Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
898
 

Gerçek de zaman ve Uzay yoktur!

Gerçek de zaman ve Uzay yoktur!
 

matrix


Gerçeklik (hakikat) denince akla iki şey gelir: Göreceli gerçeklik ve mutlak gerçeklik. 

“Göreceli” demek kendi başına varlığı olmayan demektir. Bir başka deyişle, var olabilmek için başka bir şeye ihtiyaç duyuluyorsa buna “göreceli varoluş” denir. 

Mutlak olan ise “kendi başına var olan” anlamına gelir. Kendi başına, başka hiçbir şeye gerek duymadan var olma haline “mutlak varoluş” denir. 

Zamanın ve uzayın nasıl bir gerçeklik alanı olduğunu, bu tanımlamalara bakarak kendi başımıza araştırabiliriz. Bunun için gelişmiş laboratuarlara, ya da ileri matematik bilgisine ihtiyacımız yok. Gelin bir deney yapalım şimdi. 

Kendinizi uzayda, boşlukta tek başınıza hayal edin. Çevrenize baktığınızda hiçbir şey göremediğiniz bir boşluktasınız. Böyle bir boşlukta, hareket ettiğinizi (yer değiştirdiğinizi) nasıl anlarsınız? Eğer etrafınızdaki boşlukta sizden başka hiçbir şey yoksa hareket ettiğinizi anlayabilir misiniz? Böyle bir ortamda hareket etmenin bir anlamı olur mu? 

Eğer bizden başka hiçbir şeyin olmadığı bir boşlukta, hareketten söz edemiyorsak, uzaydan ve zamandan söz edebilir miyiz? Klasik fizik (Newton mekaniği) açısından bakılınca yanıtımız hayır olacaktır. Çünkü hareket yol(uzay) ve zaman gerektirir fiziğe göre. Bırakalım fiziği, ve deneyimize dönelim. Bir şeyin bir yerden başka bir yere gidebilmesi (yer değiştirme) olarak tanımlayabileceğimiz hareket için, bir uzaya ve zamana gereksinimimiz olduğunu biliyoruz. 

Öyleyse devam edelim deneye. Tek başımıza sonsuz uzaydayız. Böyle bir durumda mesafeden söz etmemiz mümkün değildir. Çünkü bir mesafe olabilmesi için en az iki şey olması gerekir. Öyleyse sonsuz uzay diye bir şey de söz konusu olmayacaktır tek başımızayken. Bir başka deyişle mesafeden söz edemiyorsak uzaydan söz etmemizin bir anlamı da olmaz. Öyleyse deneyimize bir şey daha ekleyelim. Bir futbol topu mesela. Beş metre ötemizde bir futbol topu olsun bu. İşte şimdi mesafe kavramı ortaya çıktı. “Benimle bu futbol topu arasında beş metrelik bir mesafe var” demek anlamlı ve mümkün hale geldi bir ölçüde. Şimdi tekrar uzayımıza dönelim. Bu uzayda beş metreden daha uzakta hiçbir şey bulunmayacağı için, uzayımızın büyüklüğü ancak beş metre olacaktır, sonsuz değil! Benimle futbol topu arasında da hiçbir şey bulunmayacağı için, uzak/yakın gibi kavramlardan da henüz söz edemeyiz. Futbol topunun bize uzak ya da yakın olabilmesi için üçüncü bir şeye daha ihtiyacımız olur. Bu durumda henüz uzay tam anlamıyla ortaya çıkmış değil, bir cenin halinde bir başka deyişle. Şimdi on metre ileriye de bir kale dikelim. İşte şimdi futbol topunun bize ya da kaleye, veya bizim futbol topuna ya da kalenin bize uzaklığından söz etmek mümkün hale gelir. Demek ki durağan bir uzaydan söz edebilmek için en az üç şeyin aynı anda var olması gerekir. Ben, futbol topu ve kale. 

Buraya kadar her şey tamam gibi gözüküyor;ama öyle değil. Eğer bu üç şey hep aynı konumda duruyorsa, bu mesafeler hala biraz garip kalacaktır. Yani uzay ortaya çıkmıştır ( on metrelik de olsa) ama uzaklık/yakınlık kavramı henüz olgunlaşmamıştır. Yani uzayı uzay yapan temel unsurlar mevcut olmakla birlikte henüz uzayı, uzay olarak algılayabileceğimiz nitelikler, uzak/yakın kavramı bir cenin halindedir bu kez de. Bir başka deyişle, eğer hiç yakınlaşıp uzaklaşamayacaksak, hep aynı mesafede sabit noktalara hapsolmuşsak, bir şeyin bizim on metre ötemizde olmasıyla yüz metre ötemizde olmasının bir değeri bir anlamı olur mu? O zaman bizim bir başka şeye daha ihtiyacımız var: harekete, yani yer değiştirebilme yeteneğine. İşte ancak o zaman bizim uzayımızda uzaklık yakınlık da bir anlama kavuşur ve böylece de zaman ortaya çıkmış olur: Yer değiştirmeler arasındaki farklılık. Biz yer değiştirerek beş metrelik mesafeye, on metrelik mesafeden daha kısa zamanda ulaşırız. 

Böylece uzayın ve zamanın ortaya çıkabilmesi için en az üç nesneye ve bu nesnelerin yer değiştirebilme özelliklerine ihtiyacımız olduğunu gördük. Buradan da uzay, zaman ve hareketliliğin, mutlak gerçeklik ( kendi başlarına var olma) alanında bulunamayacağını ilk tanımlara göre rahatlıkla çıkarabiliriz. 

En başa dönersek, bu deneyde kendiniz, tek başınıza var olan, yani mutlak gerçektiniz. Uzay/zaman, size göre, sizden dolayı ortaya çıktı! İlginizi çektiyse gerisine siz devam edebilirsiniz! “Futbol topu” ve “kale” için örneğin! Hoşça zaman geçireceğiniz bir gün dileğiyle! 

izzetbalci@ziprotek.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1103
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster