Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '16

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
108
 

Erasmus Programından Macaristan İzlenimleri -1

Budapeşte birçoğunun bilebileceği gibi Macaristan'ın başkenti. Resmi bir ziyaret için bulunduğumuz bu şehir, tarihi dokusuyla, doğasıyla, mimarisiyle son derece etkileyici bir şehir olduğu söylenebilir. Erasmus öğrencilerinin oldukça rağbet gösterdiği bu ülkede birçok Türk girişimci de bulunuyor. Günde iki uç seferin sadece Türk Hava Yolları tarafından gerçekleştirildiği bu ülke söylendiğine göre yıllık nüfusunun üç katı yaklaşık otuz milyon turisti ağırlayan bir şehir...

Tuna nehrinin ortadan ikiye böldüğü ve üzerinde birden fazla köprünün olduğu Buda ve Peşte adlı iki yakayı birbirine bağlayan bu köprülerin tarihi oldukça eski. Köprülerden birisi 2. Dünya Savaşında yıkılsa da kısa zaman sonra tekrar yapılmış. 1. Dünya Savaşı sırasında Avusturya'nın himayesinde bulunan ve Almanya ile birlikte Avusturya Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu ile aynı safta bulunarak yenik tarafta kalan ülke talihsizlik sonucu 2. Dünya Savaşında da Almanların müttefiki olması ve Almanların yine yenilmeleri üzerine doğal olarak uzun yıllar da Rus işgali altında kalmış. Bu işgale karşı ilk ayaklanan millet olan Macarlar bu ayaklanmaların şiddetle bastırılması sonucu birçok insanını bu ayaklanmalarda yitirmiş. Hak baki olup, SSCB, tarih sahnesinden çekilince tekrar özgürlüklerine kavuşuyorlar. Rusların Orta Asya Türk Cumhuriyetleri üzerinde oynadığı parçala, böl ve yönet tarzı uygulamalarını Macarlar üzerinde de uygulamış ve ciddi bir Macar nüfus Transilvanya bölgesinde yani Çavuşesku Romanya'sında kalmış. Dolayısıyla ana gövdeden ayrılan ciddi bir parça Romanya sınırları içinde kalmış. Bayraklarında hilal ve güneşin birlikte bulunduğu Transilvanya Macarları mili bilinçlerini kaybetmemişler. Hediyelik eşya pazarında çalışan Transilvanya Macar'ı bizim Türkiye'den geldiğimizi öğrenince heyecanla tezgâhın altından bayrağını çıkarıp bize durumunu anlatmaya başlıyor. Resmi görevlilerimizden bu bölgede de TİKA'nın faaliyetleri olduğunu öğreniyoruz ve mutlu oluyoruz. Macarlara vizelerin kaldırıldığı ülkemizde, Macarların da bize aynı şekilde karşılık vermesi imkânsız zira Macaristan AB üyesi ve Schengen (Şengen) üyesi olması nedeniyle böyle bir karar verebilmesi mümkün değil. Bu sebeple AB üyesi olan Macaristan vatandaşlarının bize  "sakın AB'ye girmeyin" uyarıları ile karşılaşıyor ve şaşırıyoruz. AB üyesi olmak, ülkelere bazı avantajlar sunmakla beraber, yönetimi Brüksel'e devretmek manasına da geliyormuş. Büyüklerle küçükler ortak olmaz. Büyükle küçüğün ortaklığında küçüğün karar alma aşamasında birtakım katkıları olsa da aslında özünde küçüğün büyüğe tabi olmasıyla sonuçlanan bir sürece dönüşüyor. ( Bu bize bir zamanlar uğruna bayram ve şenlikler yapılan ülkemizin imzaladığı eski başbakanlardan Tansu Çiller'in başarısı gibi sunulmuş hepimiz bayram etmiştik ancak gelinen süreçte söz konusu bu anlaşmadan dolayı kaybımızın elli milyar dolardan fazla olduğunu bizzat işadamı örgütlerimiz dile getirmeye başladılar)

Şehir takriben dikine otuz kilometre civarında  Tuna Nehri'nin sağına ve soluna tarihi binaların olduğu Peşte ve yine tarihi binaların Cumhurbaşkanlığı sarayının da olduğu Buda'dan oluşuyor. Son derece güzel aydınlatılmış bu şehir ulaşım altyapısı ve diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha güler yüzlü bir halk imajıyla ziyaretçilerini bekliyor. Büyük oranda turizmden beslenen şehirde dümdüz ovaları ve verimli tarım alanlarıyla tarım ve hayvancılık da önemli gelir kaynakları. Atilla'nın çadırını bu ülkeye kurmasının kuşkusuz en büyük nedeni de geniş ovaları ile savaş atlarının Avrupa'da otlayabilecekleri en ideal ovaların bu ülkede bulunmasından kaynaklanıyormuş!

Atilla'nın buraya yerleşmesinin en büyük nedenini oluşturan verimli çayırlar ve ovalar doğal olarak Tuna Nehri söz konusu şehri besleyebilecek en önemli zenginlikken, bu şehrin güzel yapısı, tarihi dokusu da turizm ülke insanı için vazgeçilmez bir zenginlik "bacasız sanayi" imkânları sunuyor. Şahsi fikrim; bir beden nasıl ki sağlıklı beslenmek için dengeli gıdalara ihtiyaç duyarsa ülkeler de aynı dengeyi sağlamak zorunda. Turizm bir hizmet sektörü ve nazlı yapısıyla her an mutlu edilmeyi ve her geçen yıllar süresince beklentilerin yükseldiği bir sektör. Turizm ile hizmet sektörüne girmiş kişilerin hızla sanayiye geçmeleri oldukça zor. Turist ülkeden çekildiğinde turizme bel bağlayan halklara geri kalan hizmet sektörü ve hizmetçiliktir. Dolayısıyla dengeli büyümeyi hedefleyen her ülkenin sanayi, üretim, tarım-hayvancılık sektörlerinde rollerini dengeli bir şekilde planlaması gerekir. Bu bir denge oyunudur ve oyun mutlak kurallarına göre oynanmalıdır. Hele bir de "Sanayi Devrimini" pas geçen bir ülkeyseniz...

Macarlar hüzünlü bir millet. Nasıl hüzünlü olmasınlar ki? 

Bir milletin tarihi işgaller, güçlüler karşısında uzun süreli işgallerle dolu olunca bu durum da dolaylı olarak milletin gözlerine yansıyor. Buna benzer bir hüznün Polonya halkının da gözlerinde görmek mümkün.

Avrupa Birliği ile ilgili olarak fikirlerini sorduğumuz halktan Macarların çoğu bizlere kesinlikle böyle bir birliğe girmememiz gerektiğini söylediler. Bu konuda birebir aynı olmasa da farklı bir bakış açısı ortaya koymaya çalışacağım. Esasında babanın oğluna, oğlun babaya, kardeşin kardeşe zırnık koklatmadığı canına yandığımın dünyasında bir milletin geleceği için hangi saf millet para, emek harcar. Ustanın çırağından mesleğin püf noktalarını özenle sakladığı günümüz dünyasında bir ülke yıllarca geliştirmek için emek harcadığı, gecesini gündüzüne katarak öğrendiği çok değerli teknolojik bilgileri ileride düşmanı dahi olabilecek bir millete buyur diyerek ikram edebilir. Avrupa sayesinde gelişeceğini düşünen insanlar ya çok saflar, ya da dünya gerçeklerinden bihaberler. Böyle bir gelişme modeli tarihte olmadı ve de olması da kesinlikle mümkün değil. Böyle düşünenlere Ha-Joon Chang’ın “Sanayileşmenin Gizli Tarihi” adlı eserini okumalarını tavsiye ediyorum…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1366
Toplam yorum
: 244
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster