Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '14

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
199
 

Ekmeleddin İhsanoğlu'nu ne kadar tanıyoruz ki, onu Cumhurbaşkanı (yani Halkın Başkanı) olarak seçeli

Ekmeleddin İhsanoğlu'nu ne kadar tanıyoruz ki, onu Cumhurbaşkanı (yani Halkın Başkanı) olarak seçeli
 

Baksanıza kendileri bile gösterdikler adayı tanımıyorlar; ismini bile söylemekte zorlanıyorlar...


DURUP DURURKEN, NE OLDU DA, KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ, EKMELEDDİN İHSANOĞLU'NU KARŞIMIZA "CUMHURBAŞKANI ADAYI" OLARAK ÇIKARDILAR?

 

Eğri oturup doğru konuşalım...

Burada blog yazan tüm arkadaşlarıma soruyorum:

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin, "Nasıl bir Cumhurbaşkanı olmalı" konusunu öne çıkaran, sözüm ona "toplumsal uzlaşı" için yaptığı  bir seri "nafille" turdan sonra, hiç beklenmedik bir zamanda, daha önceden belirledikleri Cumhurbaşkanı adayını "milletin cumhurbaşkanı adayı" olarak topluma açılklanmasını doğru buldunuz mu?

Bu beklenmedik açıklama, ÖNCE, yukarıda belirttiğim toplantılara katılan, sendikaları, meslek odaları ve örgütlerini, sanatçı gruplarını ve diğer STK'yı şaşırtmadı mı? SONRA da, hiçbir şeyden haberi olmayan CHP ve MHP milletvekillerini ve diğer parti yöneticileri ile, "bu aday da nerden çıktı?" diyen bu iki parti seçmenlerini şoka sokmadı mı?

 CHP ve MHP içinde, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin,"Seçilecek cumhurbaşkanı nasıl olmalı" başlığı altında sıraladıkları; "temiz, dürüst,dünyayı, dengeleri  iyi bilen, yurttaşına sempati gösteren, herkesi kucaklayan, devlet kurumları arasında diyaloğu sağlayacak, ülkeyi hem içerde hem dışarıda temsil edebilecek" niteliklere sahip milletvekili hiç mi yoktu?

 

Bir soru daha...

Burada blog yazan ve bu konuda düşüncelerini belirten ve  bu seçim konusunda hemen  Ekmeleddin İhsanoğlu'dan yana olup, onun Cumhurbaşkanı olmasını isteyenlere soruyorum :

Ekmeleddin İhsanoğlu'nu, Cumhurbaşkanı adayı olmasından önce ne kadar tanıyordunuz? Hakkında neler biliyordunuz?

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı olmasına karşıyım ama,"onu tanıma konusundaki" soruyu kendime de sordum...Yanıtım da, "birkaç kez medyada ismini duymuştum ya da görmüştüm; ama onun ötesine fazla bir şey bildiğimi söyleyemem" şeklindedir.(ama şimdi bir şeyler öğrendim).

İhsanoğlu'nun adaylığının açıklanmasından önce, biri gelip bana, İhsanoğlu'nu kastederek ya da resmini göstererek "bu adamın Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olmasını ister miydin?" diye sorsaydı, "yüzü temiz bir adama benziyor ama, istemem" yanıtını verirdim.

Ekmeleddin beyin adaylığının açıklanmasından önce, size aynı soruyu sorsalardı, acaba nasıl bir yanıt verirdiniz?

Elbette bu soruların yanıtını sizden istemiyorum; yalnızca düşünmenizi isterim.

Ben şimdi, hakkında epeyce şeyler öğrendim ama, yanıtım değişmedi...

Aslında bu soruyu, onu, bize Cumhurbaşkanı seçmemiz için aday gösteren CHP ve MHP'nin Genel Başkanlar olan Kılıçdaroğlu ile Bahçeli'ye de sormak gerekir.

Bloğumun başına koyduğum resim, aslında bir gereceği yansıtıyor...Önce ismini doğru söylemek için uğraş verdik, aynen bu iki Genel Başkan'ın yaptığı gibi...Ben de, bu konuda yazdığım blogların bazılarında ismini yanlış yazdığım için, blog yayınlandıktan sonra, "düzeltme mesajları" yazdım. Aynı hataya bazı arkadaşlarım da düştü.

CHP ve MHP seçmenlerine bir "dayatma" olarak ortaya çıkarılan Ekmeleddin İhsanoğlu'na, bu kadar kısa zamanda "yandaş" olan kişilerin, bu yandaşlıkları altında yatan gerçek neden, "o olmasın da bu olsun" düşüncesidir. Hem benim gibi düşünenler ve hem de Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı olmasını isteyenler, bu nedeni zaten biliyor...Bazıları, bu nedeni açıkça söylüyorlar; onlara saygı duyuyorum...Ama bazıları da, bu nedeni açığa vurmaktan nedense çekiniyorlar...

 

Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir?

 Ekmeleddin İhsanoğlu, Kahire'de doğmuş ve en az 27 yıl "Mısır- İslam" kültürü ile yoğurulmuş, akademik kariyeri olan bir kişidir. Ancak, onu tanıdıkça ve onun tanıtımını yapan toplantılardaki konuşmaları dinledikçe, Türkiye'nin "siyasi, sosyal yapısından" bihaber olduğunu; Türkiye'nin "siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik arşivinde yazanları" bilmediğini; bütün bunların toplamının bir sonucu olarak, "Türkiye'yi ve Türkiye insanını hiç tanımamış" olduğunu gördüm ve anladım.

Yaptığı konuşmalarda, şimdiye kadar zihnimi kurcalayan ve üzerinde düşünmeme neden olacak hiçbir şey duyamadım...Aklımda kalan ve biraz da gülmeme neden olan, "büyük bir beyin fırtınası sonucunda üretildiği" söylenen "Ekmek için Ekmeleddin" sloganı oldu...Bana göre, bu slogan siyasi içeriklidir ve genel seçimlerde söylenmesi gereken bir slogandır...

Geçmişteki benzerlerine bir bakalım :

-- Tansu Çiller(1991 seçimleri) ; "Her aileye iki anahtar, biri ev için, bir araba"

-- Sülayman Demirel(1991 seçimleri) ; " Kim ne veriyorsa, ben 5 lira fazla vereceğim"

-- Kemal Kılıçdaroğlu(2011 seçimleri) ;  1- "Her aileye 600 lira maaş"

                                                                   2- "Yaz tatilinde askerlik"

Hatırlatırım, bu sloganlar, genel seçimleri kazanmak ve Başbakan olmak için üretilen "siyasi ve ekonomik" içerikli sloganlardır...Cumhurbaşkanı olmak için değil..

 

Erdoğan'a gelince...

Bana göre Erdoğan, 1919 yılında başlayan bir hareketle ülke düşmandan kurtarıldıktan, bağımsızlık kazanıldıktan sonra Yeni Türkiye Cumhuriyeti kuranların, yaşamları boyunca yaptıkları "sayısız doğru" icraat yanında, etkileri günümüze kadar gelen sadece,"1-2 yanlışı"nı, "doğrular" arasına katmak için uğraş vermektedir...

Birçok "doğru" arasındaki bu, "1-2 yanlış", Cumhuriyeti kuranlarını, geleceğe yönelik yaptıkları ilerleme planları ve stratejilerini uygulamak için "yığınakta yaptıkları bir hata"dan kaynaklanmaktadır

Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Yeni ve BüyükTürkiye" özlemi ile yola çıkarken, bu eylemini, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar gibi Samsun'dan başlaması anlamlıdır...

Erdoğan, 1919-1924 süreci içinde, yukarıda belirttiğim  "Yığınakta yapılan '1-2'  hatayı", gecikmeli de olsa düzeltmek için  çalışmaktadır....

Ne demek istediğimi, Cumhuriyet Tarihi'ni ve bu süreçte, özellikle 1921 ve 1924 yıllarında kabul edilen anayasaları iyi bilenler kolaylıkla anlayabilirler.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra --eğer Erdoğan seçilirse-- tüm güncelimizi bu konular dolduracak...O zaman bol bol yazar ve tartışırız...

Şimdilik durum bu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanırım Sn. Bahçeli ve Sn. Kılıçtaroğlu Sn. Başbakana hayran ve destekliyorlar ki aynı çizgide daha düşük profilde bir aday çıkardılar:) selamlar

Kadri KANPAK 
 16.07.2014 4:32
Cevap :
Evet kadri bey...Aynen öyle...Fakat kurnazca...Tüm seçmenlere diyor ki, bakın işte "muhafazakar" ve "mütedeyyin", namazında niyazında, "günün modasına uygun" bir Cumhurbaşkanı. Tayyip'i seçeceğinize bunu seçin diyor...Bence, CHP, günün modasına uygunluk yerine partisine yakışan bir aday seçmeliydi...CHP'nin bu tavri, hala halka yönelik klasik düşüncesini sürdürüyor; halkı küçümsüyor ve kandırırım diyor...Yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar.  16.07.2014 16:25
 

Benim Ekmeleddin İhsanoğlu ile ilgili olarak en ufak olumsuz bir fikrim yok, hatta ve hatta onun Cumhurbaşkanı seçilmesi beni kesinlikle rahatsız etmez. Aksine İhsanoğlunun şapkadan tavşan çıkarır gibi aday gösterilemesi hoşuma bile gitti. Çünkü ben oldum olası demokrasinin son derece aptalca bir siyaset aracı olduğunu düşünüyorum. Şimdi özelikle de CHP seçmenlerinin 2 gün öncesine kadar adını bile bilmedikleri bir kişiye sürü psikolojisi içinde oy verecek olmaları benim demokrasi hakkındaki düşüncelerimi pekiştirecektir. Seneler önce Adnan Menderes'de "ben odunu aday göstersem o bile milletvekili seçilir demişti" İşte şimdi de halkın önemli bir bölümü 2 gün öncesine kadar tanımadıkları bir insanı seçecekler ve nasıl bir demokrat olduklarını kanıtlamış olacaklar. Bu halk gerçekten de her şeye müstahaktır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 14.07.2014 21:30
Cevap :
Merhaba Mustafa bey...Türk halkı için söylediklerinize katılmakla birlikte, halkın düşüncesinde bazı ileri yönelik gelişmeler olduğunu söylemeliyim...Menderes'in o düşüncesinden bu yana,50-60 yıllık bir zaman geçti. Buna rağmen, birçok bloğumda, yeri ve zamanı geldiğinde belirttiğim gibi, Türk halkının, proje, plan ve programdan çok "kişiye bağlılık" gibi "şark zihniyetinin" bir ürünü olan bu tavrından henüz tam anlamı ile vaz geçmiş değildir. Günümüzde de, Gülen'in müritlerinden birini "aday olarak 'taş ve tuzluk koysam', seçtiririm" düşüncesi de, Menderes'i hatırlatmıştır. Ama ben yine de, halkımızın eskisi gibi olmadığını düşünüyorum. Demokrasi konusuna gelince, "daha iyisi bulununcaya kadar" bu kadarı ile idare edeceğiz...Bu konudaki en büyük yanlışımız da, "demokratik hak ve özgürlükleri" yalnızca kendimiz ve bağlı olduğumuz grubumuz için istememiz, aynı istekleri başkalarına çok görmemizdir...Halkçılığı temel yapan sınırları geniş bir demokrasi anlayışı,bizi kurtarır. Selamlar.  15.07.2014 13:40
 

Bati demokrasilerinde yasamak ulke de yasamaktan daha farkli dusunmeye yol aciyor. Oncelikle siyasilerin gecmislerin de en ufak soru isareti yolsuzluk, madddi cikar , mali sicramalar, ve benzerlerlerinin olmasini birakin suphesi bile siyasi hayattan cekilmesi icin neden. Dunun memurunun bu gun dunyanin 8.ci varlikli basbakani oldugu yabanci yayinlarda var ise o siyasi hayata inanc kalmaz. Oncelikle darbe marbe deniyorya oradaki iddalardan aklanmak gerek yoksa leke sonsuza kadar kalir. Adaylar? guldurme hocam soyle bir bak al birini vur oburune ulkenin tumu artik partizanligi degil ulke severligi amac edinmeli!

Newyorker 
 14.07.2014 18:58
Cevap :
Merhaba sade vatandaş...Batı demokrasilerinde yaşamak, ülkeye bakış açısını değiştirmektedir. Biz de bazı batı ülkelerine baktığımızda, batılıların aklına dahi gelmeyen bazı olumsuzluklar görebiliriz...Yolsuzluk ve siyasi ahlak konusunda, bizden çok farklı ve ileri oldukları doğrudur...Ama bir de bizim ülkemize özel bir durum var. 1950'liyıllardan beri, her seçim dömeminde, muhalafetin ilk ortaya attığı şey "yolsuzluk" dosyalarıdır. Seçimler bittikten sonra bu dosyaların hepsi "fos" çıkmış ve o dosyalar buhar olup uçmuştur(Bu konuları anlatan bir bloğum da var)...Bu sefer ki yolsuzluk dosyaları, o zamankilerden çok farklı. Çünkü dosyalar, muhalefet tarafından değil; Türkiye'nin başına çorap örüp iktidarı devirmektir.Çünkü, Türkiye'de 10 yılda bir askeri darbe yaparak mevcut hükümetleri devirmek geleneği ortadan kaldırılmıştır...Dosyalar, o kadar paralellik içinde hazırlanmış ki, çeşitli tarihlerde hazırlanan dosyaların tümü aynı gün ortaya çıkarılmıştır. Dosyalar şaibelidir.Selamlar  15.07.2014 13:58
 

Değerli cdenizkent, bir ülke için "Bağımsızlık", özellikle, savaş sonrası, "Yenilmiş Galipler -Pirus Zaferi!-" Misali; 30 milyon nüfustan, 6-8 Milyona inmek, topraklarının dörtte üçünü kaybetmek, Ülke olarak tüm iddialarından-idealinden vazgeçmek ve "Mübadele!" adı altında ülkede olan nerede ise nitelikli tüm sanatkar, imalatçı, tüccar ve nitelikli halkı üstelikte sermayeleri ile birlikte sürmek; Sonra gelen bir yüzyılı kaybetmek midir? Bunlar yetmemiş olacak ki, çaresizlik ve basiretsizlikten olmalı, 1945'de Rusya-ABD ikilisinin oyununa gelerek, İngilterenin gölgesinden ABD-NATO'ya geçmek midir? Özetle, rekabetçi devletlerimiz kadar ihtiyacımız olan sivil-askeri yüksek teknolojiyi üretemiyorsak, kimse kusura kalmasın, uygulamada değil, ancak sözde, "bağımsız" oluruz. 21'nci asır bilgi çağında artık gerçeklerimizi (duygularımızı bir kenara bırakarak) görelim. Ki; Son 10 yıldır hızlanan sivil ve askeri teknoloji üretiminin ne anlama geldiğini kavrayalım. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.07.2014 18:06
Cevap :
Merhaba canmehmet bey...Yorumunuz, sanırım benim Cumhuriyeti kuranlar için yaptığını söylediğim "doğrularla" ilgili...Mübadele, AB-NATO...Bunlara Lozan'daki "eksikli- başarıyı" da katabilirsiniz... Birinci ve İkinci Dünya savaşlarına bizimle aynı durumda olan Batı ve Kuzey ülkeleri büyük atılımlar yaparak gelişirlerken, bizim yerinde saymamız da kabul edilemez bir durumdur. Türkiye'nin son 10 yıldaki gelişmeleri de, o yılların acısını çıkaran bir düzeyde olduğu da bir gerçek. Ama, benim bu bloğumda vurguladığım yanlış da, umarım anlatabilmişimdir; düzeltilerek, doğrular arasında yer aldığında, Türkiye'yi çok rahatlatacak bir konudur. Yorumunuz için teşekkürler ve selamlar.  15.07.2014 14:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 2477
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1404
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster