Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
443
 

İçimizi dolduran duygulardan biri

İçimizi dolduran duygulardan biri
 

Konuşamamak…

Susmak…

Kelimelerin içimde saklı kalması…

Hepsinin anlamı aynı değil mi? Tüm kurduğum bu cümleler aslında aynı kapıya çıkıyor. Fakat o kapının adını bulamıyorum. İçimde ki o duygu yoğunluğu bir isim bulmamı zorlaştırıyor belki de.

Bu tatilden beklediğim bu değildi. İstediğim gibi bir tatil olmadı. Gelmeden önce planladığım çoğu şeyi yapamadım. En önemlisi konuşamadım. Sadece ablamla konuşabildim. Diğerleri ile iletişimi bir türlü kuramadım.

Babam, kısa ve öz söylemek istediklerini okkalı bir şekilde söyledi. Ben aslında ona cevap verdim ama içimden. Ona dedim ki, “beni ne zaman anlamak, tanımak isteyeceksin. Bir gün çok geç kalmış olduğunda benden af dileme çünkü seni asla affetmeyeceğim. Benim düşüncelerimi önemsemediğin, konuşmayı unutturduğun için. Senin karşında ne kadar iki büklümsem senin olmadığın yerde kendimden o kadar eminim.”

Kelimeler boğazımda ne zaman düğümlense kendimi daha kötü hissediyorum. Konuşamamak çaresiz bırakıyor, çaresizliğim gözyaşlarıma karışıp akıyor.

Memlekette ki tatillerimin neden bu kadar kısa olduğunu, her günümün neden bu kadar zor geldiğini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Orada kendimi bir türlü ifade edemiyorum. Aramızda ki bu kopukluğun nedeni ise bir inat. Evet, inat. Onların stadartlarında ki evlat değilim. Ne zaman standartlara uyarsın işte o zaman sorun kalmaz. Onlar onların standartlarında olmamı isterken ben de “kendim olmak” istiyorum. İşte bu inat her iki tarafı da mutsuz ediyor, hatta mutsuz etmekle kalmıyor zamanla birbirlerinden uzaklaşmalarına neden oluyor. Aileler neden bu kadar inatçı. Evladının mutluluğu için demeyin bana. Çünkü bazı zamanlar olayı o kadar abartıyorlar ki evlatlarını üzdüklerinin farkına bile varmıyorlar.

Bu zamana kadar neler yaptım hiç ilgilenen olmadı. Ben de anlatamadım. Yine hayatımın gizemiyle gidiyorum eskişehir’e. Birbirini anlayamayan, kuru bir inat uğruna sadece mutsuz olan ailelere tavsiyem dinlemeyi bilin, onların anlatmak istedikleri o kadar çok şey var ki.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili destina, hayat tabiki senin hayatın. Bunu kabul etmek başkaları için , hatta en yakınındaki insanlar için bile çok zordur. Yaşantınla ilgili nihai kararları verecek yaştasın gördüğüm kadarıyla. Naçizane tavsiyem zaman çok çabuk geçiyor, şu yaşadığın dönemler de acı birer hatıra olarak kalıyor geride. Önemli olan kalp kırmamak yoksa onun acısını insan çok fazla yaşıyor. Yanlış anlama sana annenin babanın sözünü dinle falan gibi birşey demiyorum. Ama zaten kendi hayatının yönünü sen belirleyeceksin. En zor zamanlarında dahi gene anne baba yanında olur ne olursa olsun. Sevgi ve saygılarımla...

kartal0634 
 23.09.2007 10:01
Cevap :
o bir gerçek. hiç kimsem yok dediğin bir anda onlar yanında olur. benim istediğim konuşabilmek, sorunları paylaşabilmek. kendi kendime çözmek her ne kadar güzel olsada bazen insan yanında istiyor sevdiklerini. ve tüm bunları yaparken yanında olmayıpda sonradan söz söylenmesi kızdırıyor beni. tipik ergenlik sorunu değil benim ki. yorumlara açığım ama kararlıysam ve engellenecekse üzmek istemem ne kendimi ne de başkalarını.  23.09.2007 13:12
 

Yazını bir baba olarak üzülerek okudum. Aile içinde iletişim bittiğinde ilişkilerde sevginin yerine öfkeler, korkular,  intikam duyguları geçer. Senin yaşadığın bu iletişimsizlikte baban korkulara sahip olmuş, sen ise iki kötü şeye sahip olmuşsun; öfke ve intikam duygusuna. Baban sana değer vermediğinden değil, senin adına korkular beslediğin için istemediğin şekilde davranıyor. Unutma sevgili destina, sen daima babandan bir adım daha öndesin,o seni değil sen onu anlayacaksın. Ona yaşadığı korkuların boşa olduğunu kanıtlarsan seni korkularıyla değil sevgisiyle ağırlayacaktır. Gün gelecek sen de babanı anlayacaksın, bundan emin ol. Onun korkularını, endişelerini mutlaka anlayacaksın. Bu nedenle "asla affetmemeyi" asla düşünme. İçinde öfke ve kin tutma. İşte o zaman gerçek sen olursun. Kin ve öfke seni sen olmaktan çıkartır, üzüleceğin, pişmanlık duyacağın seçimler yapmaya zorlar. Haydi, babayı bağışla, anla ve kendini daha iyi ifade etmek için köprüyü kurmaya başla. Segiy

Haluk Seki 
 22.09.2007 22:43
Cevap :
ben o köprüyü kurmaya çoktan başladım. ne yazık ki köprünün karşı tarafına bir türlü ulaşamadım. içimde kin de yok başka birşey de. aslında duygularımı bu konuda yitirdim diyebilirim. kimseye kin duymadım kaldı ki babama duyayım. yorumunuz için teşekkür ederim  23.09.2007 0:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 286
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1180
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Aslen Hataylıyım ama Eskişehir'de yaşıyorum. Daha doğrusu okul nedeniyle Eskişehir'deyim. Eskişehir'..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster