Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
856
 

Hasan Tahsin

Hasan Tahsin
 

Ellerine güvercinler konmuştu. Tıpkı Bükreş mahpusluğunda elleriyle beslediği güvercinler gibi. Kuşları, bu memlekette onları vurmazlar diyen Yazar‘ın işaret ettiği, güvercinleri beslediği gibi. O hapishane kuşlarına yem veren güçlü eller, an gelecek, bir şanlı direnişin ilk kurşununu atacaktı; ağzından emperyalist salyalar akıtan o çok medeni zorbaların, tam da üzerine.


Güzel İzmir
‘in kalbi, Konak Meydanı ‘nda, tarihi Saat Kulesi ‘nin yanıbaşındaki “<ı>İlk Kurşun Heykeli” nin önünden geçmekteydim. Bir Hasan Tahsin ‘e baktım, bir İzmir ‘e. Dedim ya, ellerine güvercinler konmuştu. Tıpkı Bükreş hapishanesinin, ellerinden yem yiyen mahpus güvercinleri gibi.


Büyük usta Atilla İlhan, “<ı>Dersaadette Sabah Ezanları” adlı muhteşem eserinde Hasan Tahsin ‘i; saygıyı ve ciddiyeti elden bırakmayan, levent boylu, ela gözleri olan ve daima siyahlar giyinen bir Türk münevveri olarak tasvir eder.


Asıl adı, Osman Nevres Recep ‘ti. Öğrenim hayatına, doğduğu kent olan Selanik ’te bulunan, bir dönem Gazi Mustafa Kemal ‘in de devam ettiği Şemsi Efendi Okulu ‘nda başladı. Selanik Feyziye Mektebi ‘ni bitirdi. Okulun o dönemdeki idarecisi, daha sonraları İttihat ve Terakki kadrolarının en etkili isimlerinden olan ve Maliye Nazırlığı yapan Cavit Bey idi. Ve Osman Nevres ‘in hayatında, Cavit Bey ‘in etkin rolü hep devam etti.


Bu bağlantısı sayesinde Fransa ‘nın ve dünyanın en etkili okullarından biri olan Paris Sorbonne Üniversitesi Siyasi İlimler Akademisi ‘ne girdi. Daha sonra da, o dönemin MİT ‘i pozisyonundaki Teşkilat-ı Mahsusa kadrolarına.


Osmanlı gizli servisi üyesi iken Bulgaristan ve Romanya ‘da faaliyetlerde bulundu. Bir karşı casusluk operasyonu sırasında, adı bir cinayete karıştı ve Bükreş cezaevine konuldu. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle hapislikten kurtuldu ve İzmir ‘e yerleşerek gazetecilik yapmaya başladı.


Hasan Tahsin takma adını kullanmaya başlaması ise İsviçre ‘de yaşadığı yıllara dayanır. Bazı kaynaklara göre verem tedavisi olmak için, bazı kaynaklara göre de sonraları ters düştüğü İttihat ve Terakki kadroları tarafından İsviçre ‘ye gönderilmişti. Ve bu esnada tanınmamak için pasaportuna, babasının adı olan Hasan Tahsin ismini yazdırdı. Bu isim ölene kadar artık O’nun olacaktı.


Hasan Tahsin için anlatılan enteresan olaylardan bir diğeri de bir sinema salonundaki protest tepkisidir. Yine kimi kaynakların Paris ‘de, kimi kaynaklarınsa İsviçre ‘de yaşandığı yönünde çelişkileri bulunan bu hadisede; Hasan Tahsin bir film matinesindedir. Film, Trablusgarp Savaşı ‘nda İtalyanları haklı gösteren, Osmanlı-Türk aleyhtarı bir filmdir. Ve Hasan Tahsin, bu sahneleri izlerken sinirlerine hakim olamamış, oturduğu yerden kalkmış ve beyaz perdeye tam üç el ateş etmiştir. Bazı kaynaklar ise sahneye sandalyesini fırlattığını yazar.


Milli Mücadele ‘nin ilk kurşunu olarak kabul edilen tepkisini verdiğinde ise İzmir ‘de yerleşik bulunmakta ve “Hukuk-u Beşer” gazetesinde yazılar yazmaktadır. Otuz bir yaşındadır.


İngiliz donanması ile birlikte Yunan Birlikleri İzmir ‘e çıkmış ve İstanbul Hükümeti ‘nin verdiği direktifle, yerleşik unsurlar tarafından, kendilerine herhangi bir direniş gösterilmemiştir. Bu durumu içine sindiremeyen binlerce İzmir Türk ‘ünden biri olan Hasan Tahsin, tam Konak Meydanı ‘nda, Yunan Sancağını taşıyan askerin üzerine, tabancasındaki kurşunları boşaltıvermiştir.


İlk anda yaşadıkları kısa süreli ama etkili paniği üzerlerinden atan işgal kuvvetleri, bu kahraman insanı, yüz elli metre kadar ileride, Kordonboyu ‘nda şehit etmişlerdir.


İşte bu hadiseyle Hasan Tahsin, bir sembol isim, bir simge kişilik haline gelmiştir.


Hadi ilk Konak Meydanı ‘ndan geçişinizde, İlk Kurşun Heykeli’nin önüne gidip, Hasan Tahsin’e ve eline konan güvercinlerine selam veriniz. O güvercinler ki bu topraklarda etlerine kurşun işlemez. Mübarek ve kutsaldır onlar. Ha Bükreş damlarında, ha İzmir meydanlarında. Farketmez...


@Geçen sene bugün “Teneşir Cumhuriyeti –21-“: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=21457


@Geçen sene bugün “Uçuşunuzu Sulu mu Yapardınız, Kuru mu?”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=21484


@Geçen sene bugün “Üstad, N’olur Sadece Roman Yaz”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=21569

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazi degerlerimizin on plana cikmasi cok guzel ellerinize saglik. Zeynel Kozanoglu'nunda bir kitabi var Hasan Tahsin ve Akbas Baskini isimli. Canim babamin yazdigi :)

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 17.01.2008 17:51
Cevap :
Beyhan Hanım, Muhterem Babanızın eserini bulabilirsem okumak isterim. Çok mutlu oldum efendim. Sevgi ve saygılarımla.  18.01.2008 21:14
 

Allah rahmet eylesin.Türk insanının esareti kabullenemeyeceğinin örneğidir kendisi.Şehitlik ona yakışıyor.Güzel bilgiler ve paylaşım adına teşekkürler.selamlar...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 17.01.2008 5:06
Cevap :
İlgi ve katkınız için asıl ben teşekkür ederim.  18.01.2008 21:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 933
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3391
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster