Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
732
 

İngiltere'nin etnik ayrıştırma projesi

İngiltere'nin etnik ayrıştırma projesi
 

BAYRAĞI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ YILDIZLAR DEĞİLDİR !


“Pantürkizm’e karşı ağırlık olarak Kürt milliyetçiliğini çıkarmak gerekir. Coğrafi durum dikkate alındığında, Kürt milliyetçiliği Türk kovanına önemli bir etmen olarak sokulabilir” (İngiliz  İstihbarat Subayı Albay F. R. Maunsell’in   Londra’ya yazdığı rapordan, 5 Aralık 1917)

"Asıl düşmanımız Mustafa Kemal'dir"

(Amiral Sir John de Robeck, İngiliz İşgal Kuvvetleri Yüksek Komiseri, 11 Aralık 1919)

İngiliz Albayı Maunsell’in raporu doğrultusunda I. Dünya Savaşının sonunda Kürt aşiretlerine özerklik ve toprak vadeden İngiltere – bir satranç oyuncusu ustalığıyla-  o tarihte SSCB yönetiminde olan Türki cumhuriyetlerin Türkiye ile karadan olan toprak bağlantısını Büyük Ermenistan ve Kürdistan duvarı ile kesmeyi ve Türkleri Musul ve Kerkük gibi petrol bölgelerinden uzak tutmayı planlıyordu.  Kuvayı Milliye güçlerinin petrol bölgelerini eline geçirmesi Avrupa ülkelerinin politikasını ve paylaşım planlarını alt üst edebilirdi.

Bundan dolayı, Anadolu’daki aşiretleri kışkırtmak amacıyla Nisan 1919’da Binbaşı Noel ile Yüzbaşı Woolley’i görevlendiren İngiltere  İstanbul’da Seyit Abdülkadir’in başkanlığında kurulan “Kürt Teali Cemiyeti” ile de yakın ilişki içindeydi.

Bu arada 18 Ocak 1919da toplanan Paris Barış Konferansında Osmanlı delegesi Şerif Paşa ile Ermeni delegesi Bogos Nubar Paşa  Doğu Anadolu vilayetlerinin Ermeniler ve Kürtler arasında bölüştürülmesi konusunda uzlaşmaya varmış, Şerif Paşa kurulacak olan yeni devletin de başına geçmeyi umarak kendisini “Kürt Heyeti Başkanı” ilan etmiş ve  destek için İtilâf devletlerine başvurmuştu.

Ancak, görüşmeler sırasında  İtilâf devletlerinin Kürtlere özerklik projesi ile Büyük Ermenistan projesi  çakışmış,  Kürt bölgelerinin Ermenilere vaat edilmesi, itirazlara ve aşiret liderleri arasında fikir ayrılığına yol açtığı gibi, bölgedeki aşiretlerin tepkilerine de neden olmuştur.

Paris Konferansından sonra  -bugün olduğu gibi-  kapalı kapılar ardında sürdürülen pazarlıklar sonucunda 10 Ağustos 1920’de, Ermenistan ve özerk Kürdistan kurulmasını öngören  Sevr Antlaşması Osmanlı Devleti tarafından kabul edilerek imzalanmıştır.  Böylece Osmanlı Devleti Güneydoğu Anadolu bölgesinde Kürdistan’ın kurulması projesini  kayıtsız şartsız  resmen  onaylamış oluyordu.  

Antlaşmanın imzalanması Avrupa’da büyük sevinçle karşılanmıştı. Ancak, bu tatlı barış (!) ortamını bozan, süreci tıkayan  Atatürk önderliğinde Milli Mücadelenin başlaması ve Kuvayı Milliyecilerin Sevr Antlaşması’nı yok sayması oldu !   Böylece, Avrupa ülkeleriyle birlikte Osmanlı hükümeti ve  sözde barış yanlılarının (!)  da projeleri suya düşmüş,  1 Mart 2003 tezkeresinin reddinde olduğu gibi  çok fena bir şekilde çuvallamışlardı.

Kısaca özetlersek, Türkiye’de siyasal Kürtçülük projesi başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletlerinin ilk aşamada “Şark meselesi” çerçevesinde Osmanlı devletini federatif bir yapıya indirgeyerek bölgeye egemen olmak amacıyla uyguladıkları taktik ve politikaların sonucunda  doğmuştur. İkinci aşama ise, Osmanlının yıkıntılarından doğan Türk direnişini Doğuda Ermeni saldırısı , Güneydoğuda etnik ayrımcılık ve Batıda ise Yunan işgali ile üçlü kıskaca alarak daha doğmadan yok etmek amacını taşıyordu.

Bunda da başarı olamadılar. Analar ağladı, binlerce şehit verildi, ama İstiklal Savaşı ile Türkiye işgal güçlerini yenerek özgürlüğüne kavuştu. Böylece “etnik ayrıştırma” projesi sekteye uğradı, ertelendi, ancak, tasarımcılar ve yapımcılar projelerinden asla vazgeçmediler. Paris Barış Konferansı ile Sevr Antlaşması “Büyük Ortadoğu Projesi”nin ilk ön modelleri, prototipleriydi.

İşte, üçüncü aşama ise bugün Büyük Ortadoğu Projesi ve BOP Eşbaşkanlığı ile sürdürülmekte olan içinde bulunduğumuz, yaşadığımız, tanık olduğumuz “Kürt Sorunu” olarak yaftalanan sözde barış sürecidir. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü bu kadar güzel gerçekleşemez. BOPçular Türk ordusunu, devleti ve  ulusun Kuvayı Milliye ruhunu tasfiye ederek bu amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Bu barış sürecini (!) kesmeye, tıkamaya çalışanlar kim peki?

(Kaynakça: Meydan Larousse, Encyclopedia Americana, Hoybun Cemiyeti ve Türkiye’ye Karşı faaliyetleri, Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sarınay, T.C. Başbakanlık, Atatürk Araştırma Merkezi)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1649
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster