Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
99
 

Hepinize Günaydın!

Hepinize Günaydın!
 

Yoktan var olmak
Bahsettiğim şey bu;
Yoksa b.ktan var olmak değil!

Günlerdir Carrie Fischer’i inceliyorum. Muhteşem, espritüel ve son derece acı dolu bir kadın. Komikliği acısından kaynaklanıyor. Ne yaman çelişki! Harrison Ford’a aşık olmuş ama karşılığını sadece fiziksel almış. O kadar çok sevmiş ki yıllarca ona olan sevgisini Star Wars için PR çalışması olarak göstermiş. Oysa Harrison Ford aptal mı, çok da iyi anlamış da anlamazlıktan gelmiş! Bu dünyaya Carrie Fischer kadar zeki gelen tüm dahi insanlar gibi o da yalnızlık içinde kaybolmuş ve bu durumda da celladına sarılan kurban gibi annesine dayanmayı sürdürmüş. Kendine onu çok sevdiğini inandırmaya çalışarak –gerçekte- yalnız kalmaktan deli gibi korktuğu için o da bizlerin yaptığı gibi yazmalara dalmış ve çoğunca geçmişine dönmüş bir BİPOLAR olarak her seferinde yeniden başlayarak HATANIN başladığı noktayı bulmaya çalışmış. Ve en kötüsü hayat ona mütemadiyen kazık atmış. Düşünsenize kızınızın babasının GEY çıkması, nasıl da gururunu incitmiştir? Çocuk olan babasını ve acı çeken annesini sürekli omuzlarında taşımak, ne kadar ağır yük değil mi? Ya 14 yaşında annenizin karşınıza geçip sen benden daha güçlüsün demesi, bundan daha büyük bir travma var mıdır? Hayır anne, ben güçlü değilim diyecek hali yoktu herhalde!

Çocukluğunu yaşamamış birisi olarak ve zekâma ithaf edilen OLGUNLUĞUM çocuk olmamı engellemiş ve benden beklentilerin korkunç olduğu gerçeğiyle beraber, ÇOCUK ve GENÇ olmadan BÜYÜMEK zorunda bırakılmış ve dolayısıyla ilk fırsatta ÇILGINLIĞA yönelmek benim çıkış noktam olmuştur! Hangi geri zekalı ip kullanmadan Anadolu Kavağında Ceneviz kalesine düz duvardan tırmanır ki! Düşünsenize aklıma gelen başıma gelmiş, kalenin tepesinde yılların eskittiği bir taş kırılmış ve 14 metreden yere atlamıştım! İşte öldürmeyen Allah öldürmüyor!  

Sadece beynimi değil bünyemi o kadar zorladım ki yerimde taş olsa parçalara bölünmüştü! Profesyonel olmadan yıllarca profesyonelce dans etmek, profesyonel olmadan –sakat bileğime rağmen- kalecilik yapmak, çizgi romanlar ve kitaplar yazıp çizmek ve en kötüsü Carrie Fischer gibi şansın hep karşımda olmasına rağmen profesyonelce bu hayatı yaşayıp içinden en iyisini çıkarmak için uğraşmak, anlatmaya kalksam, kadar zor bir yaşamı ifade eder ki! Ve inanın hiçbir kimse için –ben dahil- bir anlamsal karşılığı olmaz bu anlattıklarımın!

Övünçlerim olmak zorundaydı ayaklarımın üzerinde durmak için! Dünya rekorları kırmak zorundaydım belki sadece nefes almak için! Ve ben diğer yazarların yaptığı gibi OTOBİYOGRAFİK romanlar yazıp ünlü olmayı tercih etmek istemedim. Ünlü olacağımdan değil ANIL olarak anılmak bile çok faklı bir şey! Babamın oğlum sürekli ANILACAK diye başlattığı hayatımın, yine onun yönlendirmesiyle lisede, beni GEÇMELİSİN ile devam eden OLAĞANDIŞILIK, BBC editörünün mükemmel derecede İNGİLİZCE konuşuyorsun demesiyle bana, ANIL YİĞİT’e, çocukluğunu ve gençliğini yaşamamış bir bireye, gerçekten SIFIR katkısı oluyor. HAYATIM BOYUNCA KENDİMDEN BAŞKA SIĞINACAK BİR LİMANIM OLMADI. Ben de o adamı zenginleştirdikçe ve beynimce ZENGİNLEŞTIRDİKÇE, BİLGİYE VE HAYATA, ÖĞRENMEYE ve YAŞAMAYA DOYMAYAN bir CANAVAR haline getirdim. Dediğim gibi, SAĞLIKLI YAŞAYABİLMEK İÇİN ÖVÜNÇLERİM OLMAK ZORUNDAYDI!

Son dönemlerde interneti kullanarak sevdiğim insanlar üzerine röportajlar takip edip onları öğrenmeye çalışıyorum. Beğendiğim tüm kadınlarda –özellikle zeki olanlarda- gözlemlediğim nokta Türkiye’de çokça tartışılan bir konu ile ötüşüyor: TECAVÜZ! Yıllarca okuduğum, yaşadığım ve algıladığım kadarıyla TECAVÜZ en çok da AHLAKİ ve FİZİKİ HASAR boyutuyla tartışılırken –NE YAZIK Kİ- yarattığı duygusal ve ruhsal travmalar boyutuyla eni konu ele alınmıyor!

 Örneğin Charlize Theron, sinema sanatçısı, babasını öldürmüş annesini kurtarmak için ve erkeklerle sağlıklı ilişki kuramıyor. Onun bir adamla sağlıklı bir ilişki kurması mümkün mü acaba? Burada sorun erkeklerde mi? Yoksa böyle bir yük taşımak zorunda kalan bu kadında mı?

Carrie Fischer’e prenses Leila olduğu söyleniyor. Oysa onun tüm derdi Carrie Fischer olmak ve üstün zekalı bir kadın olarak bu hayattaki eşini bulup babasından yaşamamış olduğu erkek şefkatini, o erkekte bulup mutlu-mesut yaşamak. Ama o erkeğin de gey çıkması nasıl bir sinir bozukluğudur aman Allah’ım! Ya da ölmeden az evvel Harrison Ford’a olan aşkını itiraf etmesi ve bunun gerçekten KARŞILIKSIZ olduğunu söyleyip kendisiyle dalga geçmesi, bizi anlattığı güzel hikayelerle eğlendirirken, kendi içinin SICAK; SICAK kanaması ve üstüne üstelik HARRİSON’un felsefeye olan TUTKUSUNU kendinin de içselleştirdiğini belirtmesi, KALBİNİN FERİNİN SÖNMEDEN ALEV, ALEV YANDIĞINI SÖYLEMESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR! Son derece NORMAL bir insan olan Harrison Ford BİPOLAR bir Carrie karşısında ne yapacağını bilememiştir mutlaka ve bu da son derece doğaldır.

Muhteşem şeylerde olmuyor değil bu hayatta. Mesela Russel Crowe İngiltere’de film çekerken yatılı bir okulda Henry Cavill’i keşfedip ona bir mektup bırakıyor ve çaktırmadan çocuğun hayatını değiştiriyor. Bugün o çocuk çok ünlü çünkü çocukken onu gören bir büyüğü var. Çocukların iyi şeyle yapmasını istiyorsak onları doğru yönlendirmeliyiz.

B.ktan bile olsa yoktan var olmak çok güzel!

Nefes almak, umut etmek ve bu mükemmel olabilecek günü yaratmak!

Hepinize günaydın!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 623
Toplam yorum
: 1655
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 291
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster