Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1780
 

Homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak

Homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak
 

Okuduğum gazetenin köşe yazarlarından birinin yazdığı yazı sabrımı taşırdı. Yazılarının konusu erkekler ve kadınlar. Sözüm ona köşe yazarı bayan her gün kadın nasıl tavlanır, erkek nasıl tavlanır, cinsellik ve benzeri konular da yazı yazmakta.

Ülkemizde pek çok konuda belirsizlik sürüp giderken, önümüzü , yarınlarımızı göremez hale gelmişken, dibe vurmamıza az kalmışken, Atatürk İlke ve İnkilaplarının, Anayasanın içi boşaltırken, kaos ortamı içindeyken ve benzeri pek çok kötü olay yaşanmakta iken ….

Kendisinin erkeklerle ilgili bir sıkıntısı olduğunu düşünmekteyim. ABD’de 1960-70’li yıllarda ortaya çıkan cinsel devrimi, çok eşliliği, bir gecelik maceraları yaklaşık 20-30 yıl aradan sonra ülkemiz insanları da çok sevdi. Ama, gözden kaçırdığımız bir nokta bulunmakta eskiden özgürlük olarak kabul edilen bir gecelik serüvenleri AIDS’in hızla yayılmasından dolayı artık Amerikalılar bile benimsemiyorlar.

Hiçbir şey bu kadar ucuz değildir olmayacaktır da. Canımı sıkan şey bir köşe yazarının dolaylı ya da dolaysız ama sürekli bir şekilde seks ya da kaba tabirle belden aşağı yazıyor olması.

Birliktelikler güzeldir, önemlidir ve değerlidir. Ama yazı malzemesi de olmamalıdır. Bu bayanın yazısını gördüğüm anda tüylerim diken diken oluyor. Hani bazı kendini bilmez erkekler vardır birlikteliğini, ilişkisini herkese, ulu orta yerde anlatmaktan çekinmeyecek kadar yüzsüz ve bir o kadar da şerefsiz. Kendisinin yazdığı yazılar da bana bu tip erkekleri hatırlatmakta.

Ben demiyorum ki; hep ciddi yazılar yazılsın ya da okunsun. Her konuda yazı yazılabilir.Ama belli bir seviyede olduğu sürece..

Zaten hayata sadece "Homini Gırtlak, Püfidi Kandil, Tumba Yatak" bakış açısıyla bakan kişilerden haz almam.Hayatta insanın başına her şey gelebilir, iyi-kötü pek çok olay yaşanabilir. Ama içinde umursamazlık olmamalıdır benim düşünceme göre

Önce sevgi , saygı ve insanlık gelmelidir. En iyisi bu köşe yazarı bayana Sezen Aksu’nun “Bir Deli Kız'ın Günlüğü” Albümünden (1993) Homini, Pufidi, Tumba şarkısının sözlerini hatırlatalım;

Oturalım arkadaşlar
Dinlenelim artık biraz
Esneyelim uzun uzun
Ne manasız şey çalışmak

Hayat hoş gerisi boş
Haydi yeşil kırlara koş
Sana ne dünya halinden
Sen az, kudur habire coş

Homini de gırtlak , pufidi kandil, tumba yatak

Konuşalım arkadaşlar
Mangalda kül kalmasın
Atalım tutalım biraz
Ya tutarlar ya tutarsın

Sallayalım arkadaşlar
Ki duyanlar şaşakalsın
Yalandan kim ölmüş sanki
Mevlam seni çayıra salsın

Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak

Ağlayalım arkadaşlar
Arada bir rahat batsın
Dört yanımız tavernalar
İki çalkalar rahatlarsın


var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MSN adresimin üzerinde, Basın da kokuşmuş... siye yazmışım. Uzun yıllar anavatandan uzakta kadıp, döndüğümde gördüm ki çok insanım cüzdanından başka bir şeyi düşünme(yokluğundan değil, hırsından), uçkurdan başka bir şeyi hayal edemez olmuş. Toplumumuz demeyeceğim, kısır olur bu ifade, insanlığı kokuşturabilmek için olmadık kişilere köşe vermişler gazetelerinde. O insanî düşüncelerden yoksun kişiler, güyâ vatandaş yazıyor gibi belden aşağı sıralıyor kendi yazdıklarını koskoca bir sayfada. Ve yeni yetişen meaklı nesil, bunları gerçekmiş gibi okuyor; sizin gibi düşünenlerle onlar arasında bir uçurum oluşuyor böylece. Yaa.. Ben, bu kadar kısa bir zamanda bir neslin bu denli kokuşabileceğini tahmin etmemiştim, başaranlar başarmış, başarıyorlar da...

Yüksel ÖNAÇAN 
 15.11.2008 4:54
Cevap :
Yozlaşma her yerde hatta yaşça büyük kişiler bile buna ayak uydurabilmekte ne yazık ki.. Selamlarımla  16.11.2008 22:56
 

Sözünü ettiğiniz yazar Dilek Önder'mi bilmiyorum. Eğer oysa ben hergün okuyorum. Eğlence amaçlı okuyorum, sonra da yazıyı unutuyorum zaten. Beğenmediğiniz birinin yazısını okumazsınız. Ama "Neden bunları yazıyor?" diye sormaya hakkınız var mı? Biri de çıkıp bana neden bunları yazıyorsun? dese diye düşünün. Cevabınız ne olur? Sevgiyle kalın...

moonlight1 
 02.04.2008 23:25
Cevap :
Sevgili moonlight1, Bahsettiğim kişi tahmin ettiğiniz kişidir. Ben sizin gibi eğitimci değilim.Buna rağmen her yaşta ki çocukların ve gençlerin okumalarına açık bir gazete köşe yazısı olduğu için tedirginim. Ayrıca, köşe yazarları mail adreslerini okuyucularına açık açık verdiklerine göre eleştiriye de, övülmeye de hazırlar demektir. Yanlış bilmiyorsam tiyatro oyunları, oynayanlar, filmler, romanlar ve yazarlar eleştirilirler. Bu işi yapan kişilere eleştirmen denilir. Bunun içinde günün birinde yazdıklarım, düşündüklerim sorgulanabilir,eleştirilebilir, saygıyla karşılarım. Sevgilerimle,  02.04.2008 23:56
 

Sözünü ettiğiniz yazar Dilek Önder'mi bilmiyorum. Eğer oysa ben hergün okuyorum. Eğlence amaçlı okuyorum, sonra da yazıyı unutuyorum zaten. Beğenmediğiniz birinin yazısını okumazsınız. Ama "Neden bunları yazıyor?" diye sormaya hakkınız var mı? Biri de çıkıp bana neden bunları yazıyorsun? dese diye düşünün. Cevabınız ne olur? Sevgiyle kalın...

moonlight1 
 02.04.2008 23:25
 

her bireyin, kendine dair anlamları içerisin de, bazıları vardır; ki yaşamlarının bir çok edim ve eylemini o gerekliliklere uygun şekil de kurgular. Sözünü ettiğiniz gazeteci bayan da bunu yapıyor ve aynı ya da benzer anlamlara sahip olan önemli bir okuyucu kitlesi bulunmakta, sonuç gereği istenilen "para" kazanmak; kazanılan "para" ile de "istediğini satın alabilmek", şeklinin nasıl olacağı da o mantık için önemli değil. Sizin, kendinize sıkıntılar yaratma gerekçeniz olmamalı; kendi anlam bütünlüğünüz ile, o yapısal duruma sahip nitelikler den (uzak bir ihtimal olduğu için) sizin benzeriniz bir biçim yaratmasını bekleyemeyiz. Yazınız da değinmeniz güzel, ama her yazısını gördüğünüz de kendinizi yormanız, kendinize "eziyettir". Hiç de gerekli değil sanıyorum. Mutlu kalın. Selam ve sevgilerimle. Cesaretin Evi.

cesaretin evi 
 31.03.2008 18:14
Cevap :
Maddiyata ve gösterişe dayalı yaşamı, belli konulardan öteye algılayamayan kitle 1980 sonrasında ortaya çıktı. Bir toplumda yaşayıp olana bitene at gözlüğüyle bakan ya da görmezden gelen ve bundan da hiç bir sıkıntı duymayanların bulunması gerçekten çok acı. Acaba sürekli bu konular ile ilgili yazan köşe yazarı bayan, gazetesinin matbaasında çalışan işçilerin, bir fotoğraf yakalamak için oradan oraya koşturan, canlarını dişlerine takan gazetecilerin,kameramanların hangi koşullarda ve ne ücretle çalıştığını merak etmiş midir hayatında? Ne zaman bu denli duyarsızlaştık. Selam ve Sevgilerimle  31.03.2008 23:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1294
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster