Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '06

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
610
 

Her yazan okunmak için yazar, yoksa yazmazdı!

Her yazan okunmak için yazar, yoksa yazmazdı!
 

"Ben aşkı yazamıyormuşum. İkidir aşk kategorisinde yazdığım "blog"lar reddediliyor. Üslubum mu fazla "bir şey" yoksa hislerim mi? Ya da belki de genele hitap etmiyordur. Okunmaz denilerek mi konmadı sayfaya? Bir prensipleri vardır elbette. Keşke yayınlamama sebeplerini bilsem. Ne kâbus! İş görüşmesi sonucu beklemek gibi. Üstelik bekledikten sonra reddedilmek ne kötü. Hele de sebebini bilmiyorsan. Bari en azından yorum kısmına bir iki açıklama gelse de bilsek. Gelişsek, geliştirsek" diye kendi kendime konuşurken tam da aradığım cevapların maille gönderildiğini fark ettim. Sevindim. Bir akıllı ben değilim ya. Düşünmüşler sağ olsunlar.

Birkaç gündür kafamı kurcalıyor "onaylanmak ihtiyacı"... Hatta yorumlarımdan birine "Onaylanmak ihtiyacı sanırım yaratıcılıktaki en büyük risk." diye yazmıştım. "Hele ki okunmak için yazıyorsak, anlamı daha da büyüyor" demiştim. "Bu aralar yazmak en büyük dostum. Bu yeni yetme hevesime "yazmak için yazmak" desem de, okunmak da isterim elbette." "Sizce okunmak için yazmak ve yazmak için yazmak birbirinden farklı mıdır?" diyerek devam etmiştim.

"Her yazan, okunmak için yazar. Yoksa yazmazdı…" benzeri bir cevap geldi. Mantıklı. Öyleyse kafa yormamalı "nasıl daha fazla okunurum" diye. Rahatla. Yazdıklarını sen beğeniyorsan, birileri de beğenir elbette. İyi ama benim beğenmem demek, kitle-kimse? - lerin beğenmesi demek değil ki. Baksana, en fazla "reyting"i de genele göre en söylenmemesi gerekenleri söyleyince alıyor "medya"cılar zaten. Gizlenmesi ya da fark edilmemesi gerekenlere birileri parmak basınca yani. Bir şekilde güncel olsun yaptığın, yazdığın yeter. Veya mutlaka gündem yaratsın.

O zaman niye herkesin yaşayabileceği sıradan bir hikâye becerikli ellerde esere dönüşüyor? Eser nedir? Bir el ne zaman becerikli oluyor. Bir yazı ne zaman eser, ne zaman geçer, ne zaman berbat oluyor? Neye göre? Söylenenler göre mi? Söylenişe göre mi? Kime göre? Kafam karıştı. Fazla "yazmak" düşünmek saçmalattırıyor. Biraz da yazmamak gerekiyor belki de yazmak için. Yazmazsam konuşurum o zaman ama. Olmaz. Bu daha sakat. Sonra uğraş dur… Yok yok… Ben yazayım. Yazayım… Yazayım…

Bu sabah parmaklarım ve beynim çıldırmış. Ne yaptığınızı biliyor musunuz siz? Hadi bakalım, kalkın. Kendinize gelin. Yapılacak çok iş var.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dogrudur, okunmak icin yaziyoruz. Ortaokul kizlari ya da oglanlari gibi kirtasiyeciden alinma hatira defteri doldurmuyoruz burada. Yani onlar gibi romantik degiliz; gercekciyiz ve zamanimizin, emegimizin hakkini istiyoruz. Iki önemli kavram var burada bence: Yazarken calakalem, ha babam de babam yazmiyoruz. Bizim ulasmayi düsündügümüz insanlarla empati kurmaya calisiyoruz yazdiklarimizi kurgularken... Biz bunu yapiyoruz, ama isin öteki ayagi da önemli: Okunmak. Yeter tabii. Ama bir de (asil kastettigim kavram bu) feedback (geri bildirim) olunca emegime, zamanima degdi diyorsunuz ki bu da cok hos bir duygu. Uzatmayayim sanki blog yaziyor gibi. Derdimi anlatabildim saniyorum. Kendinize iyi bakin, direnin ve mutlaka yazin. Cünkü söyleyecek cok seyiniz oldugunu gördüm blogunuzda. Eminim, tam da o yazdiklariniza ihtiyaci olan dostlar da var. Sevgiyle kalin:-)))

pirmete 
 18.10.2006 19:40
Cevap :
Aslına bakarsanız bugün ben de yazdıklarımın insanları etkilediğine ve izler bıraktığına şahit oldum. Aldığım en güzel yorumlardan biridir bahsettiğim yorum. En iyisi mi, biz bize paylaşmaya devam edelim. Beğenmeyen küçük oğluna almasın :) Sevgiler...  18.10.2006 21:22
 

Kismen katiliyorum, Seda Hanim. "Yazmak icin yazmamak..." Olmaz ki öyle birsey. Yazmak icin herseyden önce cok okumak gerekiyor. Sonra gezmek görmek ve cok sey yasamak. Ve tüm bunlardan birikenlerin size rahat nefes aldirabilecegi bir süpap: Iste o da yazmak oluyor. Reddedilme ve nedenini bilememe... Benim de bir kez basima geldi, moralim bozuldu (Okunmadigim icin degil! Zaman harcadigim, sonra bana red nedeni olarak olmadik seyler, aklimin ucundan bile gecmeyen seyler bildirildigi icin. O blogu sakliyorum. Günü geldiginde yine gönderecegim. O zaman kada, editörlerimiz beni simdiye kadarki bloglarimdan zaten taniyor olacak ve yayinlayacaklar. Eminim.) Onun icin siz de moralinizi bozmayin ve direnin derim. Cünkü olumlu ya da olumsuz birikim paylasmak kadar güzel birsey yok. Yerim bitiyor. Ikinci bir yorumla asil konuya da azicik deginecegim. Sevgiler:-)))

pirmete 
 18.10.2006 19:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 86
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3096
Kayıt tarihi
: 09.10.06
 
 

Marmara İng. İşletme mezunuyum. Pazarlama bölümünde uzmanlaştım. Reklamcı olmak istiyordum. Olmad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster