kemeri geçip, sahili ve görkemli yemyeşil yamaçları rahatlıkla seyredebileceğimiz Boztepe’ye çıktık. Kavurucu Temmuz sıcağında serinlemek için de yanımıza soğuk bir karpuz almıştık. Denizden Amasra’nın ve Tavşan Adası’nın seyrine açık olan Boztepe’nin bakımsız hali, yüreğimizi sızlattı. Ağaçlandırılarak doğal bir parka ve açık müzeye dönüştürülmesi gereken bu alana değil beton oturma bankları yerleştirmek, kayalıklardan tepeye düşmeden tırmanabilecek beton basamaklar bile yapılmamıştı. Doğasında kendi kendini tanıtacak kadar tarihi ve turistik güzellikleri barındıran böylesine bir beldeye hiç yakışmıyor bu görüntüler. Ayrıca proje üretemeyen, atalet içindeki mahalli yöneticiler de yakışmıyor buraya. Nitekim son yerel seçimlerde halk, çevresiyle barışık olmayan eski yöneticilerini oylarıyla görevden almış, gelecek beş yıllık dönem için de yeni yöneticilerini seçmiştir. Yeni seçilenleri tebrik ediyor, başarılı olmalarını gönülden diliyoruz.

Ancak, iş başına gelen yeni belediye meclisi, başkanı ve atanmış uzman kadroların işlerinin hiç de kolay olmadığını, aksine harcamaları gereken daha çok emeğe, üretmeleri gereken yeni projeler için daha çok mesaiye ihtiyaçları var. Geçtiğimiz günlerde Almanya’dan gelip de Amasra’ya yolcu ettiğim akrabam, ta oralardan beni arayarak, iki gündür sularının akmadığından dert yandı. Böyle bir durumun yaşanması, yeni seçildiği söylenen, hatta belki henüz görevi devralmamış bir belediye başkanı için büyük bir talihsizlik olduğu gibi, aynı zamanda ders alınması gereken ciddi bir olaydır da. “Gelen gideni aratır” söylemini boşa çıkarmak, ancak yöreye turist olarak gelen misafirlerin güzel anılarla ve izlenimlerle geri dönmelerini sağlayacak tüm tedbirleri almakla olur. Aksi halde, yeni Başkan’a belli bir süre anlayış gösteren yöre halkı, diğer başkanın uğradığı malum sonuca çabuk erişir. O’nu da tasfiye etmede tereddüt etmezler. Mahalli yönetimler siyaset yapma alanı olmaktan öte, kamu hizmeti üretme organlarıdır. Görüyorsunuz ya Sayın Başkan, Amasra’ya sadece siz değil, bizler de çok uzaklardan sahip çıkabiliyoruz. Bu sahiplenme bir yerel yönetici olarak sizleri mutlu etmelidir diye düşünürüm. Ne dersiniz?

Hayran kaldığım o güzellikleri görebilmek, değişimleri yerinde izlemek için belki daha defalarca Amasra’ya gelip gideceğim. Bir geldiğimde Amasra hakkındaki görüş ve düşüncelerimizi Sayın Başkan’a sunmayı düşünmüyor da değilim. Belediyenin projeleri varsa, internet sitenizden takıp ederek, aldığınız kararları ve yaptığınız çalışmaları sürekli izleyeceğim. Kişisel değerlendirmelerimle birlikte dostlarımın bildireceği eksiklik ve aksaklıkları buradan duyurmayı Amasra adına ve insanlık adına, kaçınılmaz bir görev kabul ediyorum. Çünkü ben Amasra’ya bir görüşte âşık oldum, âşık.

Amasra seyahatimiz tam da Barış Akarsu’nun birinci ölüm yıldönümüne rast geldi. Kutlama programı kapsamında genç gruplar peyderpey Amasra’ya gelmeye başlamıştı. Kimisi yapımı tamamlanan Barış’ın heykelini yerleştirmekle uğraşırken, bazıları da yapılmakta olan anıt mezarını ziyaret ediyorlardı. Biz de Barış’ın mezarı başında dua görevimizi yapmaktan geri durmadık. Festival, Barış’ın anısına düzenlenecek bir Rock konseri ile son bulacaktı. Tam da bu noktada önemli gördüğüm bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. Kendisiyle aynı kurumda 25 yıl görev yapmış olmaktan onur duyduğum, mesai arkadaşım merhum Tankut Öktem’i özlemle anıyorum. Kendisi genç sanatçılara sahip çıkma ve destek olma adına, Barış’a vefatından sonra sahip çıkarak, heykelinin yapımını üstlenmişti. Ne yazık ki, heykeli tamamlamaya ömrü vefa etmeden, Barışla ayni sonu paylaştı. O’nu da Boğaz Köprüsü’nde bir trafik kazasında kaybettik. Her iki sanatçıya da Allah’tan rahmet diliyorum.

Sanat en önemli tanıtım araçlarından biridir. Amasra Belediyesi’nin düzenlediği 1. Barış Akarsu Kültür ve Sanat Festivali’ni tanıtım anlamında çok önemli buluyorum. Müziğin evrensel dil olma niteliğinden yararlanarak, uluslar arası bir müzik yarışması düzenlemek fikri, Amasra’nın tanıtımına ve festivalin adına ve ruhuna da uygun düşmektedir. Rock tarzının Barış’ın icra ettiği müzikle de örtüşmesi, yarışmanın müzik türünü kendiliğinden ortaya çıkarmıştır. Festivale davet edilecek dünyaca tanınmış yazılı ve görsel basın kuruluşlarından yansıyacak Amasra görüntüleri ve yabancıların kendi dillerinde alacakları mesajlar, güzelliklerin Türkiye ve dünyaya tanıtımında büyük rol oynayacağı inancındayım. Turizm pastasından pay alacak olan Amasralı işletmeler de tanıtımın bir parçası olarak bu festivale destek olup organizasyonda görev alırlarsa, çok daha güzel, doğru ve etkili ve ses getiren bir tanıtım yapılmış olacaktır.

Bir yıl önce yaptığım kısa Amasra seyahatinden edindiğim izlenimleri, tespitleri ve bazı önerilerimi objektif ve tarafsız bir gözle anlatmaya çalıştım. Boztepe mevkiinden cep telefonumla çektiğim bir yıl önceki fotoğraflardan birini görüşlerinize sunuyorum. Umarım beğenirsiniz.

İstanbul, 09. 05. 2009

arkaik* s. Fr. archaïque 1. Arkaizmle ilgili, eskimiş (söz veya eser) 2.Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan.

mitolojik* s. Fr. mythologique Mitoloji ile ilgili,

mitoloji is. Fr.mythologie 1. Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim.

filolog* is. Fr. philologue < yun.="">l’ler ince okunur) Filoloji ile uğraşan bilgin.

filoloji is. Fr. philologie < yun.="">1. Dil varlıklarını ve yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme. 2.Dil yoluyla bir toplumun kültürünü inceleyen bilim, lisaniyat.

Kaynakça:

1-) Türkçe Sözlük Türk Dil Kurumu 1, 2. Cilt, Milliyet Tesisleri’nde hazırlanıp basılmıştır. İstanbul, 1992

2.-) http://www.msxlabs.org/forum/cevre-bilimleri/102245-insan-cevresi-konferansi.html

yılmaz çetingöz, Aydın Tiryaki bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1047
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster