Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1183
 

Geziyorum... Eski Foça, Atatürk Adası, Siren Kayalıkları

Geziyorum... Eski Foça, Atatürk Adası, Siren Kayalıkları
 

Objektifimden...


Karataş’a mı bastım acaba?

O gün bu gündür aklım kaldı Eski Foça’da!

Eski Foça, nam-ı diğer esas Foça…

Tarihin babası Herodot, Truva savaşlarını yazmak için geldiği Anadolu’da, Foça’yı görüp tanıyınca.

‘’Onlar kentlerini, bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurdular.’’ Demiş.

Gerçekten de öyle imiş. Foça’yı görüp, gezince, havasını soluduğumda Herodot’a hak verdim.  Gökyüzünün en mavi olduğu, yaklaşık 3 bin yıldır balıkçılığın merkezi olan Foça’ya bu güne değin neden hiç gelmediğime, hayıflandım durdum.

İZDOT’a ve başkanımız Murat Geçer’e minnet borçluyum, bunu söylemeden de geçemeyeceğim ki bu güne değin neler neler kaçırmış olduğumu gezip gördükçe fark ediyorum.

Zararın neresinden dönersen kârmış. Geç de olsa!

Heyamola…

Denizin engin maviliğinde, ver elini Foça’nın koylarına…

Bir Karataş varmış Foça’da.

Efsane bu ya!

Nerede olduğunu kimse bilmezmiş! Ya denizin derinliklerinde,  ya da Arnavut kaldırım taşlarıyla döşeli sokaklarında. O Karataş’a basan bir kişi bir daha kopamazmış Foça’dan. Gitse de, dönüp oraya yerleşme duygusu ile yanıp tutuşurmuş.

Hani biz yaşlardakilerin, hep bir ütopyası vardır. ‘’Şehirlerin kalabalıklığından elini eteğini çekip, sakin ve huzurlu bir yere yerleşmek ve de dingin, huzurlu yaşamaktır ya!’’

Kimimiz bu hayalini gerçekleştirir. Kimimizin ki sadece hayalde kalır. Dileklerinde yaşatır. Hayal kurduğun sürece varsındır ya…

Foça’ya ayak bastığımız andan beridir, aklım o güzelim Arnavut kaldırımlarında, sakin sokaklarında, balıkçı teknelerini barındırdığı koynunda, büyülü havasında kaldı.

Kim bilir?

Belki!

Foça’dan tekne ile açıldıkça, eşsiz güzellikte irili ufaklı yemyeşil adacıklar karşılıyor sizi.

Hele denizin mucize bir şekilde, şekil verdiği Atatürk Adası’nı görünce nutkunuz tutuluyor. Bazı kendini bilmezler, silmeye çalışsalar da izlerini! Doğa bile imza atmış kendince, Atatürk’ün ölümsüzlüğüne…

Akdeniz Foklarının yaşadığı ve şu an koruma altında olan Siren Kayalıkları ise anlatılamaz. Görmek gerek. Dantel dantel işlenmiş kayalıkların etrafında ve mağaralarda yaşayan fokları göremedik ama martılar yarenlik yaptılar bize yol boyunca.

Adını Mitolojiden alan Siren Kayalıklarında; mitolojik devirlerde başları kadın, bedenleri kuş şeklinde varlıklar yaşarlarmış. Efsane çok. Anlatılanlar çok. Siren Kayalıklarının yakınlarından geçmekte olan gemiciler, bu varlıklardan gelen büyülü müziğin ve seslerinin cazibesine ve de tılsımına kapılır ve gemileri Siren Kayalıklarına vururlarmış.

Homeros, İlyada Destan’ında bir tek ‘’Odyssues’un gemicilerin kulaklarını balmumu ile tıkayarak sağ salim geçtiğini’’anlatır, Siren Kayalıklarının yanından.

Efsanesiyi bil, efsanesiz kalma... Şehirlerin süsüdür efsaneler...

Neyse ki bizim teknenin kaptanı, uzaktan uzağa seyir eyledi de, soluğu Siren Kayalıklarında alıp da ömrümüzün son demlerini orada geçirmekten kurtardık!

Oralarda yaşamak da fena olmazdı hani.

Foça’nın pırıl pırıl berrak sularında seyir eğlerken, kâh güzellikleri yaşadık gönlümüzce. Kâh serin sularda maviliğin enginlerine daldık.

Yeni cennetlerin güzelliklerinde buluşmak dileklerimle…

Sevgiyle kalın…

Ay Şen

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Kardeşim Foça ve çevresine yaptığınız günü birlik turlar ne güzel olmuş, kendimi sizin yanınıza ışınlayayım bari.Selam ve sevgilerimle.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 09.07.2015 10:00
Cevap :
Valla ışınlayın öğretmenim, bayramda da İztuzu, Dalyan, Köyceğiz, Göcek turuna gidiyoruz :) Hem geziyorum, hem yazıyorum :) Sevgi ve saygılarımı sunarım...   09.07.2015 10:53
 

Tastamam 61 resimle ifade etmişsin Foçayı. Siren Kayalıkları ve onun rüzgarla çıkardığı tılsımlı sesler. Ve her yerde merak edilen o meşhur karataş. Her antik kenin bir efsane hikayesi vardır. Bunların iyi uydurulması lazımdır. Bu uydurukçuluk neticesinde turizm kazanır daima. Sonunda bu uyduruklara can-ı gönülden bizler de inanırız ve etrafla "fit" oluruz. Bu öğlen sıcaklarında kusursuz karelerle donatmışsın. Resimleri metin içine niye serpiştirmedin ki?! Ve de gecesini de bi anlatsaydın. Sabahı edip de lambaların söndürüldüğü an, "kim söndürdü bu lambaları" diye etrafa baş kaldırdığında, farkına varmadan sabahın o zaman farkedildiği saatler. Sonra da çorbacılar. Sonra da yeni güne tekrar uykulu ve mesut gözlerle bir daha merhabalar...Tarık Ustamızı, Palmiyeler Kafede ziyaret etmeliydin ayrıca.Saat 18 den sonra gidiyormuş. Etrafı "tamaşa" ediyormuş. Güzel bir yazıydı. Tarihi bilgimizi de pekiştirdik sayende.

Muzaffer Cellek 
 08.07.2015 18:34
Cevap :
Muzaffer abiciğim, Foça'ya günü birlik turla gittik ve tekne turu ile gezdik.Gece kalmadığımız için gecelerini ya da gün ışırken ki halini yazamadım elbet. İmza gününe gittiğimizde belki kalırsak o vakit gecesini de satırlara dökerim. Ha sahi siz 25 Temmuz'da geliyorsunuz değil mi? Yani gelemeyeceğinizi düşünmedim açıkcası siz ve Mahallemizin muhtarı İlyas Bayram olmadan olmaz :) Fotoğrafları da galeri yaparak sergilemeyi tercih ettim zira çok sayıda idi. Yazının ekinde galeriyi görüyor okuyanlar diye düşündüm. Değerli yorumunuza teşekkürlerimi, içten sevgilerim eşliğinde de saygılarımı sunuyorum.  08.07.2015 20:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 524
Toplam yorum
: 2823
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1178
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster