Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
345
 

Kadına şiddetin altında yatan gerçeklerden korkmalı mıyız, yoksa sevinmeli miyiz?

Kadına şiddetin altında yatan gerçeklerden korkmalı mıyız, yoksa sevinmeli miyiz?
 

Kadına şiddet artıyor mu yoksa başka bir şeyler mi oluyor Ülkemizde? Şiddet ve cinayet haberlerine bakarak medyanın çizdiği yanlışa takılıp kalmayın derim size… Evet bence de artan bir şiddet ve cinayet var… Bence diyorum bakın… Gördüğüm bir istatistik yok… Ancak bir his bu… Üstelik en büyük şiddeti eğitimli ya da şehirli kadınlar görüyor… Ancak bu gelişmeler beni korkutmak yerine düşündürüyor, hatta sevindiriyor.

 

Ülkemiz erkeği kadınını sindiremiyor artık… Böyle bakmak lazım bir de olaya… Kadınlarımız korkunç bir evrim geçiriyor düşünce olarak… Eğitimlisi, şehirlisi daha hızlı evrim geçirecek elbette. Ve bu evrim sonucu oluşan yeni kadında sinmek yok… Sesi çıkıyor kadının… İhanete, ayyaşlığa, tembelliğe ve ahlaksızlığa sesi çıkıyor artık kadının… Ve bunları içine sindirmeye niyeti ve tahammülü yok…

 

Ülkemizdeki eski aile yapılarında, erkeğin tam bir hükümranlığı vardı. Kadın erkeğe karşı hiçbir şekilde korunmuyordu. Kendi ailesi bile koruma gereği duymuyordu kadını… Erkek her istediğini yapıyor, kadının gıkı çıkmıyordu. İşte bu yüzdende ortalığa dökülen ne bir şiddet vardı ne de cinayet… Erkek kadınını öldürse bile ‘’namus’’ temizlemiş diye el üstünde tutuluyordu… Kadının susması her şeyi çözüyordu…

 

Ülkemiz erkeğinin kafasındaki erkek ve kadın modeli budur… Ve bakmayın siz ‘’modern’’ düşünenlere filan, bu model özümsenmiştir. Çağdaş yaşamın getirdiği kadın ve erkek modeli ise ancak okunur, görülür ve bilinir… Yani daha özümsenmemiştir… Kadının kendisine karşı çıkmasını, eleştirmesini, bağımsız hareket etmesini kaldıramaz özümsenmemiş ‘’bilgi’’.

 

Kadın kendi oldukça, olmaya çalıştıkça erkek hayatı boyunca gördüğü, özümsediği her şeye ters olan bu durumu kaldıramıyor. Kendisine yapılmış bir hakaret, aşağılanma olarak algılıyor bu durumu. Elbet ‘’erkek’’ egemen çevre içindeki statüsü de ağır darbe alıyor… Ve hayatı boyunca her saniye içinde yaşadığı şiddetle hallediyor bu meseleyi…

 

Bu olaya bu bakış açısı ile bakıldığında ben kadının evrilmesinin çok iyi sonuçlar vereceğine inanıyorum… Erkeği de kadın evirecektir. Başka yolu kalmadı… Erkekler bu olayı çok kısa zamanda eli mahkum kabul edecekler… Ancak bu şiddet ve cinayetler elbet canımı acıtıyor…  

Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadına karşı şiddet konusunda çok doğru iki tespitiniz olduğunu görüyoruz yazınızda. Birincisi feminizm hareketinin şiddeti tetiklemiş olduğu.İkincisi " özümseme " yani( bana göre) "kemikleşmiş zihniyet" meselesi.Bugün için en önemli amaç bu özümsemenin transformasyonu.Törelerin,geleneklerin yani beyinlerin değişmesi gerekiyor.Bu nasıl olacak?Esas sorun bu.Bana göre bunun tek yolu "kadına karşı şiddet konusunda yapılacak eğitim" projesi.Bu konuda ilk adım Bakan Fatma Şahin'in Genel Kurmay Başkanlığı ile işbirliği yapılarak "ERLERİN" eğitilmesi projesidir.Tabii ki bu proje kabul görürse.Kadın meselesinde tek konu Erkeklere ulaşmak.Erkek beynine nüfuz etmek.Askeri disipline bu husus belli ölçüde gerçekleştirilebilir görünüyor.Diğer bir proje de Din Görevlilerinden yaralanmak olacaktır.Üçüncü bir projede Resmi okullarda yanlış zihniyetlerin değiştirilmesi konusunda eğitim olabilir.Son proje de TV yayınları,paneller,konferanslar, kadına şiddet haftaları,hatta ayları tertiplemek.Slm.

yılmaz çetingöz 
 21.10.2011 10:21
Cevap :
Teşekkür ederim tespitlerime katıldığınız için Yılmaz bey... Ancak ben sizin ve devletin söylediği çözüm tespitlerine katılmıyorum. Onlar ne derse tersini yaparlar. Eminim ki verecekleri eğitim; ''kadını sessiz kılmanın bilimsel ve inançsal yolları'' olacaktır... Bu olayda devletin yapması gereken yeni bir şey yoktur... Kadının anayasadan kaynaklı haklarını ve can güvenliğini korumak zaten devletin asli görevidir... Devlet görevini yapsa sorun çözülmüş olacak zaten... Fakat yaptığı ise şidddet uygulayan, cinayet işleyen erkeklere verilen cezaları sulandırıyor... Şiddete uğrayanları yine şiddet edenlere teslim ediyor... Bence asıl sorun yasaların uygulanmaması... Çünkü uygulayıcılar da ''errrrkekk''... Saygılar...  22.10.2011 14:25
 

Sayın Kuyucak, günlerdir sizin yazdığınız yönde birşeyler yazmayı kuruyordum, ancak acaba fazla mı "batılı" düşünüyorum kuşkusu ile düşüncelerimi dile getirememiştim. Şimdi sizin bunları yazdığınızı görünce sevindim. Bence de şiddetin artışı büyük çapta kadının artık herşeye "eyvallah" dememesinden, hakkını aramaya başlamasından da kaynaklanıyor. Olanlar tabii ki çok üzücü ama her ayaklanmanın öncüleri vardır ve en kötüsünü onlar üstlenir. Umalım ki muhafazakar erkek dünyası biran önce kavrasın olanları. Selam ve sevgilerimle.

Zühal Voigt  
 13.10.2011 17:19
Cevap :
Günaydın Zühal hanım. Bazı şeylerin adını doğru koyarsak daha hızlı yol alırız. Yoksa bir anda delirmedi bu erkekler. Olaya ''psikopat'' erkek tiplemesi yerine toplumsal kişiliklere başkaldırı olarak bakmak lazım bence... Saygılar.  14.10.2011 9:29
 

Çok doğru bir yazı, doğru bir kaış açısı ve teşhis. Özellikle, "Kadının kendisine karşı çıkmasını, eleştirmesini, bağımsız hareket etmesini kaldıramaz özümsenmemiş bilgi" cümlesi, bütün bu kadına yönelik şiddet ve makus cinayetlerin temel sebebidir. Ancak bu temel sebepte, pek tabii ki bir takım toplumsal, kah sosyolojik, kah psikolojik, kah dinsel koşullandırmaların etkisi ve bunun çağlar boyunca sürmesi nedeniyle artık bilgi ile dahi kolay kolay yok edilemeyen güçte bir "inanç" oluşturmuş olması da yadsınamaz. "inanç" da en zor kırılan şeydir! Dolayısıyla, öylesi bir inancın kırılması da bilemiyorum mümkün müdür, çok zor görünüyor bana açıkçası. Ama hayatta hiçbirşey de imkansız değildir.Yeter ki Allah yasası, yani "bütün"e dair bir yasa olmaya. Selam ile...

Filiz Alev 
 12.10.2011 20:27
Cevap :
Katkılarınız için teşekkür ederim Filiz hanım. İnanın ben karamsar değilim. Bu gün laik kesimin ve baş örtülülerin yaşam biçimi bile çok yaklaştı birbirine... Kadınlar ''verilmiş'' haklarını kullanmak istiyorlar artık... Saygılar.  13.10.2011 10:18
 

Merhaba, Sizi soruna cesaretle neşter vurduğunuz için kutlarım. Mevcut yetişkinlerin evrilmesi çok zor da, umarım ve inanıyorum ki anneler oğlan çocuklarına prens, kız çocuklarına köle muamelesi etmekten vaz geçerler de Hastalıklı beyinlerin üremesi durur. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 12.10.2011 20:16
Cevap :
Teşekkür ederim İzmirli. Bu yol açılmış artık. Önünde kimse duramaz. Umarım en az acı ile geçiştirilir... Saygılar.  13.10.2011 10:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 939
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster