Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
566
 

Kadınlar ve kırmızı kutuları...

Kadınlar ve kırmızı kutuları...
 

Bil bakalım, ne çıkacak bu kutudan şimdi?


Kadın ateştir, kırmızı da öyle... Kadın enerjidir, güçtür kadın; yanar al al yanakları... Ateşi yakar kadının, bütün adamları... Akıllı bir  Kadın da, kırmızı da hızı, değişimi, yeniliği sembolize eder insanın bilinçaltında...

Kimi kadın, gizemini, mahremini korur sanal ya da gerçek kırmızı kutusunda... Kimi kadın, ateşten bir kutuya sahiptir en olmadık yerinde...

Kimi kadının, kırmızı alevler çıkar bacaklarının arasından... Kimi kadının, en nadide kadife kutularda saklanır, gün yüzü görmemiş sırları, hayalleri ve beklentileri...

Kimi kadın, içinde incecik, narin mi narin balerinlerin dans ettiği kırmızı müzik kutularıyla süsler en ulaşılmadık düşlerini... Kimi kadın, en sıradan, en bilindik hediyelerini ille de kırmızı kutularda paketletir.

Kimi kadın, en romantik anını da, en şehvetli halini de, kan kırmızıya boyanmış al mı al kalplerle ifade eder; adamın gözüne soka soka ya da karşısındaki adamın onu anlamasını bekler; en insaflı ruh haliyle...

Kimi kadın, en hiddetli adamı sakinleştiriverir; hem de kapı aralığında; saniyelerle ölçülebilen zaman dilimlerinde...

Bir adamın, yaşam yolculuğu da; en kızgın hallerinde ağzından dökülüveren küfürleri de,  bilinçaltını en çok yoran takıntıları, kompleksleri, varoluşunun bütün halleri de, bir kadına ait kırmızı bir kutuyla başlamaz mı en nihayetinde?

Gelmiş geçmiş en büyük psikanaliz üstadı Sigmund Freud da, eninde sonunda, işi getirip annesinin ya da bir kadının kırmızı kutusuna bağlamaz mı; hem de ballandıra ballandıra?

Bereket tanrıçası Kibele de; karşısındaki adama istediğini inatla, eninde sonunda yaptırabilen en sıradan, ama en azimli kadın da, en büyük gücünü, kırmızı kutusundan almaz mı aslında?

Kırmızı, hem gücün, hem iktidar duygusunun, hem saldırganlığın ve şehvetin ve de dominant davranışların en temel tetikleyicisi, en temel belirleyicisi değil mi?

Erkeğin, en haşmetlisinin ve en kudretlisinin de, en ele avuca sığmayan serserisinin de dizlerini titreten, Dünyaları fetedenlerin, en zalim hükümdarların, en Allahsız  firavunların bile dizlerinin bağını çözen, kadının önünde diz çöktüren, el pençe divan durduran da kadının içinde sakladığı, evlatlarını, yaşamlarımızı bize bağışladığı  kırmızı bir kutu değil mi?

Bir kadının, yeteri kadar sabrederse, ama bir günde, ama bir yılda, sevdiği adama, kırmızı kutusunun hatırına! yaptıramayacağı bir şey var mıdır acaba?

Öyleyse yaşasın kadınlar! Ve yaşasın o kadınların kırmızı kutuları! İtirazı olan var mı?

Not: Yazıda kullanılan görsel www.123rf.com adresinden alınmıştır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş geledin gülen kareşim. Kırmızı içinde kadını ne güzel ifade etmişsin. Kadınları senden iyi tanıyan bir erkek daha çıkmaz gibime geliyor. Sağlık ve mutluluk, başarılar dilerim.Bizleri uzun zaman yazılarından mahrum etme.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 31.10.2012 14:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1686
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster