Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '20

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
150
 

ERZİN & TERMAL GÜNLERİM

 

                                                 “ Dostluktan güzeli, var mı ötesi

                                                  En büyük zenginlik, doğa sevgisi

                                                  Ne yapayım aşksız bu can kafesi

                                                  Akordun bozuksa sazında ara! ”

                                                               Fikret Kuşçuoğlu

                                                                           *

Coranavirüs salgını nedeniyle birkaç kez uçak biletimi ve RCI kanalı ile ayırtmış olduğum Erzin Hattuşa Termal haftamı ertelettim. Yaz sıcağı olmasına karşın kararımı verdim ve 04 Eylü - 18 Eylül 2020 tarihlerini içeren zaman diliminde Hattuşa Vacation Thermal Club Erzin’de Oldum. Bu tesise önceki yıllarda da iki kez gittiğim oldu! Yine kaleme almıştım.                                                                 

                                                              Erzin'in Tarihçesi

Erzin´in Fatih Sultan Mehmet ile Uzun Hasan arasında 1473 Otlukbeli Savaşından sonra çoğunluğu Akkoyunlulardan oluşan Türkmen boylarının, İssos ovasının kuzeyindeki bol otlak ve sulak bir alan olan Karahüyük yöresine göçleri ve zamanla bazılarının şimdiki Yoncadüzü ve Gökdere arasındaki “Akdam”, bazılarının da Erzin in batısındaki “Şeyhin Ocağı” bölgelerine gelerek buraları yurt edinmeleri sonrasında kurulduğu ve adının da Orta Asya da bulunan Tannu (Tanrı) dağları civarındaki (Tannu Ola) Erzin şehrinin isminden geldiği ileri sürülmektedir. Yalnız Türkmenlerin, Karahüyükten 1695-1700 yıllarında buraya gelmeden önce Selçuklular ve Memluklular zamanında bazı Türk boylarının da (Özerler, Tebüklüler-Tıbıklar, Pındıklar) bölgeye geldikleri tahmin ediliyor.

1903 yılında Mutasarrıflık olan Erzin 1906 yılında Bucak haline dönüştürülmüş, İlk Belediye Başkanı Mülayim Osman Efendi (1906-1908) yıllarında görev yapmıştır.

11.07.1939 tarihinde de Adana’dan ayrılarak Hatay iline bağlanmıştır. 1.Dünya Savaşından sonra Erzin, Fransızlar ve Ermenilerin işgaline uğramış ve 4 yıl kadar bunların istilasına maruz kaldıktan sonra 8 Ocak 1922 de bağımsızlığına kavuşmuştur; Bu tarih İlçenin Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır. 19.06.1987 tarihinde ilçe statüsüne kavuşmuştur.

                                                                Erzin'in Ekonomisi

İlçe ekonomisi tarıma dayalı olup başlıca gelir kaynağı narenciye üretimidir. Tahıl ve sebze yetiştiriciliği ile son zamanlarda hızla artan seracılık sektörü de önemli ekonomik kaynaklarındandır. Ayrıca İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları ve yazın hareketlenen turizminde katkıları yadsınamaz.

1965 yılına kadar ilçede kuru tarım yapılmakta idi. O yıl Adana Topraksu Planlama Müdürü Hanifi Soylu’nun katkılarıyla ilçede 2 tane sulama kooperatifi kurulmuş, birine ilçenin eski (Yeşilkent), diğerine yeni (Erzin) adı verilerek narenciye bahçelerimizin hızla artması sağlanmıştır. Böylece işsiz insanlar kasabayı terk etmekten kurtulmuş ve dışarıdan göç almaya başlanmıştır.

Yaklaşık 66.000 dekar Narenciye ve 65.000 dekar tahıl ekim alanının bulunduğu ilçede tüm narenciye çeşitleri (Vaşington, greyfurt, mandalina, limon, yafa, valensiye, minola vs.) üretilmekte olup, çiftçi sürekli araştırmacı olmuş ve yeni çıkan her türlü teknikten yararlanarak verim hızla arttırılmıştır. Bunda 1973 yılında kurulan Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin de katkıları büyüktür.

Ülkemizde Dörtyol portakalı aranılan bir meyve olarak ilgi odağı durumuna gelmiş ise de civar yerleşim birimlerindekiler de dâhil olmak üzere hiçbirinde Erzin’deki ürünler kadar kaliteli olanı yetiştirilememiştir.
Üretimin katlayarak arttığı ilçeden yurdun her köşesine ihraç edilen narenciye Arap Ülkelerinde ve hatta Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde önemli bir pazara sahip olup ancak daha adıyla özdeşleşen “Erzin Portakalı” unvanını alamamanın üzüntüsünü yaşamaktadır!

Erzin’de İçmeler

İlçenin 3 km doğusunda yer alan Erzin içmeleri, özellikle yaz aylarında iç turizme hitap eder. 150 yatak kapasiteli Belediye Moteli ile şahıslara ait pansiyonlar artan talebi karşılamakta güçlük çekmektedir. Çevre, maki ve meşe-çam karışık bir orman örtüsü ile kaplıdır. Sıcaklığı 24 derece, pH sı 6,7 olan Erzin içme suları bikarbonatlı, sülfatlı, magnezyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli ve bromürlü bir bileşime sahiptir. İçme kürlerine elverişli olan bu sular sindirim sistemi hastalıkları, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları ve metabolizma bozukluklarına olumlu etki yapar niteliktedir. İçme sularının sağlık etkinliklerinin (olumlu etki yaptıkları hastalıkların) İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığınca (Çekmece-Nükleer Araştırma Enstitüsü) ile işbirliği içinde yapılmaktadır. Heyecanını hiç bir zaman kaybetmemiştir.

Erzin veHattuşa Vacation Thermal Club İzlenimlerim

Gitmeden önce Tesisin yöneticilerinden Kazım Ertunç ve Başar Özaslan ile telefon konuşmalarımız gerçekleşti. Konuşlanma sonrası da olumlu yaklaşımlarını gördüm.

Resepsiyon görevlisi Alp Karaakın ilgisini esirgemedi. Beyza Şanda’nın kibar yaklaşımı turizmci olduğunu kanıtladı.

Ayaklarım Çatı Restauran’a çıkardı. O görkemli yerden manzara izlemek bir başkadır, diyebilirim. Orada Serfis Şefi Orkun Özaslan ile tanışmaktan mutlu oldum. İlgisini esirgemedi! Aşçıbaşı Menderes Koca ve Restaurant Şefi Tuğba Şimşek ve görevlilerden Levent, güler yüzle karşıladılar.

Tesisin sahibi Doğan Doğan ile telefon konuşmamızda; yangın sonrasında çok güzel yapı ortaya çıktığını ve gözleri okşayan çevre düzenlemesinin ustaca yapıldığını aktardım! Gözümden ve gönlümden geçmesine karşın havuzdan ve termal alanlarından salgın nedeniyle yararlanmadım. Odamdaki küvetteki sıcak suyu kullanmakla yetindim.

Bir de neleri mi aktardım? Yazayım: Çevre illerden gelenlerin yeterli eğitime sahip olmadıklarını; ürkütücü salgın ortamında birçoklarının maske takmadıklarını, mesafeye uymadıklarını ve araçlarını yolun ortasına park ederek engel oluşturduklarını, böylece insanların kendi doğrularında ısrarcı olmalarını…

(Bu güzel tesiste bir kişiden hoşnutsuzluğumu belirtmeden geçemeyeceğim: Teknik Servisten Kurtuluş Esel… Yöneticilerin de ısrarla ilgilenmesini istemelerine karşın wi-fi arızasını gidermedi ve ilgilenmedi!)

İçmeler’de ve Başlamış köyünde yürüyüş yaptım. Sabah saatlerinde Başlamış’ın pide fırını gördüm. Mis gibi pidelerden aldım. Yol boyunca meyve bahçelerini gözlemleyerek yürüyüş sürdü.  Amanos dağlarına yaklaştıkça bol oksijenli esinti rahatlattı!

Etimi temin ettiğim Dostlar Kasabı, Girne Gıda Pazarı ve Özkardeşler Manavı, olumlu izlenimler bıraktılar.

Erzin Belediye Başkanı Av. Ökkeş Elmasoğlu’nu ziyaret ettim. Karşılıklı söyleşimiz sürdü. Erzinli yazar rahmetli Mehmet Ağırgan adına eşi Özlem Ağırgan’ın selamlarını ilettim.

İstanbul Maltepe sahilinde illerin turizm günlerinde tanıştığımız şimdilerde Erzin Nikâh Memuru Hayri Özaslan ile Belediye Zabıta Müdürü Altan Vural’ın odasında buluşma olanağımız oldu. Oradaki görevlilerle neşeli söyleşimiz sürdü. Vural’ın ikramı ve konukseverliği mutlandırdı!

Yaklaşımlarını olumlu bulduğum ve ilgilerini gördüğüm adı geçen kişilere buradan teşekkürü bir borç bilirim.

Dönüş yolculuğu da gidiş örneği sıcak ortamda seyretmesine karşın, Adana Hava Limanındaki bekleme sırasında serinledim!

***

Bugün internet ortamında sayfama düşen meslektaşımın şiirini empatik buldum. Okurlarımla paylaşmayı yeğledim. Dilerim içselleştirerek okursunuz!

 

Eksiği, Noksanı Özünde Ara

 

Toplumsal barışın kuralı böyle

Eksiği noksanı, özünde ara

Sevmeli insanı gönül gözüyle

Hatayı kusuru, sözünde ara

 

Nefis dedikleri, sen ben kavgası

Keskin kılıç gibi önü arkası

Barışçıl olmalı, insanın hası

Doğruyu yanlışı, tarzında ara

 

Dostluktan güzeli, var mı ötesi

En büyük zenginlik, doğa sevgisi

Ne yapayım aşksız bu can kafesi

Akordun bozuksa sazında ara

 

Nefret aşka döner, verince emek

Göz kırpar barışa, açınca çiçek

En güzel ibadet, insanı sevmek

Sevgiyi saygıyı arzında ara

 

Merhamettir, kem gözlerin ilacı

Olma sakın erenlere yabancı

Göz gönülden oluyorsa davacı

Edebi erkânı, yüzünde ara

 

Karanlıklar, aydınlıkla barışır

Siyah beyaz, birbirine karışır

Âdem sana, edep erkân yaraşır

Ateşin harını, közünde ara

 

Cahil kalma, karanlığa ışık tut

Kini intikamı, nefreti unut

Su verirsen elbet yeşerir umut

İyiyi kötüyü, mazinde ara

 

İlkeli inançlı, dimdik duruşu

Uygarlıkla hak hukukla yarışı

Kardeşliği, insanlığı barışı

Mustafa Kemal’in izinde ara!

 

 Fikret Kuşçuoğlu

 

*

                                                  

 

                        *

Abdülkadir Güler, Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 675
Toplam yorum
: 474
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1371
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster