Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '06

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
7483
 

İnci avcıları

İnci avcıları
 

MÜZİK; " Ruhlarımızı incelten, duygu ve düşüncelerimizi, düzenlenmiş seslerle ifade eden, bir ilim, bir fen, bir san'at ve güzel bir lisan"dır... Niçin ilimdir? Çünkü her ilim gibi araştırmaya tabidir... Niçin fen' dir? .. Çünkü, her yenilik gibi bilimselliğini ortaya koyar. Yeni temalar ortaya çıkarır.. Niçin san'attır?.. Çünkü her san'at eseri gibi ortaya ölmez eserler kor... Taaa, Mozart'lardan beri, nesilden nesile bu günümüze taşınır o yapıtlar... Peki... Niçin bir lisandır? Her lisan gibi her ülkede ortak dil özelliklerini taşır notalar.. Notistleri, bestecileri, aynı lisan etrafında birleşirler... Bu birliktelik, her ülkede tek bir lisan gibi algılanırlar. Müziğin dini, mezhebi yoktur onun için...

İşte... Müziğin tarifi bu! Bu tarifi, bazı bazı konservatuvar'cılara yaptırmak istedim Ne hocası bildi, ne de talebesi. "Müzik, müziktir işte!'' deyip, çıktılar işin içinden!...

Taaa, ortaokul yılları... Bir garip kadın geldi Bartın'a... Müzik öğretmeni imiş... Bir gün bizleri topladı götürdü, piyanolu bir yere... Geçti piyanonun başına. Sözlerini kendisi yazmış... Söyledi... Çaldı... Ağladı... Ağlattı... Sözleri şöyle: "Siz, ey güzel günler... / Ey gençliğin çiçekleri... / Heyhat! çoktan beri / Sizin için kalbim inler... / Evet!... Benim kalbim... / Şimdi bir çöl gibi ıssız... / Çöl gibi boş ve yalnız... / Ne aşkım var, ah, ne ümidim!

Ve bu gün; öğreniyorum ki, Hocamız bize, Georges Bizet'in 1863'de yazdığı "İnci Avcıları" Operasını seslendirmiş piyanoda... Türkçesini hiç duymadım o günden beri... Hocamız yaşlı kadındı. Dertliydi. Havadeğişimi için gelmişti Bartın'a.. Yukarıdaki "Müziğin tarifi de" hocamıza aitti. Hem de hiç bir yerde duymadığımız bir tarif..

Hiç kimse, ''Hikayesini'' anlatmasını istemedi hocamızdan. Şimdiki öğrenciler gibi, horozlu şeker diye tutturup: "İsteriz, isteriz...!" diye tepinmediler. Veya "Anlat, anlat... İyi oluyor!..." diye tempo tutmadılar. Kendiliğinden oldu her şey. O sihirli müzik, ruhlarımızı birleştirmişti sanki... Ve piyanonun kapağına yaslandı .Yüzünde vakur bir ifade vardı :

"Bu şarkıyı öğrenin çocuklar" dedi, devamla: "Eğer... Günlerden bir gün, gurbetteyseniz veya sıla hasreti çekiyorsanız, akşam da kapanıyorsa perde perde.. Ufuktaki güneşin son kızıllıkları tükenmeden bu şarkıyı söyleyin. Göreceksiniz, kızıllıkların tütsüsü, daha tükenmeden ufukta, O'na ulaşırsınız..Ruhunuz yaşam sevinci ile dolacak, göreceksiniz bunu"
Hocamız, burada durdu.. Gözlerindeki birikenleri, usulca sildi, devamla: "O, benim çiçeğimdi, kalbimde solmayan... Şiirimdi, hecelerimde olan... Sevgimdi, özlemlerle anılan... Işığımdı yolumu aydınlatan.. Rüzgarımdı, başımda çılgınlar gibi esen... Tılsımımdı, kalbime şifa veren... Yağmurumdu, içime damla damla damlayan... Kandilimdi, kendiliğinden yanan!.. " Şiir mi, özlem mi?.. Bilemedik bir türlü bu sözlerin ne olduğunu..

Hocamız piyanoya sırtı dönüktü. İyice yaslandı. Göğsü, hızla inip inipkalkıyordu. Ve: "Eğer, dedi, gurbetteyseniz, gurbetler insana acı verir. Eğer, bir seher vakti, süt beyaz nefesiyle sisleniyorsa deniz... Ağaran gün ışığıyla rüzgar, içinde sevdiğinizin tütsüsü olan bir sabah duası getiriyorsa pencerene ve henüz uyanmamışsan, iliklerine geçen bu nefesle uyanabiliyorsan... Eğer bir şarkı çalıyorsa inceden inceden.. Ruhundan bir tel kopuyorsa "Çıt" diye.. Uzaklara dalan gözlerinle, sislere bulanan yüreğinle ağlayabiliyorsan...

Eğer, günlerden bir gün, gökte bir bulut ağlasa... Çiseltileri pencereni yıkasa... Bu gözyaşlarını tanıdığında: "O gelmiş kapıma" deyip, kolların iki yanına düşebiliyorsa... Evet, sevgili çocuklar.. Hiçbirine duyarsız, suskun kalmayacaksınız. Yeter ki içinizdeki ümitlerin hep yeşil kalmasını istiyorsanız, umutsuzluğa kapılmayın. Bu şarkıyı hatırlayın, yeter! O zaman beni ve hayatı daha iyi anlayacaksınız...

Evet.. Ortaokul yıllarında bize "''Bizet'' in İnci Avcılarını öğretti. Şarkısı ondan, sözü kendisinden.. Şimdilerde okullarda "Halimeyi samanlıkta bastılar" öğretiliyor.. Yahut "'Yandan Halimem yandan.."

Bizi büyülemişti hocamız. Sözlerini, tariflerini, sıkı sıkı tuttum aklımda. Hayrunisa Hocamız, evindeki piyanosu başında bu şarkıyı çaldığı sırada öldü!

Yıllar sonra bile olsa, bir sahil kenarındaysam eğer, körfezdeki kızıllıklara dalmam, ondandır..Ufuklardaki son kızıllıklardan gözümü alamam..

''İnci Avcıları'' nı, O'nun sözleriyle mırıldanırım... O'nun gibi piyano ile...

Nedendir?

Ve bunu hep yaparım...

Aşık olsam da, olmasam da, bu böyledir...

NOT: Bu şarkının Video görüntüsü, aşağıdaki link'tedir.İlk defa Türkçe sözlüdür.

http://www.youtube.com/watch?v=OdE62jrqtYs

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YouTube'taki sayfanız eşliğinde, parmak uçlarınızdan kulaklarımıza gelen sihir eşliğinde ''inci avcılarını'' yine sizden okumanın keyfi gerçekten de çok özel olmuş.. Siz zaten özelsiniz bu çingenenin kalbinde.. Sevgim saygımla efendim.. Hiç bitmeyiniz.. ''Melekler yüreğinizden öpsün'' Sabiha Rana

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 28.11.2007 10:24
Cevap :
Bu naçiz sayfamı,Öğretmenlerin bu mukaddes günlerine yetiştirmeğe vesile olduğunuz için,bu sayfanın esas sahipleri olan öğretmenler,size medyun ve meftun oldular.Bana iletilenlere göre bir öğretmenin sessiz,ama derinden asil davranışını sergilediği bu musikal yazıda,aynı çerçeve içindeki diğer ''Hayrünnisa Hanımların durumu neçedir acep?!'' diye de sorulmadan edilemedi tabi. Önce siz,sonra ben,onlara vazifemizi yaptık.Daha da yaparız.İşte bana piyanoyu sevdiren sevgili komşumuz ve sevgili öğretmenim Hayrünnisa Öğretmenimin önünde,saygıyle eğilirim.Size teşekkürlerimi saygılarımı sunarım.Sağolun.  28.11.2007 12:06
 

İnci Avcıları'nın niteliğini sizin yazınızla öğrendim. Bizet'in Carmen'inin gölgesinde kalan bu operayı en son sanıyorum Mersin Devlet Opera ve Balesi sahneledi. Henüz bu eserle ilgili bir tını yok usumda ama araştıracağım. Sayın Ülgenay'a verdiğiniz sözü bana gerçekleştirip, eserin Türkçe sözlerini gönderip beni sevindirebilirsiniz... Duygulanmamak elde değil yazılanlardan... Evin İlyasoğlu ve Üner Birkan benim başvuru kaynaklarım. İnci Avcıları her ikisinde de yeterince yer bulmamış, demekki pek tanınmamış Türkiye'de. L'Arlesienne süitleri ve Carmen daha çok tanınmışken, İnci Avcıları'nın pek itibar görmemesi ilginç geldi bana...Selamlarımla, H.Hüseyin Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 22.08.2007 21:58
Cevap :
SÖZLER: Siz,ey güzel günler/Ey gençliğin,çiçekleri/Heyhat,çoktan beri/Sizin için,kalbim inler/ Evet,benim kalbim,/Şimdi bir çöl gibi ıssız/Çöl gibi boş ve yalnız/Ah..Ne aşkım var,ah ne ümidim/Yok yok,bu nasıl söz/Gençlik ruhu,hiç söner mi/Ah o günler,ne güzeldi/Ne mesuttum,ben o zaman/Esir hayatımdan,bıktım artık usanç geldi/Ah o günler,ne güzeldi/Ne mesuttum,ben o zaman!...Ve bir anekdot.Bu bahsettiğiniz hanım,benim müzik dünyamı alt üst etti.Bu saatırların hiç birisinden mutlu olamadı.Piyano ile eseri bilahare geçtiğim ve sözleri ile yolladıktan sonra bile durum değişmedi.Sukutu hayale uğradım.Bizim konservatuarlar,müzük bilgisi veriyorlar amma,''Ruh'' veremiyorlar.Ve bu sözler,Türkiyede yok.Bende var,o hanımda var ve şimdi sizde var.İzmire Gösterdiğiniz bu ilgiye teşekkür ederim.Sevgi ile  22.08.2007 23:03
 

Öyle bir zamandır ki o; hüzün dolu, yalnızlık dolu ve bir o kadar da güzel yaşasan bi türlü, yaşamasan bi türlü... Sevgili Hayrunisa hanım; yüreği güzel bir kadın daha ve kırık bir kalp; sevgi dolu... En azından "minik" yüreklerle paylaşabilmiş derdini, sevgisini ve onlara "sevmeyi" öğretebilmiş... Sevgiler, maviyle...

derinmavi.. 
 12.07.2007 11:13
Cevap :
Hocamın öğrettiği müziği tarifini,şidi konservatauvar öğrencilerine soruyorum,bilemiyorlar,iyi mi?..Demek ki hocamı yetitirenler,ne büyük insanmış.O şarkı çok güzel,Sözleri Türkçe.Hocam yazmış.Size söylemek isterdi sözlerini ve şarkısını..Şahane bir şey...Kal sağlıcakla..  12.07.2007 20:22
 

a)Yazılarınızı bulduğum için çok mutluyum. b) Gurbetin ne olduğunu çok iyi bilen bir ruhu, hüzünlendiren bir yazı. c) Gelin siz bu hikaye yazma konusu üzerinde bir düşünün. d)Aziz Nesin' in "Halimeyi Samanlıkta Bastılar "hikayesini okumuştum ve aklımın bir köşesinde duruyordu, denk gelince şaşırdım. Bir iş var bu işte diye düşünüyorum. e) Anılarınızı okumayı isterim, yine tekrar edeyim. f) Ellerinize sağlık, saygılar efendim.

Ayda 
 20.02.2007 20:08
Cevap :
Beni yine şaşırttınız.Muzaffer İzgü de bana sık sık: ''Yaz'' derdi. İzmir Gazetelerinde yazardık ikimiz de.Aynı zamanda Akbaba'nın hiciv yazarıydı.Nerde görse.''Yaz'' derdi.''Hikaye '' yi kastediyor.Ben hiç tınmadım.Epeydir de arayamıyorum son kitap fuarından beri..Görürse veya telefonda ilk sözü:''Yaz'' olacaktır..Ürküyorum bu sözden..Tark Dursun K . ve kardeşi Faruk Kakınç da öyle söylüyordu.. ''SON DEFA'' yı okuduysanız,işte onda biraz hikaye esintisi vardır..Sesiniz gür ve iddialı çıkıyor.Kendinize olan güvenin pırıltıları var.Bundan memnun oldum.Sizi okuyacağım.Blog ' habercim' kaydettim sizi..Her şey için teşekkürler derim.Başka ne diyeyim.Kalın sağlıcakla...  20.02.2007 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 862
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster