Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
435
 

Kadınlar yönetince şiddet olmaz.

Kadınlar yönetince şiddet olmaz.
 

Mosuo'da Şehri kadınlar Yönetiyor


Ben bu yaşam biçimine bayıldım. Böyle bir yaşam biçimi yok diyordum ama varmış işte.

Arjantinli gazeteci Ricardo Coler, 2 ay kadınlar tarafından yönetilen Çin'in güneyindeki Mosuo'da yaşamış ve şunları yazmış "Kadınlar yönetince erkekler daha iyi bir hayat sürüyor ve şiddet azalıyor.’’ Evet bu yazıyı Milliyet’re görünce bakayım dedim. Bir sonraki fotoğrafların altındaki yazıları okuyunca tamam dedim. Ben böyle bir yerde yaşamak istiyorum. Eminim benim gibi düşünen binlerce kadın çıkacaktır. Bu yaşam biçimini hangi sebeplerden dolayı sevdim anlatayım.

Yaşamak istediğim yer Çin’in Mosuo şehri. Mosuo şehrinin özelliği dünyada anaerkil yapının hüküm sürdüğü otoritenin kadınlarımn elinde olduğı nadir yerlerden biri olması. Ricardo Coler kadınların hüküm sürdüğü dünyayı şöyle tarif ediyor.’Kadınlar başka türlü yönetiyor. Onların yönetiminde şiddet yok. Kadınlar yönetimde olunca erkeklar daha iyi yaşıyor. Coler’e göre erkeklerin hemen hemen hiçbir sorumluluğu yok. Ana erkil toplumdaki erkeklerin hayatını Coler şöyle tarif ediyor.’Erkekler daha az çalışıyor ve butün gün arkadaşlarıyla oturuyor. Her gece başka bir kadınla beraber oluyorlar. Kadınlar parayı yönettiği için, erkelerin o alanda bir sorumluluğu yok. Ataerkil toplumlarda biz erkekler çok daha fazla çalışıyoruz, üstüne üstlük ev işlerine de yardım etmemiz gerekiyor. Mosuo’da erkeklerin ev işleriyle ilgilenmesine hiç gerek yok. Mosuo’daki anaerkil yapıda kadın ve erkek rolleri, bizim Batı toplumundakinin tam tersi değil. Mosuo’lu kadınlar güç sahibi, ancak amaçları daha fazla para kazanmak ya da daha çok mal sahibi olmak değil. Kadınlar gücü farklı şekilde kullanıyor. Ailesinin her anlamda mutluluğunu ve huzurunu sağlamak için kullanıyor elindeki gücü Coler, Mosuo’da kendisini en çok şaşırtan şeyin şiddetin hemen hiç yaşanmaması olduğunu söylüyor. “Şiddet yok dediğim zaman, kulağınıza idealize ediyorum gibi gelmesin. Her toplumun kendine göre sorunları vardır. Ama kadınların aklına sorunları şiddetle çözmek fikri gelmiyor.” Coler, Mosuo'daki aşk hayatının ise bir yönüyle bizim toplumlarımıza tanıdık, bir yönüyle de yabancı olduğunu söylüyor ve iki toplumun arasındaki farkı şöyle anlatıyor: “Mosuo’da devamlı birileri seni bir kadınla tanıştırmak istiyor. Tanıştırıldığın zaman, kadınlar genelde mahçup davranıyor. Halbuki normalde kadınlar çok güçlü karakterler ve neredeyse hep bağırarak konuşuyorlar. Ancak sizinle beraber olmak istiyorlarsa daha çekingen davranıyorlar . Ancak beraber olduktan sonra, o mahçup tavırdan eser kalmıyor. Kadınlar ertesi gün normal hayatına devam ediyor, sanki hiç tanışmamışsınız gibi...

"Mosuo’daki cinsel hayat fazlasıyla aktif ve çiftler sıklıkla değişiyor. Ama sonuçta kiminle beraber olacağına kadın karar veriyor. Her yetişkin kadın, kendi ayrı evinde oturuyor. Ancak erkekler ya toplu halde, ya da aileleri ile oturuyor. Eğer çiftler arasında aşk olursa, erkek, kadının yanına taşınabiliyor. Kadınların erkeklerle beraber yaşamaları için tek motivasyonu aşk. Çocuklar veya para gibi şeyler için beraber yaşamayı sürdürmüyorlar. Aşk bitince ilişki de bitiyor, evlilik ise mutlaka olmak zorunda değil. Coler, Mosuo'da kendisinden de çocuk sahibi olmak isteyen bir kadınla tanışmış. Gazeteci Mosuol'u kadını nazikçe reddetmiş. “Bakamayacağım çocukları dünyayı getirmek istemiyorum” fikrini anlatmakta zorlanmış. Üstelik kadından aldığı cevap, “Çocuklar zaten annede kalır. Erkeğin onu yetiştirmede fazla bir rolü olmaz. Bu işi fazla ciddiye alıyorsun” olmuş.

Coler bu konuda şunları söylüyor: "25 bin kişinin yaşadığı Mosuo’da, 'baba' kelimesi fazla bir anlam ifade etmiyor. Çocukların, babalarının kim olduğunu bilmemesi sıklıkla karşılaşılan bir durum. Esas olan çocuklarla birlikte kurulan aile. Çünkü aileden ayrılmak hemen hemen hiç mümkün değil."

Mosuo’da kadınlar toplumda bu kadar önemli rol oynadığı için bir kadının kız çocuğunun olmaması kötü algılanıyor. Paranın esas yönetimi kadınlarda olduğu için, kız çocuklarının olmadığı evlerde maddi sıkıntılar baş gösterebiliyor.

Mosuo’da kadınlar çok özgür. Para kimdeyse özgürlük onda oluyor. Aşık olurlarsa erkek kadının yanına taşınıyor. Aşk biterse ayrılıyorlar. Bizde ki gibi erkek çocuk değil kız çocuk değerli. Hatta kız çocuğunun olmaması kötü. Kız çocuğu olmayanlar para sıkıntısı da çekiyorlar. Şiddet hemen hemen hiç yok. Para ve gücü ailesinin huzuru ve mutluğu için kullanıyorlar. Bunca güzel taraflarına rağmen erkekler yine gününü gün ediyor hiç iş yapmıyorlar. Bence benim yerime erkekler Mosuo’da yaşamak isteyeceklerdir. Hem para kazanma dertleri yok hemde her gece başka bir kadınla birlikte olma şansları var. Yazıyı okurken önce çok hoşuma gitmişti ama gördüm kü erkekler yine her zaman şanslı. Dünyayı kadınlar yönetse de erkekler şanslı, erkekler yönetse de. Biz kadınlar kendimize başka bir gezegen arasak iyidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 873
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

43 yaşında evli 2 çocuk annesi Elektronik mühendisiyim. Fotoğraf çekmeyi ve örgü örmeyi çocukları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster