Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '07

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
1078
 

Fena fütürolog değilmişim!

Fena fütürolog değilmişim!
 

Dün çok ilginç iki haber okudum. Biri, “ODTÜ’nün akıllı camı ucuzlatan buluşu”, öteki ise Amerikan NBC televizyon kanalının sunucusu Tom Brokaw’ın Washington Post gazetesini ziyaretinde söylediklerini konu alan “basının geleceği dijitalde” başlıklı iki ayrı haber... Bu haberlerin benim açımdan şöyle bir önemi var: Geçen yıl bugünlerde yazdığım “Gelecek üzerine notlar” başlıklı blogumda tam da bu konulardan söz etmiş ve yakın gelecekte basılı gazetelerin yerini dijital formatların alacağını, bugünkü dizüstü bilgisayarlardan farklı olarak kolay taşınabilir, çok hafif, ince ve esnek yapıda yeni nesil bilgisayarlar geliştirileceğini gazeteleri de oradan takip edeceğimizi öne sürmüştüm.

Her iki haber de benim söylemek istediklerime neredeyse bire bir uyuyor. Eğer doğru anladıysam, ODTÜ’de geliştirilen teknoloji esnek yapıda görüntüleme cihazlarının yapılabileceğini mümkün kılacakmış. O halde bunun bilgisayarlara uygulanması çok uzun sürmeyecektir. O zaman şimdikinden çok daha kolay taşınabilir, belki de katlanıp cebe sığabilecek bilgisayarlar yapılabilecektir. Bir yandan böyle bir bilgisayar nesli geliştirilirken öte yandan hem veri aktarım hızları şimdikinin birkaç katına çıkacak hem de internete kablosuz bağlantı sistemleri daha da gelişerek, belki de cep telefonları gibi baz istasyonlarından bağlanabilmemiz mümkün olacaktır. O zaman gazete almak için bayiiye gitmemize gerek kalmayacak. Boş yere kağıt israf edilmeyecek, bunun için ağaç kesilmeyecektir.

Gerçi gazetelerin internet yayını başladığından beri basılı gazete formatının son bulacağı söyleniyordu ama bence bu bahsettiğim bilgisayar nesli gelişmeden o kadar kolay değildi. Şimdi oradaki eksik halka tamamlanmak üzere. Bu durumda kağıt gazeteler tamamen ortadan kalkmasa da basının esas olarak dijital formatta geçeceği kesin gibi...

Fena fütürolog değilmişim yani! Gelişmelerin benim söylediklerimi bu kadar kısa zamanda doğrulamaya başlaması hoşuma gitti. Yalnız o yazımda bunların yanı sıra, insan ilişkilerine, devlet ve aile gibi kurumlara ilişkin can sıkıcı şeyler de söylemişim. Umarım onlar bu kadar hızla gerçekleşmez!

Gelecek üzerine notlar

“Gelecekte şimdi vazgeçilmez sandığımız birçok şey ortadan kalkacak. Mesela gazeteler artık kâğıda basılmayacak. Şimdikinden çok ince, çok hafif, çok az enerji harcayan, daha esnek, çok hızlı çalışan ve daha büyük ekranlı dizüstü bilgisayarlar olacak. Mukava kalınlığında, kolay katlanabilen, kolay taşınabilen bir bilgisayar nesli geliştirilecek. Bunları otobüste, uçakta, arabada, parkta otururken kullanabileceğiz. Tıpkı şimdiki cep telefonları gibi. Gazeteleri de tamamen oradan okuyacağız. İleri - geri sarma tuşlarına dokunarak sayfa sayfa ilerleyeceğiz. Sayfaları bütün olarak göreceğiz. Çok cüzi bir ücretle abone olup okuyacağız.

Bir gün önce yaşanmış bir olayı haber vermek için bir sürü maliyetle basılıp dağıtılan ve en geç o günün öğlen sonrasında bayatlayan kâğıt gazetenin fazla bir ömrü kalmadı. Kâğıt, bir dokümantasyon ve iletişim aracı olmaktan çıkacak. Bu kötü bir gelişme olarak görülmemeli. Bugün yalnızca Türkiye’de günde ortalama beş milyon adet gazete basılıp dağıtılıyor. Bu yaklaşık bin tonluk yükün her gün yüzlerce kilometre ötelere taşınması demek; dergiler hariç. Bunların yaklaşık yüzde yirmisi-otuzu da iade olarak geri döner. Basımında ağır ve zehirli kimyasallar kullanılır. Müthiş bir israf, büyük bir ağaç kıyımı, korkunç bir çevre kirliliği.

Ancak gazeteler şimdiki kimliği, imajı ve isimleriyle internet ortamında varlığını sürdürecek. Gazetelerin internet siteleri abonelik ve reklam gelirleriyle ayakta kalacak. Öte yandan reklam medyaları da değişecek. Bilinçaltı reklam mesajları yaygınlaşacak. Gündüz farkında bile olmadan zihnimize işlenen mesajlarla o ürünü rüyamızda görüp sabah satın almak için karşı konulmaz bir istek duyacağız.

Rüya başlı başına bir sektör olacak. Daha uzun süre uyuyup daha derin ve hatırlanacak rüyalar görmemizi sağlayacak ilaçlar, rüya hapları bulunacak. Vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak bunları satın almak için de çalışacağız. Rüya, gerçek yaşama paralel bir yaşam haline gelecek. İnsan zihni bilimin ve sanayinin önemli bir faaliyet alanı olacak. Sanal yolculuklar yapacağız. Geçmişteki bir savaşın içine girip asker olarak savaşabileceğiz.

İnsan ilişkilerinde büyük değişimler meydana gelecek. Yalnızlık daha da artıp mutlak yalnızlığa dönüşecek. Aşk, esas olarak bu duyguya ilişkin tüketim sektörünün ürünlerinin satışını arttırmak ve kolaylaştırmak için yapay biçimde yaşatılacak. Bildiğimiz anlamdaki aşk tamamen ortadan kalkmayacak ama sevginin ve aşkın süresi yıl, ay, hafta değil, saatlik birimlerle ölçülecek derecede kısalacak. Bir günde birden fazla aşk yaşanabilecek. Buna karşılık cinsel tatmin ihtiyacı büyük ölçüde sanal hazlarla giderilecek. Cinsel haz ve tatmine daha az ihtiyaç duyulacak. Rüya, oyun, öğrenme ve zihin yolculuklarından alınan haz, cinsel zevk isteğini azaltacak. Zaten erkeklerin sperm miktarı ve kalitesi düşecek. Çoğunluğu dölleme yeteneğini büyük ölçüde kaybedecek. Zengin, iktidar noktasında ya da karar verme mekanizmalarında yer alanlar hariç bütün erkekler köle haline gelecek.

Ortalama ömür beklentisi zengin ülkelerde yüz yaşın hayli üzerine çıkarken yoksul ülkelerin vatandaşları şimdikinden de daha kısa ömürlü olacak. Nüfusu azalan ve yaşlanan ülkelerde hükümetler kiralık anneler çalıştıracak. İyi ve güçlü genlere sahip erkeklerden para karşılığı sperm alınıp bir ücret karşılığında taşıyıcı annelere nakledilecek. Anneler bu kiracı bebekleri isterse yine bir ücret karşılığında bir süre emzirip büyütecek, isterse doğum yaptıktan hemen sonra devlete devredecek. Aile kurumu büyük ölçüde ortadan kalkacak. Kimsenin, kardeşi, amcası, dayısı ya da herhangi bir akrabası olmayacak. Buna bağlı olarak kimsenin mirasçısı da olmayacak. Herkesin malı mülkü devlete kalacak. Aslında bildiğimiz anlamda devlet de olmayacak. Şirket, parti, tarikat ve gizli örgüt karışımı bir yönetim yapısı ortaya çıkacak. Belli bir coğrafik sınıra dayanan devletlerin yerini daha küçük ölçekli, sanal ve kent düzeyinde topluluk örgütleri alacak.

Ulus ve din gibi toplumsal kategoriler ortadan kalkacak. Bugünkü dillerin tamamına yakını unutulacak. Herkes aynı dili konuşacak. Büyük ihtimalle şimdiki İngilizce gramer kurallarına sahip ama içinde bugünkü birçok dilden birkaç milyon kelime barındıran tek bir “hiper-dil” konuşulacak. Büyük olasılıkla yeni bir yazı dili ortaya çıkacak. Daha çok harfin kullanıldığı daha yoğun bir yazı biçimi bulunacak.

Hayat ve ölüm arasındaki fark azalacak. Çoğu kişinin öldüğünü dahi bilemeyeceğiz. Kişinin bilgisayarı yaşarken her gün yaptığı işleri sahibinin ölümünden sonra da kendi başına yapacak. Ancak ölülerin evlerde çürüyüp hastalık saçmaması ve mallarının devlet tarafından vakit kaybetmeden değerlendirilmesi için bir elektronik gözetim mekanizması geliştirilecek. Herkesin evinde bulunan sensörlerle canlı mı ölü mü olduğu belli aralıklarla bir ana bilgisayardan kontrol edilecek. Uzaktan vücut ısısı, nabız gibi belirtileri algılayan bir sistem geliştirilecek. Belediyeler “ölü toplayıcıları birimi” kuracak. Ölü bedenler daha ekonomik biçimde değerlendirilecek.

Öte yandan “sanal ölüm” diye bir yok olma biçimi ortaya çıkacak. Kişilere ceza olarak iletişim hizmetlerine erişememe ve hiçbir platformdan mesaj gönderememe yaptırımları uygulanacak. Elektronik ortamdaki bütün izleri geçici ya da kalıcı biçimde silinecek. Daha doğrusu sadece yönetimi elinde bulunduranların kullanabileceği ortamlarda tutulacak.

Dünyadaki esas yaşam bu çerçevede sürecek. Ama bunu kabullenemeyen bazı insanlar gizlice belki mağaralarda, belki ıssız çöllerde ya da derin vadilerde geleneksel yaşam biçimlerini koruma mücadelesi verecek. Aşık olacak, çocuk doğuracak, tarım yapacaklar. Tabii bildiğimiz mesafe kavramları da ortadan kalkacağı ve egemen yaşam tarzı kendine sürekli yeni yaşam alanları arayacağı için bunu ne kadar başarabilecekler bilinmez.”

.........

Adı geçen haberler için:

http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=3440

http://www.gazeteport.com.tr/DUNYA/NEWS/GP_111751

Resim: http://www.michelnostradamus.org/Nostradamus.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eskiler anlatır.yıllar önce yaşadıkları köye ilk araç geldiğinde köyün büyüklerinden biri şöyle demiş:"karşıdan bişi geliyor ne önünden çeken var, ne arkasından iten". bu ilklerin hala taze olduğu bir topluma böyle uçuk senaryolar şu an için biraz fazla. insan beyninin hayal ettiği herşey birgün gerçek olacak. yinede herşey tamamda aşka kıymasaydın :(............

vario 
 21.10.2008 15:19
Cevap :
Aşka ben kıymadım, ama gelecekte bir yeri yok gibi maalesef :)  21.10.2008 17:24
 

Çarşamba Günü TIME de sizleri dinlemeye geliyorum. Selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 27.11.2007 2:17
Cevap :
Bekleriz efendim. Orada görüşmek üzere. Sevgiler, selamlar...  28.11.2007 9:47
 

Çok güzel yazmışsınız. Bu konuları kapsayan bir uzun ütopik hikaye yazmıştım. Belki kiralık annelere de gerek kalmaz. yapay plasenta yataklar da keşfedilir. tabi bu noktada çok tehlikeli ve çılgın davranışlar da insanlığı altüst edebilir. tıpkı fantastik bilimkurgularda olduğu gibi. Zaten bilim kurgularda olanların çoğu da sonradan gerçekleşen olaylar. jules Verne'nin romanları. Hepsi de gerçekleşti. Ama bu satırları yazarken bile içten içe bir sızı duyuyor insan hüzünlü bir sızı. Belki bunları öngörüp de göremeyecek olmanın yarattığı bir hüzündür. Enerji konusu beni düşündürüyor. Ya insanların sahtekarlığı küçük ayak oyunları. sanırım böyle sanal ortamda gerçeğin pek de önemli olmadığı noktada "olduğun değil de söylediğin olmak" gerçek kimlik sayılacak. Büyük hortumcular filan onlar ne şekilde iş görecekler? Biraz da bu konularda kafa yormak gerekiyor. Keşke arkadaşın yazdığı yorumdaki gibi kimsenin hakkının yenmediği adaletli bir yaşam olsa sonuçta esir olacağız teknonun. selamla

Ezgi Umut 
 26.11.2007 3:45
Cevap :
Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim Ezgi Hanım. Bir gün internette gazete okurken geldi aklıma ve bunları yazmaya başladım. Bence birçoğunu kendi ömür süremiz içinde de görebileceğiz. Sevgiler, selamlar...  26.11.2007 10:17
 

yakın bir gelecekte paranın tamamen ortadan kalkacağını düşünüyorum.Şuan kullanılan "Saat şeklinde kredi kartı " gibi bir şey yapacaklar mesala..3000 YTL maaş mı alıyosunuz 3000 puan kartınıza geçecek. 1000 YTL kira mı ödüyosunuz 1000 puanınız evsahibin kartına transfer olacak.Çocuğunuza haçlık mı vereceksiniz 10 puan:)..Ve tüm bu işlemler devletin ana bilgisayara kaydedilecek.Ve ne olacak..vergi kaçakçıları, dolandırıcılar sürekli kontrol altında tutulabilecek. tuik in işleride bir hayli kolaylaşacak:)..bu arada ilk yorumumda belirtemedim düşüncelerinizi bir çoğu çok olası şeyler.gerçekten hiç te fena değilsiniz bu konuda.

Sema AYDIN 
 23.11.2007 12:55
Cevap :
Valla ben şahsen çok az nakit para taşımaya başladım. Hemen hemen bütün faturalarımı otomatik ödeme yöntemiyle yapıyorum. Maaşlar bankaya yatıyor, ordan kendi kendine bir yerlere gidiyor, ben görmüyorum bile :) Söyledikleriniz gerçekleşebilir şeyler. Katkılarınız için tekrar teşekkür ederim. Onur verdiniz. Selamlar, saygılar...  23.11.2007 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3588
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster