Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
4876
 

Godo'yu mu beklemeli?

Godo'yu mu beklemeli?
 

Görsel alıntıdır (Godo'yu Beklerken)


Godo (Yazılışı Godot) dedi ya Feyzullah AKTAN ! ... (*)

Bendenizi bir merak sardı,

Nedir acaba bu Godo'dan çıkarılacak pay? ...

Bir daha baktım inceden-inceden!

Sadece Godo’nun adı var...

Bu “adı” beklemeye değer midir? ...

Oyunun yazarı Samuel Beckett oyunda ne anlatmaya çalışır? ...

*

Godo’yu bekleyen, insan bilincidir.

Bu bilinç, korkular, tanrılar yaratan paranoyadır.

Dünyanın “hiçliği” hayatın bir anlamı olmamasının yanında,

Ölümün kişi üzerindeki stresidir aslında...

Godo gelince bilinç yok oluyorsa;

Godo, ölüm değil midir?

Dolayısıyla oyunda her şey Godo’nun gelmesiyle biter.

Sorun, Godo’nun gelmesi ya da gelmemesi değildir.

Öyleyse Godo mu bizi bekler,

Yoksa biz mi Godo’yu! ...

*

“Godot’yu Beklerken”

1949 yılında Fransızca olarak yazılan Samuel Beckett’ın ünlü eseridir.

1954 yılında Beckett eserini bazı değişikliklerle İngilizceye çevirir.

Oyunun “varoluş sancıları çeken” kahramanları Vladimir ve Estragon, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar.

Her gün tekrarlanan bu hareketler hafızaları zayıflatır.

Ve gerçekler görünmez olmaya başlar.

Kalpazanlıklarına esir olmuş insanların, Godot adında ne olduğu bilinmeyen bir kimseyi veya “şeyi”

Beklemelerini konu alan, İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış olanların ruhsal durumunu dile getiren, tiyatronun en önemli eserlerinden biridir.

Oyun, Türkiye’de ilk kez darbenin ardından 1963 yılında Ankara Sanat Tiyatrosunca sahnelenmiştir.

*   *   *

1897 yılında Edirne’de doğup Edirne Lisesi’nde de okumuş 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala,

1960 yılında “…eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara’ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını” söylemesi üzerine;

Darbeden haberi olmayan Emekli Orgeneral Cemal Gürsel, askeri uçakla İzmir’den Ankara’ya alınarak, Korgeneral Cemal Madaroğlu’nun yerine Milli Birlik Komitesinin başına getirilmiş, Gümüşpala da 6 Haziran’da Genelkurmay Başkanlığına atanmıştı.

*

Ancak Gümüşpala ile birlikte 235 general ve amiral 02 Ağustos 1960’ta emekliye sevk edilmiş (Bu işleme tabi tutulanlar, daha sonra “Eminsular” diye anılır) 21 Ağustos’ta 3400 subay, 23 Ağustos’ta da 400 polis emekli edilmiş, 600’ünün yeri değiştirilmiş,

Aynı gün Genelkurmay Başkanlığına Cevdet Sunay getirilmişti.

*

“Güzel ve Yalnız Ülkemin” sonraki 53 yılını bilmeyen (-ya da bilen!) yok;

Demokrasimizin kayıp yıllarında umulur ki herkes payına düşeni almış olsun! ...

*(30 OCAK 2010 - ÖNDER)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 993
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster