Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
331
 

Giderken ardımda// 1-

Giderken ardımda// 1-
 

Havada, simsiyah bir bulut tabakası, sisler halinde çatıları örterken, ikindiden akşama dönen bir alaca karanlığı, ileride bulunan caminin minaresindeki ezan seslerine çarparak tüm yankıları bıçak gibi kesiyordu.

Bulutlardaki karanlığın kasvetini tüm yüreğinde hissediyordu o an sanki genç kadın.

Bu yabancısı olduğu kentin ilk ışıklarında, aşkının kolları arasında sımsıcak uyandığı o ilk sabah düştü aklına.

Aşkın peşine düşerek sevdiğinin peşine koştuğu, bu kalabalık kentin uğultulu başlangıçlarına hiç alışamamış gibiydi.

Tuzla'da tren seslerine karışan ana caddedeki arabaların kornaları ve içini yakan egzoz dumanlarına, polis sirenlerinin eksik olmadığı bu ana caddeye bakan giriş katına dönerek, son bir kez daha baktı kapının eşiğinden.

Lacivert perdenin zemine değen uçlarını makinede dikerek bastırdığı o öğleden sonrayı, parke döşettiği akşam cila kokularının genzini yaktığı o uykusuzlukları, eşinin dönüşünü sabırsızlıkla beklediği bu panjurlu tek kanatlı pencerenin pervazlarını, tavandan zambak modeli avizenin duvarlara yansıyan ışıltıların sokaktan nasıl hoş bir görüntü verdiğini, mutfaktaki kendi eli ile ördüğü dantel perdeleri, az ilerdeki mağazadan aldığı yatak örtüsünün hercai desenlerini, bir daha geri dönmeyecek gözlerle son kez seyretti.

Hiç gelmemeliydim buraya diyerek kararlı ve azimli bir adımla yürüyüşlerini hızlandırdı.

Gara yaklaştığında cep telefonu uzun uzun çalıyordu.

Arayan eşiydi.

Açmayacağım diye söylendi kendi kendine, gişeden sadece tek kişilik gidiş bileti aldığında yağmur iyice boşalmaya başlamıştı.

Gitmekle kalmak arası bir yerlerde sıkışıp kalmıştı yüreği.

Eşinin cebinde bulduğu o defalarca ikiye katlanmış, avuç içinde buruşturularak tekrar özenle düzeltilemeye çalışılan genç kızın fotografını çıkardı çantasından.

Değer miydi diye düşündü kendi kendine.

Mersin'e babasının vefatından sonra hiç uğramadığı o baba evine dönüyordu sessizce.

Hiç bir açıklama şansı vermemişti üstelik.

Kimdi neyin nesiydi o resimdeki.
Sormadı soramazdı da kendine bin bir yanıt verecek kadar cesurdu da duyacağı işiteceği o gerçek yanıta hazır değildi.

Ya şöyle bir yanıt duysaydı:
-Evet hayatımda başka bir kadın var, sana da kıyamıyorum ama ben artık ona aşığım.

Dürüst olmalıyım affet beni ama onu çok seviyorum senin beni anlayacağını da bütün kalbimle diliyorum.

İşte buna benzer bir yanıttan kaçıştı sanki bu gidiş...

Beyninde sadece tek bir düşünce vardı.

GİTMELİYİM, TERKETMELİYİM BU EVİ.

BİTTİ, HERŞEY BİTTİ.

İşte sadece bu düşünceler beyninde infilak halindeyken, gardaki trenin uzun çığlığına görevli makinistin sert volümlü anonsları karıştı gözlerindeki sonsuz endişeye.

Cep telefonu yine uzun uzun çalarken sırtını duvara dayayarak, alel acele eşine bir mesaj yazdı; -Sevgilim, gidiyorum, sana o gömleğinin cebinde taşıyacak kadar sevdiğin güzel kadın ile mutluluklar diliyorum.

SONSUZA KADAR ELVEDA!

Bu cümleleri yazarak mesajı göndererek telefonunu kapatarak vagonun en arka koltuklarından birine geçerek başını arkaya yasladı.

Tren sesine karıştı hıçkırıkları.

Karşısındaki koltukta yaşlı bir karı kocanın endişeli bakışmaları arasında devam etti ağlamaya.

Bir yandan da elini, henüz şekillenmeye başlayan hamileliğinin üzerine sımsıkı bastırdı.

Korkma yavrucuğum korkma.
ANNEN DAİMA SENİN YANINDA KORKMA...

Yaşlı kadın elindeki tabağın yanına bir çatal koyarak nazikçe uzattı.

-Buyrun yavrucuğum,
dün ellerimle sardım bu yaprak dolmalarını.

Haa bak yapraklar da terastaki asmadandır çarşıdan alınma değil, kendi evimizin mahsulüdür.

Yanındaki erkek de elindeki kitabı masaya koyarak, gözlüklerini başına kaldırdı ve eşinin uzattığı tabaktakileri bir çırpıda bitiriverdi.

Ortamdaki hüzün silinmiş bir anda samimi bir koku sanki kendiliğinden yayılmıştı.

Hiç sormadı yaşlı çift,
neden ağlamıştın, nereye gitmektesin,
nedenler niçinlerle hiç uğraşmadan sadece içtenlik vardı ortamda.

Ana kokusu gibi ılık ılık bir sevgi yumağı gibi dolanmıştı o ufacık vagondaki sıcaklığa,
hiç bietmese diye düşündü genç kadın,
hiç bitmese bu uzun yolculuk, keşke zamanı durdursam da hep bu anda kalsam.

Yasemin kokulu bu sohbet hiç son bulmasa!



DEVAMI OLACAK.

İyi geceler.

NLGÜN ÇAKICI.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

oho öykülere başlıyoruz yaşasın.

Engin Allı 
 12.06.2007 12:28
Cevap :
EVET Engin, belki özenirsin de geri dönersin diye, sınırları zorluyorum. Şu an elimde bir koskoca fincan kahvem, beynimin en ücra köşelerini tırım tırım dolaşıyorum. Ben bitireyim sıra sende. Bir seneryo da sizden bekleriz artık. ne demek gitmek, istifanı yırttık attık bile. DÖN bakalım yerine... SİL O VEDA YAZISINI . ((.  12.06.2007 13:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 238
Toplam yorum
: 966
Toplam mesaj
: 227
Ort. okunma sayısı
: 1448
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Bursa'dan bir milliyet okuru olarak, burada sizlerle olmak çok güzel. Bir ev hanımıyım, iki çocuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster