Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
675
 

Fransa'nın kötü Tarihi, Sömürgecilik ve Cezayir

Fransa'nın kötü Tarihi, Sömürgecilik ve Cezayir
 

Sömürgecilik; bir devletin başka bir devleti ekonomik, siyasi, yer altı yer üstü kaynaklarını doğal kaynaklarını ve milletini kendi ülkesi için zor kullanarak zapt etmesidir. Ayrıca sömürü sırasında insanların dilini dinini geleneklerini de zor kullanarak kendisinin istediği şekle getirmesidir.

Afrika'da sömürgecilik faaliyetlerine başlayan ilk ülke Fransa'dır. 1830'larda Cezayir'i işgal eden Fransa 1845'den sonra Senegal Gine ve Batı Afrika ya kadar ilerlemiştir. Fransa sömürgecilikte o kadar ileri gitmiştir ki dünya yüz ölçümünün yaklaşık yüzde dokuzunu sömürüsü altına almıştır.

İşgal ettiği sömürü ülkelerinde asimilasyon baskı işkence politikaları izleyen Fransa işgal ettiği ülkelerin aydınlarını din adamlarını ve önde gelenlerini de hemen öldürmeye başlamıştır. İşgal ettiği ülkelerin yönetimine kendi ülke vatandaşlarını yerleştiren Fransa bu ülkede tüm asimilasyon işlerini hızlıca hayata geçirmiştir.

Fransa'nın Sömürüleri içinde en kara lekesi olansa herkesin bildiği gibi Cezayir’dir. Zengin petrol yataklarına sahip olan ve Akdeniz'de oldukça stratejik bir liman özelliği taşıyan Cezayir, Fransa için son derece değerli bir topraktı. Ülke 1830 yılında Fransa topraklarına katıldı ve 132 yıl boyunca Fransa'nın sömürgesi olarak kaldı. Sömürgecilik anlayışının bir gereği olarak kendileri dışındaki milletleri ikinci sınıf insanlar olarak gören Fransızlar, işgal ettikleri tüm topraklarda olduğu gibi, Cezayir'de de baskıya ve şiddete dayanan bir sistem kurdular. Bir taraftan kültürel asimilasyon başladı. İlk önce Arapça konuşmak ve eğitim görmek yasaklandı. Resmi konuşma dili sadece Fransızca olarak kabul edildi. Bu politika halkın ulusal kimliğini ve kültürel birikimini yok etmeyi hedefliyordu. Daha sonra Cezayir bir yandan ekonomik olarak tam anlamıyla Fransa'ya bağımlı hale getirilirken, bir yandan da ülkenin siyasi yapısı Fransa'nın menfaatleri doğrultusunda yeniden inşa edildi.

Fransızlar Cezayir de insanlığa kara leke olarak geçen birçok  uygulamaya imza attılar. Erkek ve kadınlar ayrım yapılmaksızın  tutuklanıyor daha sonra kendilerinden hiç haber alınamıyordu. Cesetlerinin taş bağlanarak denize atıldığı biliniyordu. Fransız askerlerin baskı ve sindirme yöntemlerine ırza saldırı tüm askerlerin yaptığı şeydi. Köyleri ortadan kaldırma uygulamalar da dâhildi.  Hemen hemen her yerde en çok uygulanan işkence şekli ise bazen kadınların cinsel organları da dâhil olmak üzere vücudun her yerine elektrotlar yerleştirilerek cereyan vermekti. Diğer işkence yöntemleri ise insanı yok etme amacını taşıyordu. Kurbanın ya hortumla ağzının içine su sıkılıyor, ya tırnakları sökülüyordu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’ya giren Nazi Almanya'sı birliklerine karşı Fransa Savaşmak için Cezayir deki tüm gençleri toplayıp getirmiş ve savaşı kazandığı takdirde Cezayir’e bağımsızlık vereceğini açıklamıştır.

Fransa’nın savaşı kazanması ile sonuçlanan bu olayda sokaklarda sevine Cezayirliler olacakları bilmemekteydiler tabii ki. Kutlamalar yapan açlık sefalet içinde olan Cezayir halkı üzerine haftalarca ateş açan köyleri kasabaları bombalayan Fransa bu süreç içinde elli binin üzerinde Cezayirliyi katletmiştir. Cesetleri toplayıp kamyonlarla götüren Fransızlar onları yaptırdıkları büyük fırınlarda yakmışlardır.

8 yıl süren bu insanlık suçu Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda 2 milyon köylü toprağını terk etmek zorunda kalırken, 250 bin Müslüman yaşamını yitirmiştir. Bugün hala zengin petrol kaynaklarına sahip olan Cezayir de Fransa’nın baskıları devam etmektedir ve huzur sağlanamamıştır.

Ayrıca Fransız katliamları sadece Cezayir ile sınır değil. Ruanda’ da 1994 yılında yaşanan soykırımda yüz binlerce Tut sinin Hutular tarafından öldürülmesinin insanlık tarihinin en korkunç olaylarından birisi olarak belleklerde yer alıyor. Yakın tarihin en korkunç insanlık suçunda Fransızların parmağı dünya kamuoyu tarafından biliniyor. Ruanda’ da görev yapmış emekli Fransız subayı, Fransa askerlerinin, 1994’ de Ruanda’ da soykırım yapmakla suçlanan Hutu milislerine silah eğitimi verdiğini itiraf etmesi tarihi birçok kanlı olayla dolu Fransızlar tarihinin en büyük lekelerinden birisi olarak eklenmektedir.

Fransa tüm bu olaylar karşısında kendi insanlık suçlarıyla ilgilenmeyip yaptıklarını kabul etmeyip sözde Ermeni soykırımını her fırsatta dile getirip kışkırtıcı politikasını sürdürmektedir. Bu tarz politikayı kendine misyon edinmiş Fransa’yı tarihin ve insanlığın hiçbir zaman affetmeyeceği ellerindeki masum insan kanının hiçbir zaman geçmeyeceği apaçık ortadadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 626
Kayıt tarihi
: 18.12.11
 
 

İşletme mezunuyum hala öğrenciyim tarih, siyaset, gökyüzü ve uzay meraklısıyım. Hiçbirşeyin görün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster