Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '16

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
43
 

Gezdik, yorulduk; ama hamdık, piştik, öğrendik.

Geçtiğimiz hafta sonu, okulumuz sekizinci sınıf öğrencilerinin bir kısmını, çıktıkları TEOG sınavı stresinin yarattığı uzun süreli sıkıntıdan silkelenmelerini hızlandırmak amaçlı geziye götürdük.

Turizm yelpazesinin küçük ayrıntılar dışında hemen hemen tamamını kaplayan ülkemin öyle bir yeri olmalıydı ki; çocuklarımız hem eğlenip mutlu olsunlar, hem de etkilenip bilgi dağarcıklarına da gönüllerine de güzel hatıralar yazsınlar.

Anadolu Fatih’i Selçuklu Kutalmışoğlu Sultan Süleymanşah’ın fethettiği Konya daydık. 1. Haçlı Seferinde İznik kaybedilince Başkent Konya oldu. (1072-1074)

Mevlâna Celaleddin Rumi, Şemsi Tebrizi, Bahaddin Velet ve birçok bilgin, filozof, mutasavvıf, teknik insanların kıymetli eserlerini hazırlayıp, dünyaya ışık tuttukları bu şehir,  çocuklarımız ve biz yetişkinler için biçilmiş kaftandı. İyi ki de Konya’yı seçmişiz.

12. yy.’ın ilk yarısında Sultan Alâeddin Keykûbat (1219-1236) devri ve sonrasında Dünyanın ilim ve sanat merkezi özelliğini kazanmıştır. Tarihte üniversiteler şehri olarak görülen Konya, gezi için harika bir seçimdi. Bu altı çizilmesi gereken önemli mevzu günümüze kadar gelmiştir.  Gezi seçimimiz de Konya’nın üzerinde durmamız da en önemli neden olmuştur. Öğrenimleri devam eden geleceğimiz çocuklarımızı öyle bir geziye getirmeliydik ki; eğlenceli, dikkat çekici, onların duygusal gelişmelerine zarar vermeden etkileyici ve akılcı, atalarıyla gurur duyarken bilginin ve sanatın da önemini gösterebileceğimiz, onursal milli duygularımızı, tıpkı Çanakkale deki gibi bir kez daha ateşleyebileceğimiz bir yer olmalıydı. Yol üzerinde Ankara gibi muhteşem bir şehri ziyaret etmek de mümkün olacaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve kurucu tarihi yazan yerleri de ziyaret edebilecek, amacımızı tamamen gerçekleştirmiş olacaktık.

 İl durak Ankara Eski Meclis ve Kurtuluş Tarihi Müzesi oldu.Gurur ve onur sadece küçük yüreklerde değil, biz yetişkin yüreklerde de bir kez daha en üst seviyede yaşandı. Akabinde,  milli duyguların bir kez daha coştuğu, Anıtkabir ziyareti sırasında çocuklarımızın birebir şahit oldukları nöbet değişim töreni, izlemeye değerdi. Ardından MTA Tabiat Tarihi Müzesi gezildi. Zengin topraklarımızdan çıkan değerlerimizin muhteşem sunumlarının yapıldığı bu modern müze, çocuklarımızın eğlenerek öğrendikleri en güzel yerdi.

Ve Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleymanşah’ın Fethiyle birlikte Türk-İslam egemenliğinin başladığı yer Konya dayız. Atalarımız fetihleri, bir yeri “Yaşamaya Açmak “  için yapardı. Keyfilikten uzak, herkese eşit muamele uygulayan Türk Devletleri, fethettikleri ülkelere kültürel, ekonomik, sosyal dini kurumlarıyla gitmişler, yerli kültürler içerisinde erimemişlerdir.  Rehberimizin anlattıklarına da günümüz Konya’sında şahit olmak çok güzel. Nizam, modernizasyon, temizlik,  şehircilikte yaşanabilecek birçok ilklerle karşılaştık. Ruhsatsız tek bir bina yok. Türkiye’nin en uzun bisiklet yolu da bu şehirde… Devasa kültür merkezleri…  Özel bakım ve ilgiyle korumaya alınan, ayakta tutulan tarihi doku muhteşem. Avrupa’nın en büyük yapay Tropik Kelebek yaşam alanı tek kelimeyle harika ve görülmeye değer.

 Mevlâna Türbesi ile akıllarda şekillenen Konya; Alâeddin Camii, Sahip Ata Külliyesi, Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese, Şems Tebrizi Türbesi gibi adını sayamadığım birçok eseri ile muhteşem bir şehir.

Mevlana Türbesi, gerek bu yüce şahsın yaşama sevincinin, dünya görüşünün, kulluk anlayışının, yaratana olan aşkının, tevazu ve engin hoşgörüye dayalı felsefesinin tamamen yansıtıldığı bir yapıya dönüştürülmüş. Hangi işe başlarsan başla işin mutfağından başlamak gerek düşüncesi yapıya öyle güzel yansıtılmış ki, sıra ile takip ettiğinizde, çıkışta, sanki o ruh ve insanlıkla doluyorsunuz.

Müze, Mimar Bedrettin Tebrizi tarafından yapılmış, Kubbe-i Hadra  (En Yeşil Kubbe) 16 dilimli bu muhteşem abide Türk rengi çinilerle kaplanmıştır. Bu günkü görüntüsüne Cumhuriyet döneminde kavuşturulmuştur.

Ayrıca haftada bir gün halka açık 2500 kişilik Konya Kültür Merkezinde gerçekleştirilen, mutribanın (Mevlevi Saz Heyeti) sunduğu 15 dakikalık dini musiki (Mevlevi İlahileri)  ile başlayan, ardından 45 dakika süren 24 semazenin Mukabele-i Şeriflerini (Mevlevi Sema Töreni)  izledik. İfade etmekte zorlandığım bu huzur veren töreni, Konya da yani yerinde üstatlarından izlemek muhteşem.

Siz de kültür turizmi yapmak, bir tutam huzur bulmak, dünya görüşünüze ve bilgi dağarcığınıza bir şeyler eklemek isterseniz, çocuklarınızla beraber kaliteli bir hafta sonu geçirmek isterseniz Konya çok güzel ve etkisinden kurtulamayacağınız bir seçim olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir nevi huzur terapisi olmuş bu seyahat. Anıt Kabir baş tacımız olmuş. Örnek bir huzur terapisiyle örülü bu seyahat, her haliyle çok anlamlı izlenimler bırakmış sizde. Blogların usta kalemini selamlarım. PC tamirde. Daha fazla yazamadım. Esen kqlınız.

Muzaffer Cellek 
 29.05.2016 19:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 97
Kayıt tarihi
: 09.02.16
 
 

Bartın kadarım. Zonguldak da doğdum, Bartındayım, Bartın'lıyım, Bartın kadarım. Evli, 21 ve 13 ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster