Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1092
 

İstanbul'da deprem çok uzakta değil!

İstanbul'da deprem çok uzakta değil!
 

Yine bir 17 Ağustos ve büyük depremin yıl dönümünü yaşıyoruz. Yaralar sarıldı ya da sarılmaya devam ediyor. Her gün bilim adamları büyük depreme hazırlıklı olunması için nerdeyse yalvarıyorlar. Herşeyi açık açık anlatıyorlar, senaryolar yazıyor ilgililere ulaştırıyorlar. Vurguladıkları tüm konularda büyük önlemler alınması gerektiğini herkes biliyor ama nafile...

Kişisel olarak insanlar ne yapabiliyor; deprem çantaları, acil kaçış ya da önlem planları, evlerini ya da apartmanlarını (ki bu çok güç) güçlendirecek çözümler aranıyor. Konut sigortaları, zorunlu deprem sigortası (DASK) yapılabiliyor. Daha fazlası mümkün değil. Ha bunları dahi yapanlar çok az.

Ya okullar, kamu binaları, işyerleri, köprüler, viyadükler en önemlisi hastaneler. Bunlar ne durumda hiç düşündünüz mü? Umarım çok yakında anlamak zorunda kalmayız. Allah bize anlamamız ve gerekli önlemleri almak için yeterli zamanı verir. Aslında vermedimi, verdi ama galiba biz anlamadık ya da elimizden gelen bu. İktidara gelen tüm hükümetlerin önem vermesi gereken en önemli konulardan biri bu aslında.

Belki de hükümetlerde haklı, artık son yirmi yıldır çarpık kentleşmeyle mi uğraşsınlar, bozuk alt yapı ile mi? su ile mi?, elektirik ile mi?. Ama çarpık kentleşme, plansız kentleşme ve yerleşim devam ediyor.

Hazırlıklı olmak gerekir, diyoruz. Depreme hazırlık yapmak için ne yapıyoruz? İş yerlerinde, okullarda tatbikatlar dışında ne yapıyoruz? Hiç. Koca bir hiç. Apartmanlarda bu bile yok. Yangin tüplerinin olmadığı milyonlarca ev ve apartman var. Yangın anında itfaiye hangi birimize koşacak. Sana mı, bana mı? yoksa kendi yangınını mı söndürecek?.

Apartman yöneticileri, muhtarlar ...vb. artık organizasyonlarınızı kurmalısınız. Birşeyler yapmalısınız.

Bence şunu asla unutmayalım, bireysel ya da örgütlü, nasıl olursa olsun, hazırlanalım. Sivil toplum kuruluşlarına ilgi hala çok az. Kaçımız üyeyiz. Kaçımız afetler için önceden gidip kan veriyor. (Olduktan sonra herkes koşacak biliyorum, ama o zaman çok geç.) Apartmanımızı, evimizi, işyerlerimizi göstermelik değil, gerçekten hazırlayalım. Herşeyi planlayalım. Ulaşım, sağlık, ilk acil müdahale ekibimizi kuralım. Bunlar maliyet doğurmayan ama ilk şoku atlatabileceğimiz önemli kriterler.

Unutmamalıyız ki! belki de hiç ama hiç zamanımız yok. Bir Erzincan'lı olarak ya da İstanbul'da yaşayan olarak, biraz daha gerçekleri görebiliyorum. Bilim adamlarını önemseyelim, aman sendecilikten, kadercilikten kurtulalım. Alalım önlemlerimizi, bireysel olarak, toplum olarak, devlet olarak. Ne yapılması gerekiyorsa artık yapalım. Ödenen vergilerimiz artık bu kanallara daha çok aksın. Çok geç olmadan.

Her şeyin ekonomik temellere dayandığını biliyorum. Ama zannetmeyin ki Türkiye çok fakir bir ülke, istesek 2- 3 yılda deprem sorununu en aza indirebiliriz. Ama önce gerçekleri görmeli, göstermeliyiz.


Bazı şeyleri unutmamak ve anımsamak için aşağıya bir link ekledim.

Umut ve sevgiyle,

http://www.sakarya.pol.tr/deprem/resimler/resim.asp

Resim : Aynı adresten alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ah be kardeşim sen ne yazıyorsun ki bunları. Hep boşuna kürek çekiyoruz. Esasında yazdıklarınız çok doğru. Bakın Japonlara. İkinci Dünya harbinde 2 tane Atom bombası atılmadı mı? onlara. Ve deprem konusunda da bizlerden de çok sanşsızlar. Fazla deprem orada oluyor ve bizlerdekinden daha büyük depremler yaşanılıyor Japonya topraklarında ama zararlarını en aza indirmişler. Nasıl beçermişler. İkinci Dünya Harbinde şavaşa girmeyen ülkemize Japonlara atılan bombalar bize atılsaydı. Orda olan depremler burada olsaydı keşke. Bu kadar acıya rağmen Japonların Dünya platformda ki yerini söyleyebilirmişsiniz bana. Bunları nasıl beçerebilmişler, nasıl kalkınabilmişler onlar. Yalnızca şunu söyleyebilirim ki size. Yazıklar olsun bize bir Japonlar kadar olamadık. Bende dahil. Sevgi ve saygılarımla.

Ahmet Üstündağ 
 19.08.2007 8:30
Cevap :
İnşallah orada olduğu kadar ülkemizde de o sıklıkta yaşanmaz. Ancak onların yarısı kadar hazırlıklı olsak bu bile beni sevindirecek. Fakat tek mutluluk verici durum her depremden sonra toplumun her bireyinin kenetleniyor olması. Bu da herhalde hiç bir ülkede bu kadar büyük değil. Sevgi ve saygılarımla.  19.08.2007 20:24
 

Umarım yazdıklarınız doğru adrese ulaşırda bir şeyler yapılır. Fakat toplum olarak ne denli duyarsız olduğumuz ve önlem almaya hiç de hevesli olmadığımız açık. Yazının okunma oranı ve olmayan yorumlardan. Sizin dediğiniz gibi zorunlu deprem sigorta yaptıranların oranı çok düşük. Her halde zaten nüfus çok fazla önlem almaya gerek yok diye düşünüyoruz ki; oturduğumuz ev tek tapu olduğu için babama kaç yıldır deprem sigortası yaptıralım diyorum. Babam ise ne diyor biliyor musunuz? Ben öldükten sonra deprem sigortasını ne yapcam diyor. Bir taraftan da doğru mu ne?

Ayrıntıda gezinmek 
 17.08.2007 20:15
Cevap :
Bir tek okuyucuyu dahi etkilemiş olmak bile önemli değil mi? Amacımız kaliteli ve sağlam konutlarda oturmak kadar, afet sonucu yaralarımızıda en kısa sürede sarmak olmalı... Umuyorum yalnız değiliz.  18.08.2007 19:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2319
Kayıt tarihi
: 21.12.06
 
 

"İlk- Orta- Lise ve Üniversite yıllarım Anadolu da geçti. Sonra iş hayatı; mağazacılık, inşaatcılık ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster