Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
715
 

Farkı farketmek mümkün mü?

Derbilerin favorisi olmaz der, futbol büyüklerimiz ve zaman da genelde onları haklı çıkarmıştır. Ancak bir de görünen köyün, kılavuza ihtiyaç duymayacağı gerçektir. İki takıma kağıt üstünde baktığımızda birçok kişi favorinin Galatasaray olduğunu rahatlıkla söyler. Hatta Sayın Uluç, "normal şartlarda Galatasaray'ın fark atması gerekir, eğer Skibbe korkak futbol oynatmazsa" demişti hafta içinde. Kazın ayağının nasıl olduğunu ise 90 dakika sonunda hep birlikte göreceğiz.
Her iki takımda büyük umutlarla başladı lige ve Avrupa macerasına ama ikisi de hayal kırıklığı yaşadı.
İki takımın da hocasının koltukları tehlikede, Dede, "istikrar" söylemleriyle, Skippe ise "kontenjandan" hala görev başındalar.
İki takımında son oynadıkları maçlarda, savunmaları ön plana çıktı, birisi yemeyerek, diğeri yemeyip, üstüne bir de atarak...
Kadro devamlılığı açısından da Galatasaray daha avantajlı, ne de olsa sarı-lacivertliler bu sezon oynadıkları ilk resmi maçtan beri aynı onbiri sahaya süremedi.
Maç öncesinde herşey Fenerbahçe'nin aleyhinde gibi görünse de maçın kaderine etki edecek iki faktör maçı sarı-lacivertlilere getirebilir. Taraftar ve sinir hakimiyeti.
Gaziantep karşısında, kendi sahasında dökülen, neredeyse havlu atmış takıma "bizler inandık, siz de inanın" tezahüratları ile ayağa kaldırıp, şampiyonluğun gelmesine sebep olan taraftarın, tribünlerde yerini alması gerekiyor artık. Maç içinde oyuncusunu "hep destek, tam destek" diyerek destekleyecek, tabelada yazan rakamlar ne olursa olsun, onların yanında olduğunu hissettirecek taraftar topluluğuna en büyük görev düşüyor.
Diğer yandan bu maçın, "al gülüm ver gülüm" maçı olmayacağı aşikar. Korakor bir mücadele seyredilme ihtimali oldukça yüksek. Bununla birlikte de kartların havada uçması gbi bir durum kimseyi şaşırtmamalı. Sinirlerine hakim olabilecek taraf maçın sonunda soyunma odasına mutlu gidecektir.
Dede'ye naçizane birkaç uyarı da bizden...
-Adam markajı yapılması gereken oyuncuların arasına Edu'yu da ekle.
-Maldonado'ya, topa ikinci kez dokunursa, çarpılmayacağı gerçeğini iyice öğret.
-Roberto Carlos'a yanındaki koltuğu ver, Vederson'u dışarıdan seyrederek ne yapması gerektiğini hatırlasın
-Uğur Boral'a maçtan önce, bilgisayarında herhangi bir strateji oyunu oynamasına izin verme, çünkü etkisinden kolay çıkamıyor, sonra maç içinde de sürekli topla kavga ediyor.
-Sürmeli gözlü Deivid'in, tüm Brezilyalıların yaptığı gibi sahaya girerken sağ ayağı üzerinde üç kez yerine yirmiyedi kez sekmesini tembihle. Neme lazım, işi garantiye almak lazım.
-Bu maçta alacağın bir galibiyet, tüm sezondaki abukluklarını unutturabilir, sakın unutma.
-Sürekli saç diplerinle oynama, kepek sorunun varsa Neşe'ye sor. Ne de olsa onun kepek sorunu çözüldü de, tv reklamı bile yapıldı.

Sonuç ne olursa olsun, mücadelesi ile, golleri ile, tribün güzelliği ile zihinlerde yerini alıp, ilerleyen yıllarda çocuklarımıza anlatabileceğimiz bir maç olması, en büyük dileğimiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 10742
Kayıt tarihi
: 02.08.08
 
 

1969 Bursa doğumluyum. 1990 Yüksek Denizcilik Okulu'ndan mezun olduktan sonra uzun bir süre gemilerd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster