Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '14

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
399
 

Finans dünyasında kazanana hep kasadır

Finans dünyasında kazanana hep kasadır
 

borsa, bankacılık, faiz, hisse senedi, türev, para, yatırım, sermaye piyasası, banka, bankacılık, pozisyon, faiz lobisi


Herşeyden önce Ekonomi amoral bir bilimdir.  Yani ekonominin ahlakı yoktur. Makro Ekonomi içinde faiz para başlığı altında yer alır. Günümüz modern finans dünyası faiz mekanizması ile dönmektedir. Faiz mekanizmasıda Para Politikası kurulu ve Merkez bankalarınca belirlenip bankalarca yönetilmektedir. Faiz servetin el değiştirme mekanizmasıdır. Faiz mekanizması ile firmalar, devletler, bireyler iflas ettirilebilir. Dünyada finans dünyasında dolaşan paranın %90 faiz ve faize dayalı enstrümanlara bağlanmış durumdadır. Hazine bonoları, devlet tahvilleri, vadeli mevduat hesapları, özel sektör bonoları, EUROBOND lar ve bu enstrümanlara bağlı Türev araçlarla birlikte çok derin bir piyasası vardır. 

Faiz IS/LM modeli ile belirlenmeye çalışılır ancak bizim gibi dışardan finansmana muhtaç ülkelerde IS/LM eğrisi  faiz oranı   orantısız ve gerek firmalar gerekse tüketicilerin aleyhine çalışır  (faiz lobisi) nin menfaatine çalıştırılır.  Katmadeğerli ürün üretemeyen, kendini geliştiremeyen hantal ve tüketici bir ekonomide böyle olmak zorundadır.

IS/LM sırasıyla Yatırım (Investment) Tasarruf (Saving) / Likidite Tercihi(Liquidity preference) Para arzı (Money supply) anlamına gelmekte ve ingilizce anlamının baş harflerinden türetilmiştir.

Yani yatırımlar, tasarruflara göre nakit ve piyasaya ne kadar para pompalansın ki, paranın kıtlığı ona göre ayarlansında paranın kirası olan faizi ona göre belirleyelimin formülize edilmiş halidir.

Ekonomin doğası arz-talep üzerine kuruludur. Ekonomide farklı ekoller, fragmanlar ve yaklaşımlar mevcuttur.

Faiz oranları belirsizlik ve kargaşadan beslenir. Riskle yaşar. Riskide finans baronları küçük bütçelerle kaşırlar ve büyütürler. 

Mesela: Türkiyenin Kamu ve özel sektör yıllık 100 milyar dolar finansman ihtiyacı var ve maliyeti LIBOR+ DEFAULT RISK+ Reel faiz  %5 seviyesinde diyelim. Yani yıllık 5 milyar USD faiz geliri.

Faiz oranında meydana gelecek %1 lik artış faiz gelirinin 1 milyar USD artması demek. Yani yattığın yerden extra 1 milyar dolar. Bu bir milyar doların 200 milyon dolarını herhangi bir taşeron örgüte ver, bu örgüt sana istediğin kargaşayı çıkartsın.

Bankalar fon arzlarını, fon taleplerine sunarak finansal çarkları döndürürler.

Katılım Bankacılığı, İslamı Bankacılık denilerek kar payı, vade farkı gibi kavramların arkasına sığınılarak elde edilen de faizdir.

Dünyadaki Borsalarda dolaşan para toplam paranın %10 u kadardır. Yani faiz ve faize dayalı enstrümanlar bir okyanus ise borsalar okyanusun üstündeki dalgalardır. Faizin inip çıkmasına göre oluşan dalgalar. 

Finansın temeli risktir. Yüksek risk, yüksek kayıp veya kazanç olasılığı taşır. 

Riskler ise sistematik ve sistematik olamayan risklerdir.

Faizle ilgili bilinmesi gereken bir diğer şey ise Reel faiz, Efektif faiz ve Nominal faizdir.

Nominal faiz: Paranın büyüme oranıdır. Yani 100 TL nizin yıllık %10 faiz oranı ile 1 yıl sonunda 110TL ye ulşamasıdır.

Reel Faiz: Nominal faizden fiyatlar genel düzeyindeki artış olan enflasyon oranının çıkartılması ve paranın geri ödenememe riskininde eklenmesi sonucu ulaşılan ise reel faizdir.

Türkiye'de Nominal faiz enflasyon düştüğü için düşmüş olsa da reel faiz göreceli olarak artmıştır.

Zira %70 ler civarında TL için nominal faizin oldugu 2001 li yıllarda enflasyon oranı %67 idi ise reel faiz yaklaşık olarak %3 lere tekabül eder iken, günümüzde enflasyon %7 ise ve bankalar vadeli mevduat hesapına %12 faiz teklif ediyorsa reel faiz %5 ler seviyesine gelmektedir .

Ayrıca bankalar bu %12 maliyetle topladıkları mevduatları tüketicilere ve firmalara şuan bile en düşük %18-%24 seviyelerinden geri ödenmeme riskini de fiyatlayarak satmaktadırlar.

Yüksek rekabetin oldugu ve kar marjlarının süratle düştügü günümüz reel sektörüne bir darbe de buradan gelmektedir.

Zira çoğu endüstri çok düşük kar marjları ile yaşam mücadelesi vermektedir.

Firmalar denize düşen yılana sarılır der gibi bankalara sarılmakta ve borç sarmalında yok olup gitmektedir.

Tek tük başarı hikayeleri olsa da bankalarla ilişkiye girenlerin çoğu kötü son yaşamış, temerrüte düşmüştür. Iflasa sürüklenmiştir.

Kendi risk grubundaki ülkeler içinde en fazla reel faiz veren ülke Türkiyedir. Bunun nedeni ülkenin maruz kaldığı riskler ve yetersiz tasarruf oranları ve sermaye piyasalarının sağlıklı olmayışıdır.

Birbaşka gerçeklik ise finans dünyasının tamamı olasılık teorisi üzerine tasarlanmıştır. Olasılık teoriside casino teorisi gibidir. Yani kazanan daima kasa yani (house)'tur. Kasanın sahipleride kapitalist finans baronları, banka CEO ları, bankalar, hissedarları, Merkez bankaları ve borsacılar ile borsa aracı kuruluşlarıdır. 

Faiz ile borsa endeksi arasında ters korelasyon vardır. Faiz arttıkça para borsadan çıkar ve faize dayalı enstürmana yönelir.

Ülkemizde borsa çok sığdır. Atılan tüm adımlara rağmen istenen yere gelememektedir. Toplamda 50.000 civarı olan yatırım hesabı ve BISTTEKI tüm hisselerin toplam derinliği Amerikan Borsasındaki Bir General Elektrik, bir Microsoft kadar derinliğe sahip değildir. 

Sığlığa ilaveten ülke risk priminin yüksek olmasıda kırılganlığı ve dalgalanma şiddetini arttırmaktadır. Finansal okuryazarlık seviyesinin düşüklüğü, hane halkı kazançlarının düşüklüğü, başarısız ve art niyetli halka arzlar, olumsuz hikayelerden dolayı ve borçlanarak yaşamlarını sürdürebilen kişilerden dolayı derinlik hiçbir şekilde artmamaktadır.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 655
Kayıt tarihi
: 03.07.08
 
 

37 yaşındayım, yüksek lisans mezunuyum. ve girişimciyim. İngilizcem iyi sayılır. Gıda ve perakend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster