Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3964
 

Gerçek bir masal: Ulak

Gerçek bir masal: Ulak
 

Bir yıldız kaydı ve hemen bir dilek tuttum. Kayan yıldız, sıcak bir yaz gecesinde kumsala sırtüstü uzanmış gökyüzünü seyrederken, sonsuzlukta parlayan yıldızlardan biri değildi. Yüreklerinin sesini henüz işitemeyen esas kadın ve esas adamın, serin bir yaz gecesinde, diz çökmüş oturdukları o tepeden, bir ara başlarını kaldırıp bakınca farkına vardıkları gökyüzündeki yıldızlardan biriydi. Ulak filminin bir sahnesinde, beyaz perdeye yansıyan “gerçek” bir görüntüydü.

Filmle ilgili hiçbir yorumu duymamak için özellikle çaba sarf etmeme rağmen, yine de “ağır giden bir filmmiş, gitmeyelim” cümlesi çalındı kulağıma ve bir de “masal” olduğu. Bu ikisi bile beklentiye soktu beni ama önemsemedim. Ben bir Çağan Irmak filmi izlemeye gitmiştim.

Filmin ilk sahnesinde, yüreklerimize dokunan müzik eşliğinde bir “kırmızı” yakaladı bizi, onun peşi sıra gittik biz de; herkesin sesi soluğu kesildi sanki. Kırmızı nereye biz oraya. Zaman zaman araya giren maviler bu filmde “kötü”nün üzerindeydi; bütün kötülükleri sarıp sarmalayıp yok etmek istercesine.

Gittiği her yerde çocuklara ve isteyen büyük çocuklara ulağın masalını anlatan Zekeriya.

Ve masalı dinlerken kendi masalını öyküleyen büyükler…

Ve masalı dinlerken kendi masalını öyküleyen çocuklar…

Seven ama bunu kendilerine bile itiraf etmekten korkanların, ya da küçük olmalarının getirdiği “güçsüzlükle” kaba güce sahip büyüklerine karşı duramayan çocukların, Zekeriya’yı dinledikçe, kendilerine inanmaları ve bunun verdiği “güven” duygusuyla, masallarını gerçeğe dönüştürmek için ellerinden, dillerinden, yüreklerinden geleni yapmaları:

Küçük bir erkek çocuğunun, hasta ablasına umut vermek adına kendi masalını anlatırken, kırmızı peleriniyle Çağan Irmak olarak kendini ele verişi.

Bir başka erkek çocuğun, yine dayak yemek pahasına bile olsa, kötülüğün ta kendisi olan babasına karşı çıkması. Onu, “ulak” la korkutması.

Bir umut olsun diye, annesi tarafından erkeklere pazarlanan o güzel, çaresiz kıza verilen “yeşil”; kurumadan seni kurtaracağım denilerek üzerine söz verilen; saksıdaki festikan. Ve bir pencere önünde, sevdiği kıza “seni alacağım” diye and içen Ömer’e, durduğu köşede şahitlik eden, hani şu her daim başını dik tutan çiçek; sardunya.

Kırmızının masalını anlatan Zekeriya’nın, en son kendi masalını anlatıp bitirdiğinde, kendini gözyaşı olarak ele veren hayatının acı gerçeği. O gerçeğin yüreğimizde ve aklımızda oluşturduğu soru işaretleri…sorumluluğu. Ve masalını dinleyenlerin, oradan gitmek isteyen Zekeriya’ya, gitmesin diye anlattıkları gerçek bir “yiğit ulak” masalı.

Ve esas kadının esas adama söylediği:

“İkimiz de aynı masala inansak olma mı?”

İki kişi aynı masala inansa… İnanabilse... Olmaz mı?

Sevgiler, maviyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendim gibi yazmışım..

derinmavi.. 
 27.07.2010 23:06
Cevap :
Başka bir şey eklemeye gerek yokmuş. Yoksa masalın büyüsü bozulurmuş.  27.07.2010 23:08
 

ben de böyle yazmıştım vakti zamanında :)) blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=243529

beenmaya 
 27.07.2010 17:36
Cevap :
Ben de yeniden, yazdığım günceyi okusam diyordum. :) Filmi daha geçen gün televizyonda tekrar izleyince, bir çok ayrıntıyı kaçırmış olabilirim diye düşündüm ama anımsayamadım tam olarak neler yazdığımı. Şimdi değil ama gecenin ilerleyen saatlerinde ikisini de okuyacağımı umut ediyorum:) Sevgiler, o güzelim filmlerden yansıyan masmavilerle.  27.07.2010 18:09
 

çok açık ve sürükleyici bi anlatım olmuş.. bitmesini istemeden okudum .:) şu an yanlızca bunu okudum çünkü Ulak benimde gerçekten beğenerek izlediğim bir filmdi , ama bütün bloglarınızı okumak istiyorum en kısa sürede. hepsinin ayrı tat ,tazelik ve güzellikte olduğundan eminim .. sevgiyle...

emi 
 04.04.2008 22:09
Cevap :
:) Çok teşekkürler güzel ve içten yorumunuz için. "Masalları" seviyorsanız sanırım son yazdığınız cümlenin doğru olduğunu kabul etmek zorundayım. Ama satır aralarında, balık duygusallığımla bağdaşmayan "gerçek"lerim de var. Hoş geldiniz sayfama.:) Sevgiler, maviyle.  04.04.2008 22:32
 

Siz blogumu ziyaret edip not bırakınca iade-i ziyaret yapmak istedim ve gelmişken de bu yazınızı okudum.Filme gitmemiştim ama masal olduğunu bilmek bile yetti.Bence masallar, gerçeklerden daha gerçek.Bakarsınız bir gün tüm dünya aynı masala inanır....ütopik gibi gözükse de ben de bunu dilemek istedim. Sevgiler...

Cümlecik 
 21.03.2008 4:26
Cevap :
Ne iyi ettiniz:) Bir gün, bütün dünyanın inanacağı masalların en güzelini gerçekleştirmek; yaşayabilmek dileğiyle. Sevgiler, maviyle.  21.03.2008 11:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3232
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster