Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
741
 

Evlilik: Kadının daha çok konuştuğu, erkeğin giderek daha az duyduğu kurum... [7]

Evlilik: Kadının daha çok konuştuğu, erkeğin giderek daha az duyduğu kurum... [7]
 

Dünyayı gözü görmemeler, birbiri için yanıp tutuşmalar devam ederken, ara sıra buluşmalar yetmez olur ve nihayet o talihsiz karara varılır: Evlilik!

Genç kadın bir haftalığına annesini ziyarete gitmiş. Kocası işte olduğundan, iki pusula bırakmış. Birini çay kavanozuna, diğerini ise televizyona yapıştırmış. Döndükten sonra bir de bakmış ki pusulalarından biri, gömleklerinin arasında... Kıyamet kopmuş:

- Neee? Senin ben yokken, temiz beyaz gömleğe ne ihtiyacın vardı ki? Çabuk söyle!..."

İster evlilik olsun, ister aynı evi paylaşmak, ilk günler de güzel gözükse de, zaman içinde kadına getirdiği sorumlulukların fazlalığı ve eşlerin aşırı rahatlığı, vurdumduymazlığı nedeniyle, bozulmaya başlar.

Tatlı telaşlar, koşuşmalar biter, ortak hayat başlamıştır. Konuşmaların sevbepleri değişime uğrar...

Kadın daha çok konuşmaya, erkekse giderek daha az duymaya başlar!

Akşam işinden çıkıp hemen evine giden erkeğin durumu normaldir. Bir kaç saat gecikip, arkadaşlarla buluşması ya da ayak üstü iki tek atması da anormal sayılmaz...

Ancak evlilik uzadıkça, gecikmeler artar... Neden acaba?

Hanım akşam vakti, işten yorgun argın dönen kocasına telaşla anlatıyormuş:

- Doktor dilime bir baktı, çok çalışmaktan bu hale geldiğini hemen anladı...

- Aferin o doktora. Gördün mü, ben sana hep 'çok konuşma' demiyor muydum?

Erkelerin yalnız başlarına "iş gezileri"ne çıkmaları da tam bu döneme rastlar:

Evin beyi iş gezisine çıkıyormuş. Tam valizini eline almış, kapıdan çıkıyormuş ki:

- Hanım, iş icabı bir haftadan fazla kalmam gerekirse, bir kart atarım.

Kadın kafasını sallamış:

- Zahmet etme! Nasıl olsa atacağın kartı paltonun cebinde gördüm...

Geçenlerde okuduğum bir haber, erkeğin henüz "çaylak" olduğu döneme ait:

Malezya'da bir adam, annesinin ölüm acısını cenaze töreni sırasında evlenmekle giderdi. P. Sanjeevi Rajan, bu şekilde annesinin, düğününe katılma arzusunun da gerçekleşmiş olduğunu savundu.

Rajan (28), R. Sasikalah adındaki gelinle Selangor eyaletindeki evde, dün annesinin tabutunun önünde evlendi. New Straits Times gazetesindeki habere göre, gözyaşları içinde açıklamalarda bulunan damat, "Bugün benim hem en mutlu hem de en üzgün günüm. Düğünü tapınakta yapacaktım ama annem de katılabilsin diye düğünü burada yaptım" dedi. Anne K. Narani (47), düğün için Hindistan'da alışveriş yaptığı sırada geçirdiği kalp krizi sonucu ölmüştü.

İlk günler evlilik ve aşk yolundayken, henüz "cicim ayları"nda koştururken, her şey yolundadır.

Neşe, keyif, sohbet gırladır...

Aklını da , ruhunu da, güzelliğini de beğendiğiniz kişi, zaman içinde parlaklığını kaybetmeye başlar.

O akıllı insan gitmiş, "ya yine mi?"ler gelmiştir.

Bazen iki ay, bazen beş yıl içinde, dünyadaki en kusursuz insan, dünyadaki en sorumsuz ve dağınık kişiye dönmüştür! Hayret doğrusu...

İlk günlerde işe giderken dudaktan alınan öpücük yerini önce yanağa, sonra uzaktan mucuk mucuklara bırakır.

Sarılmalar giderek çözülür, aynı koltukta bile oturulmaz olur ve zamanla kapı çarpıp çıkmalar başlar.

Flört ederken buluşmaya traş olup parfüm kokuları içinde gelen adam, evlendikten sonra eğer o gün dışarı çıkmayacaksa "Suratım dinlensin" deyip sakalı ve pijamalarıyla geçiverir karşınıza...

İlk günlerde dibini tutturduğunuz yemeği bile bayıla bayıla yiyen adam, artık kuş sütü bulsanız annesini yemeklerini aramaya başlar.

İlk yıllarda "tanıştığımız, bakıştığımız gün" diye her "özel" olay kutlanırken, zamanla evlilik yıldönümü bile unutulur.

Gün içinde başka kadınlarla konuşurken içlerine çekmekten bıktıkları o göbeklerini sizin yanınızda açıp "hart hart" diye kaşımaya başlarlar.

Kadın çenesini kısmış, kocasına soruyor:

- Her akşam yere batasıca meyhaneye zorla mı gidiyorsun?

Adam bıkkın:

- Zorunlu değil, sürgün olarak!...


Meraklısına not:
"Neee! Altı tane daha mı var hanım? Bırak bu çocuğu, Allah bilir bekardır bu! Ben maçımı izleyeyim..."

Evlilik 1: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47794
Evlilik 2: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47815
Evlilik 3: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47826
Evlilik 4: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47893
Evlilik 5: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47952
Evlilik 6: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=48256

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3552
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster