Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
287
 

Geçmişten gelen ( I )

Geçmişten gelen ( I )
 

Yeni taşındıkları yer şehrin kenar semtlerinden biriydi. Küçük kız henüz beş yaşındaydı. Çocukluğuna dair hatırladığı pek çok şey '' ben beş yaşındayken '' diye başlayan cümlelerde saklıydı. Ne beş yaş ama! Belki beş yıl sürmüştü...

Taşınmaları için bir at arabası kiralamıştı babası. Eşyalar yüklenirken o ortada dolaşıp, eğleniyordu. Büyükler yorulurken küçükler hep eğlenir ya ; o da oradan oraya koşuyor, olmadık şeyler yapıyordu. Zavallı at aç olmalı diyerek, yolun kenarından kopardığı otları uzattı. Uzattı ama olanlar oldu. At hareket edince eşya yükleyen babası dengesini kaybetti. Ne olduğunu anlamak için ön tarafa gelince kızını elinde otlarla gördü. Yorgunluk ve sinirle kızın üzerine atıldı. Allahtah savurduğu tekme boşa gitti. Zaten kıza da bu korku yetmişti. Bir daha uzun süre ortalarda görünmedi.

Eşyalar bitmişti. Yola koyuldular. Şehir merkezinden ayrılmalarının sebebini henüz bilmeyen kız hala eğleniyordu. O eğlenirken ablalarına işkence gibi gelmişti bu taşınma. Günlerce ağladılar. Tüm dostları , komşuları arkalarında kalmıştı ve yeni mahallerini hiç sevmemişlerdi. Burası tam bir varoştu onlar için. İnsanlar bu küçük semtte hep içiçe yaşıyordu. Sokakları, zihniyetleri dar, dedikodusu bol bir yerdi burası.

Yeni evleri hem daha geniş ve güzel hem de ikinci kattaydı. Pencereden bakınca, sokağın her iki ucu görünüyordu. Gelen geçen çoktu ve onları izlemek de çok eğlenceliydi. Eşyalar indirilirken küçük kız kendini sokağa attı. Öyle çok çocuk vardı ki burda, hemen birkaç arkadaş buluverdi. Zaten çocuklar için en kolay şey arkadaş olmak ve küsmek değil miydi? İşte o da hemen kaynaşmıştı yeni arkadaşlarına. Akşama dek oynadı. Böylece ayak altında da dolaşmamış oldu. O sokaktayken annesi, babası ve iki ablası eşyaları indirmiş büyük kısmını da yerleştirmişti. Eve gelir gelmez uyudu. İlk günü çok eğlenceli ve yorucu geçmişti.

O hafta, evi yerleştirmek ve hoşgeldin ziyaretlerini kabul etmekle geçti. Komşular pek meraklıydı. Sorular , bakışlar... Kızın dünyadan haberi yok, tek derdi oyundu... Okullar açılmadan önce en şenlikli gün ayı oynatıcısının geldiği gündü. Ablaları ve annesi de inmiş , tüm sokak alkış tutmuş, burnundaki halkaya bağlı zincirin ucunu tutan çelimsiz adamın her dediğini yapan , hamamda karıların bayılışını gösteren bu iri cüsseli hayvanı seyrederek eğlenmişti... Okullar açıldığında ablaları merkezdeki okullarına dolmuşla gitmeye başladı. Küçük kızsa henüz okul çağı gelmediği için vaktini sokak oyunlarıyla ya da annesinin ev gezmeleriyle geçirmeye devam etti...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 20.08.09
 
 

Antalya' yı mesken tutmuş ,ruhu bu özgür şehirde tutsak biriyim... Beden eğitimi öğretmeniyim. 12 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster