Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1084
 

Kadere bak

Kadere bak
 

İstanbul Ümraniye'de, aniden yoluna çıkan bir kadına çarpmamak için direksiyonu kıran bir vatandaş, karşı şeritten gelen kum yüklü TIR’ın altına girince, eşi ve iki aylık bebeği ile birlikte hayatını kaybediyor.

Böylesine feci bir kaza, ister istemez insana "kadere bak" dedirtiyor.

Kader İslâm'da inanılması gereken altı temel esastan biridir... Allah'ın varlığına, birliğine, Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve peygamberi olduğuna inanan her müslüman, kadere de inanmış sayılır.

İrade ve akıl sahibi olarak yaratılmış olan insan, sorumluluklarını üstlenerek, iyi veya kötü her şeyi yapma kabiliyetine ve özgürlüğüne sahiptir. Bu bağlamda kendimizi korumak için elimizden gelen her türlü tedbiri almak da bizim insanlık borcumuzdur.

Hayatımız boyunca kendi sağlığımız, zevkimiz, heyecanımız, merakımız, geleceğimiz ve hayallerimiz için her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Ama öyle bir an geliyor ki, elimizde olmayan bir engel, bizim için çok kolay olabilecek bir işi güçleştirirken, bazan da imkânsız zannettiğimiz şeyler kolayca çözülüveriyor.

İşte bizim irademiz dışında gerçekleşen iyi veya kötü bu olayları kader olarak kabul ediyor ve onlara boyun eğiyoruz. Çünkü, aksine yapacak bir şeyimiz zaten yok. Elimizden bir şey gelmiyor. Kadere inanmanın ve sığınmanın dışında burada yapılabilecek tek şey, isyan etmektir ve kendimizi daha da beter üzüp yormaktır.

Hiçbir açıdan bu tür eylemlerin insana fayda getirmediği ortadadır. Ne kadar üzülseniz, ne kadar ağlasanız, ne kadar kendinizi perişan etseniz, hiçbir şeyin asla geri gelmesi sözkonusu değildir. İşte böyle bir ortamda kader inancı, insana teselli olur, rahatlık verir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuyu felsefe kategorisinde ele almanız doğru değil, felsefenin cevap aradığı soruların hepsine, aksi iddia ve ispat edilemeyecek şekilde dinimiz cevap vermiştir. Felsefecilerin uğraştığı her şeyi dinimiz açıklamıştır. Bunlar, tekniğin değişmesiyle değişmez. Batılılar, dinimizdeki tasavvufu, felsefe zannetmişler ve tasavvuf büyüklerine İslam filozofu demişlerdir. İslam felsefesi tâbiri de bu yanlışlıktan doğmuştur. İslam felsefesinden bahsedenler, 72 sapık fırka mensuplarıdır. Bu bozuk fırkaların ortaya çıkışında eski Yunan, Hind ve Acem felsefesinin karıştırılmasının ve âyetlerin, nakle göre değil, akla göre açıklanmasının büyük etkisi olmuştur. Her felsefenin bir de zıddı vardır. Her iki düşünceyi karşılaştırmak gerekir. Birçok felsefi düşünceler zamanla değişebildiği için hiçbir zaman kesinlik taşımaz. Dinimizdeki nasslar ise kesindir, tartışılmaz.Bu sebeple konuyu bir felsefi düşünce gibi değerlendirmeniz büyük bir hatadır.

Ziya Sadık 
 09.12.2007 1:14
Cevap :
Bu yazının neresinde felsefe var, felsefi düşünce var, doğrusu ben anlayamadım. Felsefeye eğer dini ilimlerde bir karşılık bulmak istersek herhalde Kelam diyebiliriz. Tasavvufla felsefenin uzaktan yakından bir ilgisi olamaz. Tasavvufun karşılığında ise belki mistisizmden bahsedilebilir. Siz başka bir yazı için bu yorumu yapmış olmayasınız?  11.12.2007 1:01
 

Allah kimseye kaldıramayacağı yükü taşısın diye vermez.Her ne olursa olsun,ne kadar ağlarsak ağlayalım,canımızdan can bile olsa giden Allah öyle istedi diyebilmeli,şeytana uyup Allah'a isyan etmemeliyiz.Çünkü Yaradan'dır alan. Başarılar diliyorum

Nurdan YILMAZ 
 28.09.2006 17:10
Cevap :
İnsanın elinden gelen bütün gayreti göstermesinden ve alınabilecek her türlü tedbiri almasından sonra, iradesi dışında meydana gelecek olaylara karşı soğukkanlı davranabilmak, gerektiğinde sabır ve tahammül gösterebilmek, Yaratacıya teslim derecesinde inananmayı ve bağlanmayı gerektiriyor. Takdir edersiniz ki bu da herkes için kolay bir durum değil. Ama yapılabilecek başka da bir şey yoktur.  29.09.2006 12:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster