Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3708
 

İstanbul'un Fethi neden yeni bir çağ Açtı ? Da Vıncı Şifresi ve Akşemseddin ilişkisi

İstanbul'un Fethi neden yeni bir çağ Açtı ? Da Vıncı Şifresi ve Akşemseddin ilişkisi
 

İstanbul'un Fatihi, yaptıkları Türkiye, Avrupa ve Dünya Tarihini değiştirdi.


İstanbul'un fethi kime yaradı? neden Yeni Çağı başlattı? Açıklanmayan gerçekler...Leonardo Da Vinci Bizansın 2000 yıllık birikimini oluşturan ve İstanbuldan gelen kitaplarını kopyalayan KOPYACI bir sahtekar mı?

Tarihçilerin ortak bir görüşle Yeni Çağı başlatan en önemli olay olarak gördükleri ama asla okullarımızda detaylıca bunun nedenlerinin üzerinde durulmayan bu fetih, aslında iyice irdelenip okullarda anlatılmalıydı... 

Sistem bize üç padişahı ( fatih, yavuz ve kanuni) överek anlatır, öne çıkan son ikitanesini (2.Abdulhamit ve Vahüdiddin)yerin dibine sokulur neredeyse. Oysa Osmanla başlayan ve Vahidüddinle biten padişahlar hanedanında hemen hepsinin hedefi ortaktı.' 

"Devleti Alii Osmaniyi" hep ayakta tutmak, devlet olmazsa halk olmaz' felsefesini korumak. 

Fatih Sultan, Muaviyenin uydurttuğu bir hadisi köpürterek İstanbul'un alınmasında askere inanılmaz bir gaz vermişti. Aslında böyle bi hadis yoktu. Muaviye, İstanbul'u kendisinin alabileceğini düşünerek "Konstantiniyyeyi alan komutan ne iyi komutan, alan asker ne iyi asker" sloganıyla eline bulaşan Hz. Ali'nin kanını, daha sonraki Yezidin elinde ki Hüseyin kanını temizleme gayretindeydi, seçime dayalı İmamet ( Ministry) siteminden sultancılık ( Sutanate) sistemine geçişin günahını elinde bulunduran bu adama Allah istanbul'u almayı nasip etmemişti. 

Aslında Hz. Muhammed Hendek Savaşı'nın arifesinde Muaviye'nin babası olan Ebu Sufyanla giriştiği mücadele de müslümanlara Pers, Bizans ve Yemen devletlerinin ebediyete kadak islam devletleri olacağının müjdesini vermişti. İran, Hz. Ömer döneminde çok hızlı bir şekilde islamlaşmış, Bizans ise daha az zalim olduğu için daha yavaş bir süreçte fethedilmişti ( Ülkelerin yıkılmasının hızı onların yaptıkları zulmlerin hızıyla doğru orantıdadır). 

Fatih, Muaviyenin uydurduğu hadisin kahramanı değildir, Fatih, Hz. Muhammed'in Hendek savaşında tüm Bizansın Müslüman olacağı müjdesini yerine getirmiştir. İşin doğrusu budur. 

Peki Neden Önemli istanbul'un Fethi?

Bunun bir çok sonucu olmuştur. En önemli sonuçları iki tanedir, içte ve dışta olmak üzere; 

1-İstanbul'un alınmasının Osmanlıya ve Türkiyeye etkileri;

İstanbul alındıktan sonra Fatih tüm gücü eline geçirmiş, zaten sorgulanamaz olan gücü iyice yerine oturmuş, "Devlet için kardeş kardeşi öldürebilir" Fetvasıyla Susurluk'a kadar olacak olan antidemokratik ve ŞURA ( islami Demokrasi çeşidi) düşmanı bir felsefe güç adına oturtulmaya çalışılmıştır. 

Fatih bu fetvayı neden çıkardı? 

Çünkü daha önce şehzadeler arasında 13 sene süren kardeş kavgalarında (Fetret Devri) ülke ne doğuda ne batıda ilerleyebilmişti, üstelik zayıflamıştı. Fatihe göre, Şehzadelerin taht kavgaları daha başlamadan bitmeliydi. Güçlü olan abi, gücü eline geçirmeye çalışabilecek olan hırslı ve muhtemel hain kardeşi hemen boğdurtmalı ve yılanın başı küçükken ezilmeliydi. 

(Bunun ilk kurbanı Cem Sultan olmuştu, fatihin küçük oğlu derin acılar ve gurbet sancısı çeke çeke ölmüştür-Daha sonra Yavuz tek tek kardeşlerini yok etmiştir, devletin ilerlemesi adına önüne çıktığını düşündüğü kim varsa-karısı dahil- yok etmiştir, devletin güçlenmesi ve otoritesinin sağlamlaşması adına Hanifi mezhebi ve Caferilik arasında nifak tohumlarının serpiştirilmesi bu dönemde olmuştur-üstelik Hz. Hanefi, İmam Caferin Üvey oğlu olduğu ve birbirlerini sevdikleri rivayet edildiği halde). 

Yıllar geçiyordu ve bu politikadan vaz geçilmiyordu, halkı "etrakı bi idrak-idraksız Türkler" olarak gören bu zihniyet ( Bu tabir Saraydakilerin Anadolu halkına bakışıdır-bu yüzden Anadoluya değil balkanlara daha fazla yatırım yapılmıştır), geleneksel sünnilik sayesinde gücünü iyice oturtuyordu zaten. Halk, devletin yanında bir hiçti, Okan Bayülken'in Oynadığı "istanbul Kanatlarımın altında" adlı filmde de açıkça görülmekteydi devletin durumu. Cumhuriyet sistemine geçmiş olsakta zihniyet değişmediği için Sultanlık, küçük sultalıklara dönüşmüştü, yıllarca OHAL valisinin yanlışları yüzünden terör daha da azmıştı, bir mercedes içinden çıkan cesetler kirli ilişkileri ortaya koymuştu, bu güce tapan halk daha neler neler görmüştü... 

Neden böyleydi peki? Neden halk Güce tapıyor ve sulta kafa yapısı (sallandıracaksın ikisini bak bidaha oluyor mu, asmayalımda besleyelim mi?) değişmiyordu. 

Çünkü Türkler batıda ve Doğu'da kendini hiç güvende ve rahat hissedemediler, batıda haçlıların, bizansın, avrupanın, Yunanın oyunları, katliamları hiç bitmedi, Doğuda ise bazen Moğollar bazende İranlılar tehdit oluştururken son 150 yılda en büyük tehdidi Batının doğuda ki temsilcisi Ermeniler oluşturmuştu. 

İşte İstanbul'un alınması fatihle sembolleşen devlet otoritesinin ŞURA ve HALK nazarında güçlü olması gerektiğine olan inancın başlangıcıydı. 

Oysa İngiltere Halkı yıllar önce Krala Magna Carta'yı dayatabildiyse bunun sebebi bir ada ülkesi olarak kolayca dış tehdide maruz kalmaması dolayısylaydı. Osmanlıda ise halk, dış tehdit korkularıyla kolayca haklarından vaz geçebilmiştir. 

2- İstanbul'un fethinin Avrupaya ve Dünyaya etkileri;

İstanbul alındıktan sonra (veya az bi zaman öncesinde )bir gemi dolusu Romanın ve Bizansın yazılı kayıtlarının Venediğe gönderildiği söylenir. Kimisi bu gemiyi fatihin yolladığını, veya yollanmasına izin verdiğini söyler. 

Sonuçta şu var, bugün istanbulda Bizanstan kalan doğru dürüst bir yazılı kütüphane yoktur. Oysa olması gerekirdi, bir ulusun hafızasıdır o kütüphane. 

1453 yılından sonra Avrupa'da inanılmaz değişimler olmaya başlamıştı, Bizanstan gelen kaynaklarla doğunun tecrübeleride Avrupaya yayıldı, matbaayı Çinlilerin kullandığının kayıtlarını bu bizanslı kaynaklardan okuyan Avrupalılar Gutenberg'in matbaayı ilk kez icat ettiği yalanını tarihe yazarlar. Bu kaynakları okuyan İtalyan alimler Rönesansı ve aydınlanma çağını başlatırlar. Söylendiği gibi istanbul'un düşmesiyle korkan batı kendini aydınlatmış değildir. Davinciler, gutenbergler, Colombuslar aldıkları bu benzinle sağladılar Avrupanın ilerlemesini. 

En büyük devrim sadece bilimsel alanda değil, inanç alanında olmuştu, Martin Luther matbaa makinasında çoğalttığı incillerialmanca olarak halka dağıttığında cahil halklar aydınlanır, din adamlarının kendilerini nasılda kandırdığını ellerinden mallarını aldığını iyice anlarlar. İlk defa Protestanlık ortaya çıkar (Bu mezhebe Kanuni destek verir- Avrupalıların Bölünmesi adına). Avrupa, Papanın yüzyıllardır süren tahakkümünden kurtulur, insanlar kendilerine Papayı veya kiliseyi değil, asıl kaynak olarak gördükleri İncile yönelirler sonuçta tüm protestan ülkler (bugün bile) çalışkan, hür iradeli, demokrat, eğitimli, çalışkan insanlar haline gelirler. Avrupa bölünmüştür, (belkide fatihin öngördüğü buydu ve bu yüzden tüm yazılı Bizans kaynaklarını gemiyle bizzat yolladı, avrupalıların kendi dinlerinde reform yapabilmelerinin ve avrupanın bölünmesi içindi bütün bu planlar).. 

Avrupa'da bugün katolikler ve protestanlar hala birbirlerini sevmezler, ortodokslar da protestanlara kızarlar, dini hafife aldıklarını düşünürler, katolikleri de slavları ( Polonya, Çek, Sloven, Hırvat halkı) katolikleştirdikleri için sevmezler. 

Bu aydınlanma süreci, zamanla daha da gelişerek, idealist entellektüellerin öncü rol oynamasıyla 1789 yılında ki Fransız Devrimine neden olmuştur. Fransız Devrimi, aydınlanan ve kendi kaderini tayin etmek isteyen insan kitlelerinin bulundukları yerlerdeki isyan ve devrimlerine neden olarak başta Osmanlı olmak üzere Avrupada imparatorlukların sonunu getiren başlangıç olmuştur. 

İstanbulun Fethini Fatih gerçekleştirsede asıl başarı onu yetiştiren, ona fethin her aşamasında akıl veren AKŞEMSEDDİN'e aittir. 

Akşemseddin'in vizyonu Avrupada Hıristiyanlığın parçalanmasına yol açmıştır, zira kuvvetle muhtemeldir ki BİZANSIN kitaplarının İtalyaya gitmesine AKŞEMSEDDİN Vizyonu göz yummuştur. 

Bu sayede protestanlık ve bir çok Hıristiyan, cahil papalığın ayrımcı ve ezici Katolik gücünden kurtulmuş Avrupa Bilimi Katolik taassubundan kurtulmuştur. Laiklik bu şekilde ortaya çıkmıştır. 

Avrupa şu anki gelişmişlik düzeyini aynı zamanda bir hekim olan Alim Akşemseddin'e borçludur. Bu gerçekler bizden bile saklansada gerçek olan bu... 

Saygılarımla 

Ayhan Özcimbit 

Kaynak "Çalınan Hayatlar" Roman Kasım 2005 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3653
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster