Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
780
 

FB’li olmak zor zenaat!?

Üzerinize afiyet, dün bir rüya gördüm, canım sıkkın uyandım yine. 

Rüya şöyleydi: Benim Fenerbahçeli oğlan merdivene oturmuş, önüne bir Türkiye haritası açmış, bir eli başında, diğer elindeki kontak anahtarının ucuyla, haritadaki Malatya İli üzerini tıklayıp duruyordu. Niye bunu yapıyordu, anlayamadım doğrusu, sizce neden olabilirdi acaba? 

Çok üzüntülü olduğu her halinden belli olan Fenerli oğluma yaklaşıp; “Hayrola oğlum, canın bir şeye mi sıkıldı, derdini paylaşmazsan çare bulamazsın” dedim. Yüzüme bile bakmadan, elindeki küçük notlar yazılı kâğıdı uzattı, kalkıp, elleri cebinde vaziyette, yoldaki küçük taşları tekmeleye tekmeleye uzaklaştı gitti… 

Hemen kâğıtta yazılı nota baktım, bir kıtalık bir şiirdi ve aynen şöyle yazıyordu: 

“Kâh Pendik’te, kâh Trabzon’da/ 

Kâh Malatya’da ağlarım/ 

Kaderim buymuş, neyleyim/ 

Çünkü ben Fenerbahçeliyim…” 

Şiiri okuyunca hem güldüm, hem de düşündüm ve şöyle mırıldandım: “Ulan bu çocuk askerdeyken bile bana iki satır mektup yazmaya üşenirdi. Şu FB’ye bakın ki, bu adamı bile şair edip, şiir yazdırmaya başlamış, helâl olsun onlara, ne güzel” dedim… 

Eee, Fenerli olmak kolay değil dostlar. Rahmetli şairimiz Yusuf Hayaloğlu da, “Ah Ulan Rıza” şiirinde ne diyordu çok sevdiği takımı için: 

“…Aynı kafadaydık/
Orta ikiden bıraktık/ 

Matematik ağır geliyordu/
Biz başka havadaydık/
Aynı gömleği giyer/ 

Aynı sigaraya takılır/
Aynı takımı tutardık/
Fener'in her maçına iddialaşıp/
Millete az mı yemek ısmarladık…” 

Radyocu Sezai de, bizim Fenerli Ferit’e fena dadandı. Her maçında başında bitiyor, sürekli iddiada yemek kazanıyor! Sezai öyle semirdi, yemekler ona öyle yaradı ki, çocuktaki ense de, Antalyalı Başpehlivan Kemal Tokmak’ın ensesine benzedi!.. (Maşallah, maşallah; nazar değmez inşallah, tüü tüü tüüü…) 

Hani, zaman zaman içimden geçirip, bu yağlı enseye bir Osmanlı tokadı atmak istiyorum ama, biz Trabzonsporluyuz, bize yakışmayacağı için, bu hummalı isteğimden vazgeçiyorum! Ama belli olmaz, biraz daha enseyi büyütürse, buna dayanamayabilir, bir tokat atarak kendisinden ve Trabzonspor camiasından özür de dilerim belki? 

Bunlar, Sezai’nin tek kazandıkları değil. Geçmişte takım elbise, ayakkabı, gömlek gibi iddiaları da kazandı ama, bunları size asla söyleyemem, sonra dedikodu olur, ayıp kaçar… 

Bir de Sezai kadar olmasa bile, Arçelikçi Serdar da iddialardan en çok nemalananlardan biri, GS’lı fanatik bir Ultraslan… Hani, kazandıklarında gözümüz yok da, niye olsun canım!? Bırakın şu Kanaryaların yakalarını kardeşim, zati adamlar üzgün, bir de sizi mi doyurup duracaklar, lütfen bir daha iddiaya girmeye gelmeyin yahu… 

Bakınız, bir zamanlar ben de köyümdeki ‘Nalbant Hüseyin’ ile her gün tavla oynardım. Adam da beni her gün benzetir, kahve dolusu insanlara çay – kahve ısmarlardım. Bu tavlada nallanma olayı, tam 6 ay devam etti. Sonunda, o keskin zekâmla, bizim Nalbant Hüseyin’in 6 aydır ‘zar tuttuğunu’ anlayabilmiştim! O gün zarları fincanda attırdım, yine yenildim. Yün takkesini çıkartıp, zarları oradan attırdım, yenildim. En son tavla oyununda ise, arkası yatık şıpıdık bez pabucunun içinde zarları sallattım, yine yenildim!.. Yahu adam, şıpıdık pabucunun içinde bile zar tutuyordu… O son oyundan sonra kalkıp elini öptüm, “Ustamsın” dedim ve tam 34 yıldır adama bulaşmıyorum!.. 

Fıkra bu ya; bir Galatasaraylı bir Fenerli ve bir de Beşiktaşlı, Suudi Arabistan’da bir otelde içki içerken yakalanmışlar, iyi mi? Üçü de idam cezasına çarptırılmışlar. Bütün yalvarmalarına karşın, ceza ömür boyu hapse çevrilmiş, ama Kral o gün af çıkarmış ve cezayı 20 kırbaca çevirmiş. Kral Türkleri çok sevdiği için, her birine bir istek hakkı vermiş. İlk Fenerli gelmiş; “İsteğim, sırtıma bir yastık bağlayın” olmuş, ama 10 kırbaçtan sonra yastık parçalanmış ve hiç fayda etmemiş, sırtı berbat olmuş. Bunu gören uyanık Beşiktaşlı, sırtına iki yastık bağlattırmış, ama o da 10 kırbaçtan sonra parçalanmış ve fayda etmemiş. Sıra GS’lıya gelmiş, Kral da GS’lı olduğu için, ona iki istek hakkı sunmuş. GS’lı; “İlk isteğim, bana 40 kırbaç vurun” olmuş. Bu isteğe herkes şaşırmış, Kral ikinci isteğini sormuş, GS’lı; “Ama sırtıma şu Fenerbahçeliyi bağlayıp da, beni öyle kırbaçlayacaksınız” demiş… 

Uzun lâfın kısası; bu “Üç Büyükler“ var oldukça, bu espriler de, bu olaylar da ilelebet sürecektir… Sakin KOŞAR. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 684
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster