Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2759
 

Eğitim Fakültesi mi? Nasıl?

Eğitim Fakültesi mi? Nasıl?
 

Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır...


Ben Eğitim Fakültesi çıkışlı değilim. Bu yazıda yaptığım bütün eleştiriler öğrencilere dönük değil, sisteme dönüktür. Yazıyı yazmadan eğitim fakültelerinin müfredatları ile ilgili internette bir araştırma yaptım. Öğrencilerle de yüz yüze görüştüm. Bu dönem okulumuza staja gelen öğrencilerin uygulama öğretmenleri olduğum için, onları yakından tanıma ve izleme olanağı buldum. Yazdıklarım gözlemlerime dayanmaktadır.

Uludağ Üni. Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri haftada bir gün okula staja geliyorlar. 1 ya da 2 ders anlatıp, diğer derslerde de sınıf öğretmenini dinliyorlar. Bir kere en başından söylemeliyim ki bu staj işi çok yetersiz bir uygulama. Bir öğretmen adayının stajı en az bir dönemi okulda geçirecek şekilde olmalı. 7 dönemde teorik dersler bitirilip, son dönem bir öğretmenle birlikte 3–4 ayı okulda geçirmeli. O okulun öğretmeni gibi çalışmalı, her gün okula gelip gitmeli, çocuklarla birlikte olmalı. Mesleğini tanımak, çalışma ortamlarını görmek açısından gerçek bir uygulama almalı. Teorik bilgilerini pratiğe geçirmek için zamanı olmalı.

Üniversite son sınıf öğrencileri, KPSS sınavını kazanırlarsa seneye okullarda öğretmen olarak göreve başlayacaklar. Fakat ne yazık ki çoğunluğu ne yapacakları işin öneminin farkında, ne de karışılacaklarıyla ilgili bir düşüncesi yok. Hala öğrenci psikolojisi ile hareket edip, kendilerine ayıracakları birkaç saat boş zamanın peşindeler. Okullarda geçirdikleri bu zamanlar onlar için altın değerinde olduğu halde, onlar bunun farkında değiller. Geçerli bir not alıp saatlerini tamamlamayı düşünüyorlar. Ders arasında KPSS ile ilgili test sorularını tartışabiliyorlar. Onlara bu durumla ilgili birçok yönden hak vermek gerekiyor.

1. Aldıkları üniversite eğitiminin sonucu bu haldeler. Kendileri de durumdan şikâyetçi. Teorik derslerin verildiğini, bu dersleri ezberleyip sınava girdiklerini söylüyorlar. Bu noktada benim aklıma takılan soru, acaba üniversitedeki akademisyenlerden kaç tanesi bir okulda öğretmenlik görevi yapmıştır? Yani teoride böyle olması gerekir durumları anlatırken, öğrencilerine pratikte karşılaşabileceklerini söyleyebiliyor mu? Derslerin çoğunda devam zorunluluğunun az olduğunu, bu nedenle derslere fazla öğrencinin girmediğini anlatıyorlar. Müzik eğitimi ile ilgili flütle bir-iki parça çaldık o kadar dediler. Resim eğitimi ile ilgili öğretmenlerinin bunlara çalışma yaptırıp not verdiğini söylediler. Müzik eğitimi, resim eğitimi nasıl verilir öğrenmedik diyorlar.

2. Geleceğe umutla bakmıyor, bakamıyorlar. Haziran’da mezun olacaklar ama önlerinde KPSS gibi bir saçma sınav var. Çoğu hala dershaneye devam ediyor. Diyelim ki sınavı kazandılar, atamaları yapılacak mı? Kadrolu olabilecekler mi belli değil. Diyelim işe de başladılar. Nereye gidecekler, nasıl gidecekler belli değil. Malum ülke topraklarında şartlar eşit değil.

3. Birçoğu öğretmen olmak istediği için bu fakülteye girmiş değiller. Puanları bu okula yettiği için giren ve bitirmeye çalışan büyük bir kesim var. Bu ülkenin acı gerçeği. Sistem sayesinde gerçekten düşünü kurduğu meslekle ilgili eğitim alıp, o mesleği severek yapan kaç kişi var ki zaten.

Sonuç olarak ben daha donanımlı olmalarını bekliyordum. En azından benim karşılaştığım öğrenciler için durum böyle. Genel kültür seviyesi çok düşük. Herşey bir tarafa el yazısı yazmada büyük sorun yaşıyorlar. Noktalama işaretleri ve imla kurallarını unutuyorlar. Bu nedenle de sınıfta çocuklar tarafından sürekli ikaz ediliyorlar.

http://www20.uludag.edu.tr/~ilkogretim/sinif/ders_icerik.php adresindeki ders içeriklerine bakınca dörtdörtlük bir eğitimci yetiştiğini düşünüyor insan. Maalesef üniversitelerimizin verdiği eğitimin kalitesizliği burada ortaya çıkıyor. Yapacağı meslekle ilgili, çalışma alanı ile bağlantı kurularak verilmesi gereken dersler, hepsi oku ezberle geç sistemiyle veriliyor. Eğitim sistemimizden şikayetçiysek, herhalde ilk önce yetişmiş eleman sağlayan üniversitelere el atmalıyız. Her şehre üniversite açarak, eğitimde çağ atlamıyoruz. Kaliteli eğitim veren üniversite sayımız önemli.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben ne "eğitim fakültesi çıkışlı"lar gördüm, daha veli ile konuşmaktan habersiz, ne öğretmenler gördüm , saygımdan bu yaşımda, bunca eğitim almama rağmen bacak bacak üstüne atamıyorum, kendisine hocam diye hitap ediyorum. Öğretmen olunmuyor, doğuluyor ...

Mehtap Erel 
 06.04.2008 18:15
Cevap :
Bu stajer öğrencilerden biri, benim ve okulda birçok arkadaşımın eğitim mezunu olmamamıza takmış, girdiği her sınıfta sorular soruyor. Daha şimdiden kendini bizden üstün görüyor, ama ne davranışları, ne kılık kıyafeti, ne konuşmaları ile öğretmenlikten bihaber. Öğretmenlik çok farklı bir meslek gerçekten. Velilerle, idarecilerle, diğer öğretmenlerle, çocuklarla ,letişim kurmak gerekiyor ve hepsi de farklı tarzlar istiyor. Bu arada bir gözlemim daha, 1. eğitimin öğrencileri daha aklı başında olmalarına rağmen, ikinci eğitim yani paralı eğitim öğrencilerinin ayakları yere basmıyor. Hep söylüyorum, öğretmenin öğretmenliğini ne eğitimi almış olursa olsun, kişiliği belirler. Sevgilerimle...  06.04.2008 19:09
 

Çok haklısınız, Öğretmen adayları derse girmeye başladıklarında ne yapacakları konusunda bir bilgileri olmadığı kesin,çünkü öğretmenler ders anlatma dışında 114( abartı değil) farklı iş daha yaparlar. Bir dönem staj konusunda çok haklısınız, ama sınıf öğretmenliği dışında bunu gerçekleştirmek mümkün değil çünkü bir öğretmene 7-8 stajer öğrenci çoğu zaman bu öğrencileri sınıflarda otutturmaya yere bile bulamıyorum. bilgi açısından tam donanımlı geldikleri kesin ama bunu satmasını bilmiyorsanız hiç bir işe yaramadığıda kesin.

ali serdaroglu 
 30.03.2008 1:17
Cevap :
Katkınız için teşekkürler...  31.03.2008 10:44
 

Vallahi sayın öğretmenim kusura bakmayın da ben de o sistemin ürünüyüm. Çalıştığım okulda sınıf öğretmenliği yapan kimyacıyı oto kaporta mezunu ingilizce öğretmenini toplamaktan bir hal olduk.Ha bak onlarda bir şey öğrenmiyormuş zaten psikolojisinden kendinizi kurtarın bence.

Ahmet Cansever 
 28.03.2008 8:17
Cevap :
Benim ailemde de mevcut olan 6-7 öğretmen bu sistemin ürünü. Nedense öğretmenler eleştiriye katlanamıyorlar. Ben öğretmenlik yerine mühendislik yapsaydım, yanımda staj yapan yeni mezunları ve aldıkları eğitimi de aynı şekilde eleştirirdim. Benim öyle bir psikolojim yok. 11 yıldır öğretmenlik yapıyorum, bu mesleği, mesleğim olarak içime sindirdiğim için hiç öyle sandığınız gibi komplekslerim yok. Sadece gözlemlerimi yazdım, sistemi eleştirdim.  28.03.2008 11:07
 

Ben özellikle eğitim fakültesi çıkışlarının KPSS'ye tabi tutulmalarının altında yatan mantığı bulabilmiş değilim. Sonra da falanca yerde şu kadar öğretmen açığı var diyorlar. Bu uygulmalarla eğitim sistemine iyice balta vuruyorlar ve biz de eğtimin içi boşaldı, eğitimin kalitesi düştü diye serzenişlerde bulunuyoruz. Demek ki önce işe öğretmen olarak yetiştirilen öğrencilerden başlamak gerek. Yüreğine sağlık. Sevgilerimle..

Özlem Akaydın 
 25.03.2008 7:45
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum. Okullardaki öğretmen açığı ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılırken, eline diploma verdiğiniz öğretmenleri tekrar sınava tabi tutmak son derece hatalı bir uygulamadır. Bu arada torpilini bulan, öğretmenliğe uygun olsun olmasın, ücretli adı altında sınıflara girip çıkıyor. Sevgiyle kalın...  25.03.2008 11:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 5001
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster