Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '21

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
24
 

İZMİR DEPREMİNİN ARDINDAN

 

30 Ekim 2020 günü internet üzerinden canlı ders gören liseli oğlum telaşla yanıma gelerek,

-Baba İzmir’de deprem olmuş demişti.Hemen TV açarak birlikte merakla izlemiştik.Habere göre saat 14.51 de merkezi Sisam adası olan 6,8 şiddetinde bir deprem olduğunu söylüyordu.Eşim İzmirli olduğundan hemen aradık ama sanırım hatlardaki doluluktan ulaşamadık.Vakit geçtikçe bilgiler çoğalıyordu,b u arada eşim Pazar işini erken bitirip gelmişti.İlk sözü,

-Kardeşim mesaj attı,iyilermiş dedi.Seferihisar ilçesine 23 km açıkta olan deprem,16 saniye sürmüştü.Şiddeti de az olduğundan bir sıkıntı yok gibiydi,fakat Seferihisar ve Bayraklı da yıkılmış ve hasarlı binalar olduğu,küçük bir de tsunami oluştuğu haberi ulaştı.On iki binanın yıkıldığı,enkaz altından canlı kurtarma çalışmalarının başladığını gördük.Ekran başında gördüğümüz kadarıyla aralıksız çalışan ekipler sürekli değişiyor,yardım malzemeleri yerine ulaşıyordu.Günler geçtikçe enkaz altından mucize kurtuluşlara şahit olsak da 117 İzmirliye veda etmiş,1034 kişi yaralarından dolayı tedavi görmüş,on beş bin kişi evsiz kalmıştı.

Yıkılan binaların önceleri tarla olduğu,yeterli bir zemin kontrolü yapılmadan bina yapıldığı,birkaç yıl önce yapılan kontrolde depreme dayanıksız rapor verildiği halde oturanların evlerini terk etmediğini öğrendik.Yıkılan binaların depremden önceki halleri şaşırtıcıydı,dış görünüşü çok süslüydü. Sanırım müteahhitleri etkilemek için böyle yapılmıştı,bu konu üzerinde durulmalıydı.Bina çürük olduğu anlaşıldığı halde müteahhitten daha fazla koparmak için evi terk etmemek büyük sorumluluk taşıyordu.

İkincisi depremi duyan herkesin telefona sarılma hastalığı henüz tedavi edilemediğimizi gösteriyor. Her afet olayında kısa mesaj yada sosyal medya kanallarının kullanılması ikaz edilmesine karşılık henüz aşısı bulunamamış.

Özellikle afet sonrası yaşanan panik hali yollara doluşan araçlar olarak kendini gösteriyor.Evine ulaşmaya çalışan yada ortamdan telaşla kaçmak   isteyenler yolları doldurduğundan ne polis, nede ambulanslar trafik yoğunluğundan görev yapamaz hale geliyorlar.Panik halinde bir şeylere saldırmak yerine eğitimli insanlar olarak serinkanlılıkla davranabilsek çok iyi olacak ama yakın zamanda bunu beklemek zor görünüyor.

Hemen deprem paraları ne oldu tartışması başlatıldı. Başına gelen sıkıntıdan başkalarını sorumlu tutma hastalığı diyorum ben buna.Afet olmuş,yapılması gerekli işler varken bunu politikaya alet edebilmek gerçekten büyük aymazlık gerektiriyor.Bu tür afetlerde ders çıkarma amaçlı beyin fırtınaları yapılmalı,karşısındakini suçlama ve bundan oy devşirme ucuzluğundan vazgeçilmelidir.

Yardımlar ve gönüllüler gördüğümüz kadarıyla yeterliydi.Çadırlar kuruldu,sıcak yemek çıkarıldı.Evlerine giremeyenlere elden gelen yardımlar ulaştırıldı.Sonra devletin yardımları gündeme geldi.Evleri hasar görenlere kira yardımı,eşya yardımı gibi.Fakat yaşanan acı tecrübeler gösterdi ki bu türlü yardımlar  ancak fırsatçılara yarıyor.Bir bakıyorsunuz kiralar artıyor,mobilya fiyatları fırlıyor.Dask yoluyla daha verimli yollar bulunmalı diye düşünüyorum.

Bir olmazsa olmazımız seyir hastalığı,ondan bahsetmeden olmaz.Çalışan insanların başında oluşan kalabalıklar onların emeklerini olumsuz etkiliyor.Allahtan İzmir depremi yerel düzeyde kaldığı için çok fark etmedik ama geniş bir afet olduğunda kendimizi ve yakınlarımızı emniyete aldıktan sonra bir yere oturup vakit geçirme yada çalışanları seyretmek  yerine yardım etmeye çalışmalıyız.Gelen yardım malzemelerini depo etmek ve dağıtmak için sistem oluşturmalı yani yaşanan sıkıntıların çözümünde aktif rol almalıyız.Yaşanan acıları unutup çekim yapmak,başkalarının acılarını pazarlamak anlamına gelmiyor mu?

Tekrar ediyorum,afeti canlı atlatıp,sevdiklerini garantiye alanlar mutlaka komşularına yardıma koşmalıdır.Dışarıdan yardım gelene kadar komşuluk hisleriyle hareket edilmelidir.Eğer yaralananlar varsa ve yapacak işimiz yoksa kan vererek çalışanlara destek olabiliriz.

Bir afet olduğunda şükür kurtulduk,en az zararla atlatınca şükür geçti demek yerine,bir adım ileriye giderek yardıma katılmak ve bu olaydan dersler çıkarmak daha faydalı olur gibi geliyor.Birincisi bencillik,ikincisi çözümde rol almaktır.Bize yakışan da böyle olmalı,siz ne dersiniz?

Filiz Alev, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 35
Kayıt tarihi
: 25.07.20
 
 

herkese iyi günler dilerim,Isparta doğumluyum,  emekli öğretmenim.TDF Dağcılık eğitimi aldım.Doğayı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster