Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
408
 

Emperyalizme nokta vuruş

Emperyalizme nokta vuruş
 

Çocukluk günlerimizin en eğlenceli şeyi, hafta sonlarını iple çekmek, ve tek kanallı siyah beyaz televizyonlarda kovboy filmleri izlemekti.

Ve sokak aralarında oynadığımız oyunların konusu olurdu kovboy filmleri, ve vahşi batı. Kafa derisi yüzen Kızılderili kabileleri ve Kızılderili kabillelerinden kaçmaya çalışan ve gitmek istediği kasabaya gitme mücadelesi veren beyaz adamlar. Kasabaları basan kızılderililer, kasabalarda kendisini korumaya çalışan beyaz adamlar ve kadınlar. Vuran, kıran, dağıtan, vahşi olan Kızılderili yerli kabilelerdi, haksızlığa uğrayan ise devamlı beyazlardı. Kıta Amerikasına sonradan gelen, Amerikan topraklarındaki zenginlikleri fark eden, İngiliz, İspanyol ve Portekizlilerdi hep mazlumu oynayan, ve hep yerli halktı vahşi olan. Ve çocukluk günlerimizde, beynimize kazınan en yalın yalandı Kızılderililerin vahşi olduğu ve beyaz adamın mazlumu oynaması.

Yaşımız ilerledi ve ilk gençlik günlerimizde, bir takım gerçekleri adım adım öğrenip de algılamaya başladığımızda, Kızılderili şefi Seattle'nin beyaz başkan'a mektubu bütün dünyanın suratına şamar gibi indi.

O muhteşem mektuptaki o destansı dil ve anlatım, insan olmanın erdemine ulaşmış herkesi ruhundan yakaladı.

Ve bu gün gelinen noktada, arkamıza şöyle dönüpde baktığımızda, tarihin en büyük soykırımına uğramış, Amerikanın gerçek sahipleri olan Kızılderilelerin feci dramını ve trajedisini görürüz. Ve Amerikayı istila eden kıta Avrupasının arsız milletleri, o gün bu gündür sadece Amerikan yerli halklarına değil, bütün dünya coğrafyasına kan kusturdular. Ellerini attıkları her yere kan, kin, öfke ve nefret tohumları ektiler. Bütün dünyanın mazlum milletlerini birbirine takarak kırdırdılar. Dünyanın her yerinde sistemli ve planlı katliamlar yaptılar. Elde ettikleri ekonomik güç ile bütün dünya halklarını kendilerine köle haline getirdiler.

Dünya coğrafyasının mazlum milletleri, Amerikan emperyalizminin ve onun uzantısı olan işbirlikçilerinin kurduğu tezgahlarda, yaşam mücadelesi veriyor.

Bütün bir Afrikayı yerle bir ettiler. Kara Afrikanın köküne kibrut suyu döktüler. Kara Afrikasının yer altı ve yer üstü zenginliklerini bir bir çaldılar. Kara Afrikasını açlığa terk ettiler.

Bitmez tükenmez kan emiciliklerini, Ortadoğu halklarının üzerine kaydırdılar. Ortadoğuda bir tek gün olsun insanlara gün yüzü göstertmediler. Arkasına taktıkları kukla yönetimler sayesinde, dünyanın az gelişmiş ülkelerini, kendi çiftlikleri gibi kullanıp, emperyalist üslere boğdular. Ellerini attıkları yerler iflah olmaz bir şekilde, allak bullak oldu. Gitiikleri her yere, ellerini attıkları her coğrafyaya ölüm kustular.

Ve hepsi kazanç ve daha fazla kazanç içindi.

Kurdukları uluslararası kurumlarla, kazançlarını meşrulaştırmanın yollarını aradılar. Sermayelerinin gücünü bütün dünyaya kabul ettirdiler. Kabul etmeyen milletlerin tepesine, bombalar yağdırdılar. Çok uluslu şirketleri ile petro-silah kartelleri ile, IMF ile, Dünya Bankası ve diğer uzantıları ile dünyanın az gelişmiş coğrafyalarının mazlum milletleri üzerinde, insanın aklını durduracak cinsten tezgahlar kurup, darbeler düzenlediler. Dünyayı ayağa kaldıran suikastler düzenleyip, iç savaşlar çıkarttılar.

Bitmez tükenmez kar hırsı adına yapılan bu arsızlıkların bedeli, insanlığa çok ağır oldu.

İnsanlık kan emici vampirlerin sayesinde atom bombası trajedisini yaşadı. Yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi, sakat kaldı. Doğanın dibi kurudu. Börtü böcek yaşam alanı bulamaz oldu.

Ama ne varki emperyalist vampirler girdikleri hemen her yerden istediğini alsada, dünyanın mazlum milletleri, mücadelelerini elden bırakmayarak son kertede çok ağır şamarlar indirdi emperyalistlere ve onların uzantısı olan işbirlikçilerine.

Domuzlar körfezi operasyonunda Küba’dan yediği şamar halen akıllardadır. Kore’de ve Vietnam’da çıkardığı savaşlarda on binlerce insanın ölümüne neden olmuştur ve son aşamada feci bir şamarda buradan yemiştir.

Yediği şamarların ardı arkası kesilmedi Amerikan emperyalizmi ve onun işbirlikçi uzantılarının. Ama ne kadar şamar yerse yesin, hiç birisinden ders çıkarmadan, yine dünyanın mazlum milletleri üzerinde akıl almaz oyunlar oynadı.

Ve emperyalizm elini attığı her yere, burnunu soktuğu her yere, özgürlük ve demokrasi vaadiyle girdi. Özgürlük ve demokrasi vaadleri ile işgalci ve istilacı ruhunu perdelemeye çalıştı. Ve girdikleri her yere, ellerini attıkları her yerde, burunlarını soktukları her yerde ölümler yaşandı, en feci acılar yaşandı ve dünyanın mazlum milletleri bir tek defa olsun gün yüzü görmedi. Ve Amerikan emperyalizmi ile onun uzantısı olan işbirlikçileri, ürettikleri silahları dünyanın mazlum milletleri üzerinde denedi. Silah stoklarını eritmek için dünya coğrafyası üzerinde kriz bölgeleri yarattı. Yarattığı kriz bölgelerinde terör eylemlerini besleyen, ona gıda veren ve kaynak oluşturan ekonomik krizlerin ortaya çıkmasına zeminler hazırladı. İnsanlar birbirine düştükçe petro-silah tüccarları ceplerini doldurdular. İnsanlar öldükçe, insanlar acılar çektikçe, insanlar dramlar yaşadıkça emperyalistler ve onun uzantısı olan işbirlikçileri kazançlarına kazanç eklediler.

Ve dünya coğrafyası üzerinde sahip olmadıkları tek bir nokta kalmadı. Bütün bir doğayı yok ettiler. Börtü böceğe yaşama şansı vermediler. Nükleer silahları denizlerin altında deneyerek denizlerin diplerini kuruttular.

CIA si ile, Sorozu ile, Murdocku ile, İMF si ile Dünya Bankası ile, petro –silah tüccarları ile, Çok uluslu şirketleri ve medya tekelleri ile bütün bir dünyanın canını okumaya devam edip, emperyalizmin böl ve yönet prensibinden hareketle, din, dil, ırk, milliyet gibi soyut kavramları besleyip, şişirerek insanları parçalama noktasına getirip dünya coğrafyasının mazlum milletlerini sömürünün, acının ve dramların pençesine bıraktı. .

Bunları neden hatırlatma gereği duyduğuma gelince;

Bilindiği gibi bu hafta toplumuzda derin bir infial yaşandı terör olgusundan dolayı.

Ve sokaklar teröre lanet sloganlarına sahne oldu.

Ve hafta başından beridirki konuşulan tek şey teröre lanet okunması ve terörün kökünü kazıyacak düşüncesi ile sınır ötesi operasyonun bir an önce yapılması idi.

Hafta sonu teröre lanet adı altında yurdun dört bir yanında mitingler düzenlenecek.

Ve bu mitinglerin hedefi PKK olacak, PKK’nın yaptığı eylemler olacak, Kuzey Irak Kürt bölgesi yönetimi olacak, Barzani olacak, Talabani olacak.

Ama bir gerçek varki;

Sorun ne PKK ve onun eylemleridir, ne Barzani’dir, ne Talabani’dir.

Sorun tümü ile emperyalizmin mazlum milletler üzerinde düzenlediği tezgahtır.

Ve o yüzdendirki, hedef emperyalizm olmalıdır, emperyalizmin işbirlikçi uzantıları olmalıdır.

Ve son kertede, emperyalizme karşı mücadelede birleşik cephe oluşturarak, nokta vuruş yapmaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1136
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster