Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
189
 

Elektrik-siz

Elektrik-siz
 

alıntı'dır


Yaşanmış yılların içinde yaşanmamış yıllar.

Sokaklara çıkıp el broşürlerindeki detaylarla müşteri avına çıkmış artık bankalar. “ Hayat Sigortası “

Ana dayanağı insan olan ve yaşadığımız sürece karşılaşacağımız riskler için önlem alınmasını sağlayan sigorta çeşidi. Ya sigortalar atarsa? Benim attı. Ölüm, hastalık sonucu ölüm vb. olaylarda kişinin ailesine destek sağlamakmış amaç. Peki nasıl sağlayacak bunu? Ölüm gerçekleşene kadar bankaya yatırdığın mevduat primlerinin tutarı kadar. Üstelik hayat sigortası sadece riskin olduğu hallerde geçerli. Eğer böyle bir risk söz konusu değilse,  hatay sigortasından söz etmek de mümkün olmuyor. Bir de süreli ölüm ve süresiz ölüme göre değişiyor şartlar. Süreli ölümlerde – ki genellikle 10 yıl – kişinin belli bir süre içerisinde ölmesi ile şartlar oluşurken, süresiz ölümlerde ömür boyu sigorta güvencesi verilmekte. E  haliyle bu iki durum için hayattayken ödenilecek primler de farklılık gösteriyor.

Şimdi;

Dün CNN Haber alt yazısında geçen bilgilere göre Temmuz ayı açlık sınırı yaklaşık 919 Lira ve yoksulluk sınırı da 2.995 Lira. Üstelik 4 kişilik bir aileye göre. Bu SINIRLAMA, 4 kişilik bir ailenin, sadece sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmesi için gereken GIDA HARCAMASI. İşin içine elektirik, kira, su, ulaşım, eğitim, SAĞLIK gibi yapılması zorunlu harcamalar girince, yoksulluk sınırına ulaşmış oluyoruz (Kendimizi Olimpiyatlara hazırlanan yüksek atlama sporcuları gibi hissetmeye yakın; 2,20 … 2,35 … 2,40… ) ki, çita hergeçen gün gittikçe yükseliyor. En az üç çocuk, e dördüncü? Hayır, onu aldıramazsın kürtaj yasak! Ne oldu 4 kişilik açlık ve yoksulluk sınırı anketlerine?

Neyse biz devam edelim. O halde; süreli ve süresiz ölüm için “ Hayat Sigortası ” şart! Fakat yazık ki, ne açlık ne de yoksulluk kapsamında 5 ve üzeri aile hesaplaması henüz istatistiksel olarak ele alınmamışken, “Hayat Sigortası Prim Ödemesi”nden de söz edilemiyor. Demek ki bu lüks.Bu hayatımıza sigorta yaptıracak kadar da kazanmıyoruz demek. Üstelik iyi de besleniyor olmalıyız. Örneğin balıklardan somon, kırmızı et türlerinden biftek- pirzola, sakatat grubundan ciğer - böbrek, bakliyat grubundan dan da nohut – mercimek tüketebiliyor olmak gerekeli hem de “ dengeli “ bir şekilde. (Meyve grubu için ürün ismi vermeye gerek yok; zira,  bu sağlıklı beslenme uzmanları, sağlıklı beslenmek için, meyve olarak ananas – kiwi – muzun tüketilmesi gereğinin savunucuları… )

Sanırım dengeli beslenemediğimiz gibi dengeli de davranamıyoruz. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Herkes patlamaya hazır bir bomba gibi dolaşıyor etrafta. Henüz sarıdan yeşile geçmemiş trafik lambasında “ vay sen misin geçemeyen ? “  diye arabadan inen; “ vay sen bana nasıl korna çalarsın? “ diye arabadan indiği gibi, hemen oturduğu koltuğun “ el atma “ mesafesinde duran baseball sopasına sarıldıkları gibi kafa göz birbirlerine giren erkekler …. Çocuk parkında oturan annelerden birinin, kendi çocuğunun kolundan kaptığı gibi “ çocuğun çocuğumun yüzüne kum atmış,haddini bildir yoksa ben bilirim yapacağımı “ diyerek avaz avaz bağıran , “ sen kim oluyorsun da beni tehdit ediyorsun,yap da görelim “ diye saç saça , baş başa giren kadınlar… Bu yaşamların bir sigortası yok mu ? Hergün “ Hayat Sigortası “ diye arayarak neredeyse dakikalarca telefonda yalvaran, el broşürleri ile sokak sokak dolaşan bankacılar artık uğraşmasın. Herkesin bir SİGORTASI vardı ve attı. Trafolara fazla yük binmesi an meselesi. Sonucunda santraller de zarar görmeye başlayacak.

TEİAŞ’dan 2007 yıllarında gelen açıklama şöyleydi; “Şu anda emre amade kapasitenin TÜMÜNÜ kullanan Türkiye’nin herhangi bir nedenle kısa vadede etrafında elektirik ithal edecek bir ülke bulunmuyor. “Türkiye’nin komşularıyla elektirik alışverişinin altyapısını kuran TEİAŞ,Suriye'ye doğrudan elektirik ihraç etmişti.Yıllık toplam 1.4 kwh ‘ye ulaşan elektirik satışına başlamıştı. Bu geçmiş bilgilere istinaden 2012 ‘de , Türkiye’de yeterince “sigortası atarak “ elektiriksiz kalan, ancak , “ kısa vadede etrafında elektirik ithal edecek ülke olmadığı halde “  Türkiye’den İYİ BİR ELEKTİRİK alan Suriye için, durum bu kez ne olur dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ortama gelir düzeyi, eğitim, kültür ve beceri düzeyi düşük bir ülkeye -küreselleşme sonucu- gelişmiş ülke normlarına göre ayarlanmış finans ürünlerini getirip aynen uygulamaya çalışırsanız verdiğiniz örnekler türünden birçok asimetri ortaya çıkar! Bu öylesi bir gözü kapalılıktır ki, sistemlerin görünen karmaşıklığı, çıkarların çeşitliliği ve tutkuların düzensizliği temelinde ekonomiyle siyasa, pazarla devlet ve alışverişlerle kimlikler arasında bölünmüş bir dünyada kimse bunları yerele, halkın ortalamasına ve gerçek ihtiyaçlarına göre uyarlayacak zamanı ve zemini bulamaz... Bu zaman ve zemini de kolay kolay vermezler zaten! (B)öyle gelmedi ama böyle gidecek galiba?

Ersin Kabaoglu 
 02.11.2012 16:53
Cevap :
Değişimin çok boyutlu ve hızlı bir şekilde yaşandığı, rekabetin yoğunlaştığı ve belirsizliklerin arttığı günümüzde, planlama, geçmişte olduğundan çok daha önemli ve gerekli hale "gelmiştir" diye başlayan "bilir kişi" söylemleri ile başlar konuşmalar,ancak "gelmemiştir". Böyle bir ortamda, planlar, her alanı detaylı düzenleme yerine strateji ve perspektif belirlemeye odaklamak durumundadır. Planlanan şeylerin yapısı ve uygulanması, yaklaşımı bu koşullar ve ihtiyaçlar dikkate alınarak belirlenmelidir, ancak bu da mümkün olmamaktır.Vatandaşa bir bilmece hazırlanır,kafalar karıştırılır ve türlü faaliyetler karmaşası yaratılarak çözüm aranıyor ve üretiliyor gibi empoze edilir.Bilgi ve iletişimin yaygınlaştırılması,istihdamın arttırılması,sosyal dayanışmanın geliştirlmesi, sağlık sisteminin etkinleştirilmesi,adalet sisteminin iyileştirilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmsi ve yoksullukla mücadele gibi, yelpazesi geniş bir alanda gerekli düzenlemeleri hayata geçirmek gereklidir.   02.11.2012 18:06
 

Bankaları benden bıktırdım, anlatırım yöntemini:) Suriye de artık borcunu havan toplarıyla ödüyor! Siyah üzümü unutmayın. Aydın incirini de:) Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 02.11.2012 6:51
Cevap :
Banka yöntemleri işe yarayacak acilen destek verin. Şu an en ihtiyaç konusu olan mesele bu! Siyah üzümün faydalarını bilirim, Aydın incirinin tadını da kalitesini de tartışmayalım...-da; kesin bir şeye dikkat çekmeye çalıştınız ben anlayamadım :)) Ama unutmam,unutturmam merak etmeyiniz!  02.11.2012 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 623
Kayıt tarihi
: 08.04.10
 
 

Yemek seçmem, kızartmayla köfteyi tokken bile yerim. Çaysız ölürüm; migrenim tutar. Ya çoktur bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster