Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1502
 

Kadınlarla ve kadınlarsız... Kadın-erkek eşitliği sıralamasında yerimiz...

Kadınlarla ve kadınlarsız... Kadın-erkek eşitliği sıralamasında yerimiz...
 

Dünya nüfusunun yüzde 49.7'sini kadınlar oluşturuyormuş… Her üç kadından biri yaşamının bir döneminde şiddetle tanışıyormuş aynı dünyada. Her beş kadından biri tecavüz ya da tecavüz girişimi kurbanı oluyormuş… Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyormuş… Her yıl, yarım milyondan fazla kadın, gebelik ya da doğum sırasında yaşamını yitiriyormuş... İslam Şeriatıyla yönetilen ülkelerde zina yapan kadınlara recm cezası uygulanıyormuş... Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşükmüş…

Bu ve buna benzer istatistiki bilgiler uzayıp gider. Bir zamanlar çok duyduğumuz sözler vardı kadını niteleyen: saçı uzun aklı kısa, eksik etek, elinin hamuruyla erkek işine karışan, kocadır karısını hem sever hem döver… gibi. Bu tür sözler hep erkek egemen toplum düzeninden kaynaklanırdı ve öyle şartlandırılırdı insanlar. İşin ilginç yanı kadın da bu dayatmaları, baskıları kabullenir, onaylamak zorunda kalır, erkeğin arkasına siner, kusursuz hizmet eder, edilgenliğin ve yenilginin gölgesinde yaşamını sürdürürdü.

Bugün de ülkemizin geri kalmış, eğitimi engellenmiş, çağdışı bırakılmış kesimlerinde bu yapı değişmemiştir. Hem onlarla, hem onlarsız yakıştırmasını yapan da gene biz erkekleriz galiba. Yaradılışından beri gündemi varsıllaştıran, renklendiren, dalgalandıran, tatlandıran kadınlar…

Aşka, tutkuya, sevdaya, sevgiye adanmış görsel, duygusal yoldaşlarımız… Özverinin ana adı… Bacı, eş, kardeş, ana, sevgili… Bu böyledir de sıkıştık mı, işimize gelmeyince gene yükleniriz kadınlara, hakları, eşitliği fazla yakıştıramayız onlara! Kadını anlatmak kolay değil. Şairler, öykücüler, romancılar bunca yazmalarına karşın, anlatacakları, yazacakları bitmiş değil…Ressamlar çizerek, yontucular biçimleyerek kadını betimlerler. Senaryo ve tiyatro yazarları da kadını uzak tutamazlar yazılarından. Kadın olmasaydı ne yapardı acaba erkekler? Sanırım çok yalnız ve eksik kalırlardı… Sevmenin, aşık olmanın, sevdalanmanın, cinsel ve tinsel bütünleşmenin en önemli yanı oluşamazdı. Dengeler alt üst olurdu kısacası. Onlara bunca övgüler dizeriz, alımlı bakarız da, iş kadın erkek eşitliğine gelince yüzümüz ekşir. Ne demekmiş kadın-erkek eşitliği…

Bu sözün altında yatan anlam derinliğini sosyal duruşu, bakış açısını yakalayamayız. Erkek egemen toplumların değişmeyen durumu bu. Töre, cinsel terör, kadına baskı, kadına şiddet… Bu tür haberler de hiç eksilmez gazetelerden, televizyonlardan. Acı, keder, yakınma, öfke… Sonra erir gider günün hay huyu içinde, unutulur, yerine yenileri eklenir… Geri kalmışlık, eğitimsizlik, kültürel yoksunluk, umarsızlık, gelenek-görenek bağnazlığı, yazgı söylencesi, siyasal yetersizlik, sosyal dengesizlik ne yazık ki dünyanın bir çok ülkesinde ve de ülkemizde kadını geri plana itmiştir.

Kadını özenle, anlamla, saygıyla, sevgiyle taçlandıran, önemseyen Nail V. (Çakırhan) Kadın Telakkisi (*) adlı şiirinde ne güzel anlatır kadını:

Kimi der ki kadın ;

Uzun kış gecelerinde,

Serip bir döşek gibi

Yatmak içindir. Kimi der ki kadın ;

Yeşil bir harman yerinde,

Dokuz zilli bir köçek gibi

Oynatmak içindir.

Kimi der ki, hamur yoğurur.

Kimi der ki, çocuk doğurur.

Her ağızdan bir söz:

Kimi der ki, ilk göz ağrım.

Kimi der ki, onunla dolu bağrım.

Kimi der ki, bunca yıldır yaşıyorum ayalimdir.

Kimi der ki, boynumda taşıyorum vebalimdir.

Ne bu, ne şu.

Ne öyle, ne böyle.

Ne döşek, ne köçek.

Ne ayal, ne vebal…

O benim; Kollarım, bacaklarım, dudaklarım,

Ve başımdır..

Yavrum, anam, öz kardeşim, karım,

Hayat arkadaşımdır.

Konu kadın olunca, nice yazsak, konuşsak, anlatsak sonu gelmez. Oysa ben bugün basında, bilgisunar sitelerinde de yer alan bir rapordan söz edeceğim. Bizim de katılımcısı olduğumuz Dünya Ekonomik Forumu’ndan haberiniz vardır mutlaka. Bu uluslararası kuruluş ilginç raporlar hazırlar, dünya kamuoyuna sunar. Bunları çoğu kez ya duymayız, ya okumayız, bilgilendirilmeyiz. Ancak meraklısı, ilgilisi arar bulur, okur, kimiz zaman kimi gazete haberlerinde yer alır, kimi köşe yazarları yorumlar yazar. Çünkü sunulan raporlar hiç öyle göz ardı edilecek cinsten şeyler değildir.

Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında yapılan, dünyanın en tanınmış işadamları ve siyasetçilerini biraraya getiren, dünyanın en önemli sorunlarının tartışıldığı konferanslarıyla tanınan kuruluşun bu yıl ki raporu kadın-erkek eşitliği üzerine. Açıklanan bu raporda kadınların sağlık, eğitim, ekonomik güç ve siyasal temsil gibi alanlarda erkekler karşısındaki durumu ele alınıyor. Listede kuzey ülkeleri cömert annelik ve babalık izinleri, yüksek eğitim standartları, devletin desteklediği çocuk bakımıyla başı çekiyor. Birinci sıradaki İzlanda’yı Norveç, Finlandiya, İsveç, Yeni Zelanda izliyor. 134 ülke arasında geçen yıl 129’uncu sırada yer alan Türkiye ise, bu yıl dört basamak yukarıya çıkarak (!) 125’inci sırada yer almış.

Sağlık alanında 61’inci, siyasette 99’uncu, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği konusunda 131’inci, eğitim konusunda da 109’uncu sıralarda yer bulan Türkiye’nin geride bıraktığı ülkeler Fas, Benin, Suudi Arabistan, Fildişi Sahilleri, Çad ve listenin son sırasındaki Yemen… İlginç bir şey geçen yıl Fransa 18. Sıradayken, bu yıl 46. sıraya gerilemiş! İşe bakın...Koca Fransa neden bu duruma düşmüş biliyor musunuz? Fransız hükümetindeki kadın bakan sayısının azalması yüzündenmiş meğer! Eh o kadar kusur kadı kızında da olur der mi bakalım Fransızlar?

Raporda tüm kadın-erkek eşitsizliğinin en düşük düzeyde bulunduğu alanların sağlık ve eğitim olduğu belirtilmiş. Ekonomiye katılım ve fırsat eşitliği konusundaysa ayrımcılık en yüksek düzeydeymiş. Afrika ülkeleri arasında kadın-erkek eşitliği konusunda en ileri ülke 8’inci sırada yer alan Lesotho olurken, Asya’da bu konuda başı 9’uncu sıraya yerleşen Filipinler çekiyormuş.

Dünya Ekonomi Forumu Başkanı Klaus Schwab, cinsiyet eşitsizliğinin düşük olmasının, ekonomik rekabetle doğrudan bağlantılı olduğunu, bir ülkenin büyümesi ve refaha ulaşması için kadınlara eşit davranılması gerektiğini vurgulamış. Kadınlara eşit davranmak, kadın hakları

Türkiye geçen yıl da Katar, Mısır, Mali, İran, Suudi Arabistan, Benin, Pakistan, Çad ve Yemen’le birlikte “toplumsal cinsiyet eşitliği” bakımından en kötü durumda olan ülkeler’ arasında yer almıştı. Durum hiç içaçıcı değil doğrusu. Türkiye’de kadınların örgütlendiğini, dernekler, vakıflar, platformlar aracılığıyla seslerini daha gür duyurduklarını, eylemler ortaya koyduklarını, çağdaş duruşlar sergilediklerini görüyoruz. Ancak tüm bu gelişmelere karşın, kadın-erkek eşitliğine giden yolda çok gerilerde kaldığımızı görmek üzücü. Siyasal alanda, eğitimde, fırsat eşitliğinde, sosyalleşmede, kültürel bağlamda demek ki daha çözülemeyen, aşılamayan sorunlar var…

Çağdaşlığı, aydınlanmayı, sevgiyi, insana yakışan düşünsel, duygusal, tinsel tüm erdemleri içselleştirdikçe sanırım durum yüzümüzü güldürecektir.

(*) Haftalık Resimli Ay – Ocak 1931, Sayı 9

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle bildireyim ki yazıya tat veren şiir Nazım Hikmet'e ait olmadığı gibi aslının benzeridir. Aslı, Nail V. Çakırhan'ın "Kadın Telakkisi" adlı şiiridir. Bu yanlış bilgi internette ne yazık ki o kadar çok daolaşıyor ki, yoğun iletişim nedeniyle doğru sanılmaktadır. Aslı şöyledir: *Kadın Telakkisi Kimi der ki kadın ; Uzun kış gecelerinde, Serip* bir döşek gibi Yatmak içindir. Kimi der ki kadın ; Yeşil bir harman yerinde, Dokuz zilli bir köçek gibi Oynatmak içindir. Kimi der ki, hamur yoğurur. Kimi der ki, çocuk doğurur. Her ağızdan bir söz: Kimi der ki, ilk göz ağrım. Kimi der ki, onunla dolu bağrım. Kimi der ki, bunca yıldır yaşıyorum ayalimdir. Kimi der ki, boynumda taşıyorum vebalimdir. Ne bu, ne şu. Ne öyle, ne böyle. Ne döşek, ne köçek. Ne ayal, ne vebal… O benim; Kollarım, bacaklarım, dudaklarım, Ve başımdır.. Yavrum, anam, öz kardeşim, karım, Hayat arkadaşımdır. (Nail V. Çakırhan) ** Ayrıca kadın raporu Türkiye için çok da adil değil. svgl

Muharrem Soyek 
 19.10.2010 15:30
Cevap :
Sayın Soyek bu şiirle ilgili söylediklerinize katılıyorum. Benim de ne yazık ki araştırma yapmadan gözümden kaçan bu yanılgı için diyecek söz bulamıyorum ve kendimi kınıyorum. Oysa kafamda Nazım’ın kadına yönelik başka şiirlerini alıntılamayı düşünürken bu şiiri alıntılamışım. Bu kusur elbette. Google’daki bilgilerde hep Nazım’ın olduğu vurgulanmış. Ancak Edebiyat Eleştiri Dergisi’ndeki Muharrem Aslan imzalı araştırma yazısına inanmalıyız. Şiir de çok küçük değişiklikler dışında anlatım aynıdır. Dikkatli bir okur-yazar olarak bilgilendirmeniz için size çok teşekkür ederim. Kadın Raporuyla ilgili kuşkusuz söylenecek çok şey var. Tartışılabilir. Sevgiler  22.10.2010 0:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1446
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster