Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
426
 

Ev hali

E-maillerime iki gündür bakmamıştım. Evin günlük hallerinde yoğrulduğum böyle günlerde, hep aklımda olsa da yorgunluğumun getirdiği bir öteleme ile yazılarıma, içsel dünyama, bu dünyada kurduğum imgelere kısa aralar verebiliyorum.

Bizim evin, öteki evler gibi barındırdığı türlü hallerinden bahsediyorum. Bu bir hal ve gidiş değil, bu bir duruş, biçim, yaşam, olarak düşünülmelidir. Ben bu hallerden kiminde yönetmen, kiminde oyuncu, ışıkçı, kameraman ya da seslendiren olabiliyorum. Benim ne olacağım o günkü hal ve gidişe, duruma göre ısıya ayarlı bir klima gibi değişebiliyor.

Bizim evin hallerini şu gruplara ayırıyorum. Başkaları başka durumlar da ekleyebilir.

Evin yalın hali: Evin dış görünüşüdür. Çekirdek aile; anne, baba, çocuklar.

Evin –e hali: Evde günlük yaşam; anne-baba çalışır, çocuklar okula, çalışmaya gider.

Evin –i hali: Ev halkının gelir ve giderlerini kapsar ki kredi kartlarının durumu burada kendini gösterir. Ekonomik sıkıntılar, kredi durumları, fatura ödemeleri, vergiler…

Evin –de hali: Ev halkının günü yaşarken karşılaştığı sorunlar, iniş çıkışlar, sosyal faaliyetler ki dost, akraba ziyaretleri bu gruptadır.

Evin –den hali: Bu hali şöyle anlatayım, Tıpkı birimizin bam teline ötekinin basması gibi infilak alarmının aniden çalması ve yaklaşan sarsıntının habercisidir. Umarım hiçbir evde bu hal sık yaşanmamıştır.

İnanıyorum ki bu hallerin hemen hepsi her evde ve her gün bir devinim içinde yaşanıyor. Bizim ev de bu devinim içinde hayata karışıyor. Bu süreçte kendime ayırabildiğim zamanları iç dünyama gezintiye çıkarak değerlendiriyorum. Böyle anlarda okuyorum, yazıyorum, yoğunlaşmalarım kapı gıcırtısı, sifon sesi, zil sesi vb. nedenlerle sona eriyor.

Bu sabah iki günlük bir aradan sonra e-maillerime bakabildim. Oradaki bir mektup beni havalara uçurdu. Sakın yanlış anlaşılmasın. Ortada bomba filan yoktu. Yazı gönderdiğim bir dergi, kadın ve edebiyat konulu sayısında benim yazıma da yer verildiğini bana muştuluyordu. Bu bir ilkti ve çok önemliydi benim küçük dünyamda. O an, o sevinç, aldığım en güzel ödüldü.

İmgelemim öyle hızla çalışmaya koyuldu ki ben yetişemiyorum. Bir anda Ankara’daki büyük kitap evlerinin vitrinleri o dergiyle doldu. Ben hangisine gidiyorsam, oradaki dergiler tükenmiş oluyor, ben alamıyorum. Nasıl gururlanıyorum, nasıl uçuyorum havalarda. Birden yazma isteğimin aşırı doluluk hali, motivasyonumun maksimim seviyesini algılayışım, ayaklarımın yerden kesilmesi ve çocukların “ Anne, ben acıktım.” çığlıkları ile büyünün bozulması beni gerçek dünyama getirdi. Bu da bir düş olabilir mi? Ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 565
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

1957 doğumluyum. Emekli öğretmenim. Edebiyat ve müzik kişisel ilgi alanım, eğitim ise mesleki ilgi a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster