Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '11

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
677
 

Eyy ruh! Geldiysen bize biraz akıl ver!

Eyy ruh! Geldiysen bize biraz akıl ver!
 

Ülkemizde son zamanlarda sinema adına güzel şeyler oluyor. Ama aynı başarının televizyon dünyasında gerçekleştiğini söylemek oldukça zor. 

Başrollerini Berrak Tüzünataç ve Engin A. Düzyatan'ın paylaştığı, Leyla Yılmaz'ın ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu 'Bir Avuç Deniz' toplamda dört ödülle ( en iyi film, en iyi görüntü yönetimi, en iyi kurgu, en iyi kadın oyuncu) New York City Uluslararası Film Festivali'ne damgasını vurdu. Yine Ali İlhan'ın 'Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak' filmi de seyirci ödülleri kategorisinde en iyi film ve en iyi kadın oyuncu ödüllerinin sahibi oldu. Nuri B. Ceylan ile başlayan süreç hızla devam ediyor. Bugün adını bile duymadığımız, dar bütçeli filmler çeşitli festivallerden ödülle dönmeyi başarıyor. Ülkemizde pek beğenilmeyenleri bile yurtdışında değer görüyor. 

Gişe bilgileri de sinemanın doğru yolda olduğunu gösteriyor. Yerli filmler daha çok seyrediliyor ve yabancı filmlere olan hayranlık da eskisi kadar değil. Özellikle komedi ve dram alanlarında başarılı filmler yapılmakta. 

Gelelim televizyona... Sinema için söylediğimiz ne varsa tv için de tam tersini söylememiz gerekiyor. Televizyon programlarının hali içler acısı. 90 dakikalık diziler, uzun reklam aralarıyla birlikte, insanları başka aktivitelere yönlendiriyor. Senaristler 90 dakiyayı doldurmak için gereksiz ayrıntılara yer vermek zorunda ve bir kaç bölüm sonra da bir şarkının nakarat bölümü gibi tekrarlanan olaylara tanıklık ediyoruz. Yeni projelerin çoğu başarısız olup daha bir kaç bölüm yayınlandıktan sonra final yapmak zorunda kalıyor. Yeni düşünceler başarılı olamayınca da ya bir roman yada eski bi sinema filmi televizyona aktarılıyor yada zamanında çok sevilmiş diziler yeniden çekiliyor: Çocuklar Duymasın gibi 

Sabah kuşağı programları da tamamen reyting almaya yönelik. Kavga edenler, barışmak için ekranlara çıkanlar, evlenmek isteyenler vs. Bu tarz programların da pek faydalı olduğu söylenemez heralde. 

Ve gelelim bu yazıyı yazmamın sebebine... Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar'ı biraraya getirip reyting rekorları kırma fikri tutmadı. İki cambazdan biri, Ahmet Çakar, programdan ayrıldı. Reytinler epey düşmüş olmalı ki işi gücü bırakan Erman Hoca Türk futbolunun kaybolan ruhunu aramaya başladı! Her konuştuğu merak edilen, sözü dinlenen Erman hoca reyting uğruna neler yaptı. Hem de şike soruşturması kapsamında ifade veren, futbolu temizlemesi beklenen Erman Toroğlu! En ilginci de yanındakiler de susmuş ne yapacağını bekliyor. Hani bir adam uçacağını iddia etmişti yaa onun gibi bir şey aslında... Bir adamın uçabildiğine inanıp onu televizyona çıkarabiliyorsanız, Erman hoca da 'ben uçamıyorum ama çok güzel ruh çağırıyorum' der. 

Çok fazla uzatmaya gerek yok aslında. İşin özü, amaç eğer reyting dolayısıyla para kazanmaksa sanırım bu uğurda her yolu mübah görmek gerekiyor. Erman hoca da artık dizilerde bile denenmeyen bi yolla bunu başardı. 

Kilişe bi sözdür, ruh çağırırken: Eyy ruhh geldiysen bir işaret ver! 

Biz şöyle bitirelim: Eyy ruh geldiysen bize biraz akıl ver! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1313
Kayıt tarihi
: 21.08.11
 
 

21 yaşındayım İst. Üniv siyaset bil. ve ulus. ilişkiler 4. sınıf öğrencisiyim... Olaylara eleştir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster