Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
81
 

Halep Orda İse Arşın Nerde?

Halep Orda İse Arşın Nerde?
 

 

“Ecevit’in ‘Köy – Kent Projesi’
ne kadar hayal ürünü ise,
Köy Enstitüleri o kadar gerçekti.
Şayet kapatılmasalardı,
başta tarım olmak üzere,
köylerimizin kültür düzeyi,
çağdaş uygarlık düzeyine
o ölçüde ulaşmış olacaktı.
Yazık oldu!”
 Ali Rıza CEMEROĞLU
(Em. Cumhuriyet Başsavcısı)

 

1983’te Samsun Valisi Bedri Nazlıoğlu ile Vezirköprü Kaymakamı Turan Eren, Vezirköprü ilçesinin sorunlarını konuşurlar.

Kaymakam, ilçenin en önemli sorununun eğitim olduğunu, âcilen 50 okula ihtiyaç duyulduğunu söyler. Vali, Özel İdare imkânlarıyla yılda ancak iki okul yapılabileceğini, fazlasının mümkün olmadığını söyler.

Kaymakam, “İki okul yapımı için ayrılan ödeneği bana verirseniz, ben o para ile devlet-vatandaş işbirliği yöntemiyle en az dört, hatta sekiz okul yaparım.” deyince, Vali sertleşip, “Senin niyetin, vatandaş-devlet işbirliği diyerek devletin demirini, çimentosunu rezil etmek mi? Ben buna izin vermem.” dese de Kaymakam, neyi, nasıl yapacağını tek tek anlatıp Vali’yi ikna eder.

Ancak, Vali Bey’in ayrılan ödenek ile iki okuldan fazlasının yapılacağına inanmadığı için, “Tamam, ben parayı vereyim. Sen bana iki okul yap, ben razıyım.” der.

Bunu biliyorsunuz zaten. Önemli olan bundan sonrası… Kaymakam bir yıl sonra, Vali Bey’e iki okul anahtarı mı verilecek, yoksa dört okul mu?

Kaymakamımız, günün koşullarına uygun olarak, yeni bir anlayışla, “Vezirköprü Köylerine Hizmet Götürme Birliği”ni kurar hemen. Buna göre, köy bütçelerinin % 10’u bu birliğe aktarılacaktır.

O yıl, Valilik, iki okul parasını bu birlik emrine gönderir. İlçeye en yakın ve en zengin köy Yağınözü olduğu halde bu köyde de okul yoktur. İki kez toplantı yapılır bu köyde. Eğitimin önemi enine boyuna anlatıldıktan sonra, Yağınözü köylüleri de ikna olur.

Ve son sözü söyler Kaymakam:

“Yarın, sabah 8.00’de buradayım. Okulun taşını, kumunu çekmek için, tespit ettiğim 84 traktör burada hazır olacak.”

Ertesi gün, Kaymakam köye gittiğinde, Jandarma Komutanı ile İlçe Millî Eğitim Müdürü Mirza Çalışkan ile 80 traktörün orada olduğunu görür. (4 traktör arızalı olduğu için gelememiştir.)

Önde Kaymakamın makam arabası, arkada 80 traktör ile taş alınacak yere gidilir. Kaymakam, besmele çekip, “İlk taşı ben koyacağım.” deyip yerden bir taş kaldırır. Bunu gören köylüler koşup gelerek, “Siz zahmet etmeyin Kaymakam Bey, o bizim işimiz.” deyip öyle bir girişirler ki işe, yarım saat geçmeden 80 traktörü dolduruverirler.

Kaymakamın yerden bir taş kaldırması olayı kısa sürede, “Kaymakam, koskoca bir taşı alıp traktöre koymuş. Sonra da tek başına bir traktörün römorkunu taşla doldurmuş.” diye anlatılır olmuş; ilçede ve köylerde. (Destanlar, efsaneler böyle oluşur işte! Peygamberler, azizler, yatırlar, kimi devlet adamları ve paşalar için anlatılan olağanüstü menkıbelerin de oluşumunu çok güzel açıklıyor bu örnek.)

O yıl, Valinin verdiği 2 okul parası ile 16 köyde okul ve lojman yapımına başlanır.

Köylünün traktörü ve iş gücünden başka ilçede kamyonu ve kepçesi olan iş sahiplerinin de bu imeceye katılması sağlanır. Özellikle hayırsever işadamı Zeki Cevher’in tüm olanaklarından fazlasıyla yararlanılır.

Yine, ‘Orman Kanunu’nun ilgili maddeleri işleme sokularak köyler adına çok ucuza kereste alınır. Bu konuda Orman İşletme Müdürü Mustafa Küçüköner her türlü kolaylığı gösterir.

Demir, tuğla ve tüm gerekli malzeme, fabrikalarına gidilip aracı olmadan çok ucuza temin edilir.

Okul yapımı konusunda ilçe Millî Eğitim Müdürü ve Emniyet Amiriyle birlikte muhtarlar ve köyler de tatlı bir yarış içine sokulur. İnşaatlar hızla devam eder. Köyler arasında okulunu daha çabuk ve daha güzel yapma konusunda güzel bir rekabet oluşur. (Köy Enstitülerinin kuruluş günlerinde de okullar ve öğrencilerin bu tür bir yarış içinde çalıştıklarını yazar hep, o günleri yaşayanlar.)

Bu sırada Vali Bedri Nazlıoğlu’nun tayini Kütahya’ya çıkar. Yerine Ankara Valisi Mustafa Gönül gelir.

Yeni Vali, kısa bir süre sonra Vezirköprü’yü ziyaret eder.  Kaymakam, okul yapımı devam eden köylere götürür Vali’yi. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci bütün köylülerin okul inşaatında çalıştıkları görülür. Vali, her gittiği köyde büyük bir coşku ile karşılanır. İlçeye dönülünce, “Bugün çok mutluyum Turan. İşte idare âmiri budur. İşte kalkınma budur. İşte devlet-vatandaş işbirliği ile iş yapmak budur. Gördüklerim çok sevindirdi beni. Kutluyorum seni.” der Vali Gönül.

İnşaatlar hızla devam eder. Hepsi bitmek üzereyken, Vali ile görüşülüp 4 Kasım 1984 günü Yağınözü köyünde bir açılış töreni düzenlenir. Tören tarihinden birkaç gün önce Kaymakam Turan  Eren, o günlerde Kütahya’da görevli olan önceki Samsun Valisi Bedri Nazlıoğlu’na şu telgrafı çeker:

“Sayın Valim, bana iki okul parası vermiş, iki okul anahtarı istemiştiniz. 4 Kasım’da Yağınözü köyünde yapacağımız törende 2 okul parası ile 16 köyde yaptığımız 16 okul ve 16 lojmanın anahtarlarını vermek üzere teşriflerinizi arz ederim.”

Söyleyin bakalım şimdi, bu davete icabet etmiş midir, Kütahya Valisi? Ya da güzel bir kutlama mesajı göndermiş midir; eski Kaymakamına? (Bu konuda bir not yok kitapta)

Törende İlçe ve İl Millî Eğitim Müdürü yaptıkları konuşmalarda Vezirköprü’de başlatılan eğitim seferberliğinden övgüyle söz ederler. Kaymakam’ın duygulu, inançlı ve heyecanlı konuşması coşkuyla alkışlanır.

Son olarak Vali çıkar kürsüye. Vezirköprü’nün eğitim alanında geri kaldığını, bunun suçunun köylüde, yurttaşlarda değil, daha önce hizmet yapan devlet yetkililerinde olduğunu, aslında bu okulların 30 – 40 yıl önce yapılması gerektiğini özellikle vurgular; sonra da bu ilçede devlet–vatandaş işbirliğini gerçekleştiren Kaymakam’ı överek O’na bir takdirname ve elbiselik kumaş getirdiğini söyleyip:

“Bu Kaymakam’a ne versek azdır. O’na sevgimizi, gönlümüzü veriyoruz. Kaymakamınızla gurur duyuyor ve O’nunla iftihar ediyoruz.” diyerek bitirir sözlerini.

Elindeki takdirnameyi ve güzel bir paket yapılmış elbiselik kumaşı verdikten sonra, sarılıp kucaklayarak kutlayıp öper; Kaymakam Turan Eren’i.

Ben onu bunu bilmem. Ama şunu çok iyi bilirim ki, “Yaparım” diyen insan yapar.

“Yaparım” diyen hiç kimseye engel olmamalı. “Yapamazsın” deyip engel olmak yerine, “Halep orda ise arşın burda… Haydi arslanım!” deyip açmak gerekir yolları.

Hüseyin Erkan

huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

 

 

               

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 303
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 274
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster