Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
489
 

Kan kaybı...

Kan kaybı...
 

Kırık bir aynada ürkeklik vardır belki biraz şaşkınlık...


“Geçici asma beni, kalıcı öldür. Boynumun izi kalsın kalbinin içinde…”

-Hey sert bir şey verir misin?

-Ne kadar sert?

-Oldukça sert!

Çoğu barmen ukalaydı. Tek seferde içti. Fakat gerçekten de çok sertti, bir an için ciğerinin yandığını düşündü. Ateşi körüklemek miydi yoksa susuzluk muydu içindeki, belki de köhnemiş, çürümüş bir şeyi canlandırma isteği miydi?

-Bir tane daha…

-Hey fena çarpar bak!

-Senden öğüt alacak değilim. Sadece dediğimi yap!

Ukalaymış barmenler. Senin yaptığın ne sanki sen de ukala birisin işte…

Hesabı ödedi ve alelacele lavaboya gitti. Yüzüne baktı aynada.

Karanlık şart koşmuş yalnızlığı bana, aynama baktım yine kimse yok.Bi kız var sadece ve birkaç su damlası..Dökülür yere kırmızı kan soğukta.. kimin umurunda???”

Gece buz gibi yine. Yürüyor hızlıca, adımlarında yüreğinin soğukluğu, düşüncelerinin bulanıklığı. Denizin dalgaları kayalara zarar verir de kayalar kum tanelerine dönüşür.


“Kendime zarar verdim acı duymadım...2 karar verdim ama başaramadım.Birisi ölmekti bocaladım olmadı.. Birisi yaşamaktı yaşamayı bile beceremiyorum.”

Kendisinden başka ayak sesleri işitiyor. Adımlarını daha da hızlandırıyor. Arkadaki her kimse onun da adımları hızlanıyor. Birisi karşısına çıkarak gayet samimi:

-Merhaba. Uzun zamandır görünmüyordun. Nerelerdeydin?

Bu soruyu kaçncı duyuşuydu. Herkes sitemkar peki ya kendisi.

-Üzgünüm ama sizi tanıyor muyum?

-Şey biri size yaklaşıyordu, sanırım sizde bunu fark etmişsinizdir, sadece size selam vererek size her ne amaçla yaklaşıyorsa bu kişinin fikrini değiştirebileceğimi düşündüm. Sanırım işe yaradı uzaklaşıyor bizden.

-Kurtarımcısınız yani. “Hero” Bir daha kahramanlık yapmayı denemeyin bence… İyi akşamlar!

-Hey lütfen durun da açıklamaya çalışayım.

-Lütfen… Hoşçakalın…

Başı mı dönüyordu. Neler oluyordu bu günlerde ona. İş yerinde de elleri titrer hale gelmişti. Bunu gören Bay “Hero” her kimse yaklaşıyor, kolundan tutmak istiyor.

-Lütfen iyim ben, bırakın, yardımınıza ihtiyacım yok. Hiç kimsenin yardımına ihtiyacım yok.

-Bakın isterseniz arabamla sizi gideceğiniz yere bırakayım, en azından buna müsaade edin.

-Lütfen Hero başkasına kahramanlık yap, eminim benim dışındakiler sizden etkileneceklerdir.

-Siz tesadüflere inanmaz mısınız?

-Tesadüf diye bir şey yoktur. her şeyin bir anlamı ve nedeni vardır.

Yine anlam betimlemelerine geldim diyor içinden, hadi bir de anlam sorgulamalarına veyahut "Neden ben?" sorusuna ne dersin diye kibarca soruyor içindeki sese…

Bay Hero’yu ardında bırakarak yürüyor.

Peki ya kendini kendinden kurtarabilecek bir “Hero” bulunmaz mıydı?

“Kussam kaç intihar çıkar içimden, kessem kaç anlayamadıklarınız akar bileklerimden...”

-Nerdeydin? Geç kaldın.

-Geldim işte.

-Sen iyi misin?

-İyim. Lütfen artık soru sormayı bırakır mısın?

-Anladım yine onun yanına gittin.

-Gittimse nolmuş. Bana ne “Hoş geldin” diyor ne de “Niye gidiyorsun? Biraz daha kal!” diye söylüyor.

“Aslında söylediklerimden çok sakladıklarımda gizliyim..Siz en iyisi beni anlamak için konuştuklarımdan çok sustuklarımı dinleyin...”

-Kafanın estiği gibi davranamazsın artık.

-Bunu bana kimse söyleyemez. Sorumluluklarımı fazlasıyla yerine getiriyorum.

-Sorun bu değil! Biraz cesaret etsen yaşamaya…

-Cesaret… Kapital kültürün içinde esaretin yeni adı. Başkaları yaptığın şeyin cesaret olduğunu söylüyor, isyan etmenin bile. İsyankar ruhlarımız başkaları tarafından kendi istediklerinin amacına ulaşması için kullanılıyor.

“Ben cesaret içinde sıkışmış bir korkak, özgürlük arasında hapsolmuş bir tutsağım...”

-Biliyor musun?Kutuplarda ayı avcıları buzların içinde jilet kadar keskin bir baltayı yerleştirir, keskin tarafın üzerine biraz kan sürerlermiş. Bunu bilmeyen ayı gelip kanı yalarken dili kesilirmiş. Ama kanın tadından dilinin acısını fark edemez, kendi kanını yalamaya başlarmış. Damarlarındaki kan tükenince, olduğu yere yığılırmış. Avcı da gelip derisini yüzermiş. Avcılar ayıları kurşunlarla vururlarsa, ayının postu delineceği ve çok para etmeyeceği için bu yolu denerlermiş. İşte ben de o kan tadını kendi dilimde hissediyorum.

“Kan kaybediyor hayatım, can çekişiyor hayallerim.Yaşamak zor geliyor artık bana.Nerde hata yaptım diye düşündükçe batıyor her limanda gemilerim, gidiyorum.. Yaşamak istemiyorum artık aranızda...”

F.T.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Gitme ,biraz daha kal''demek o kadar zorki bu sıkışıklıkta.Güzel yazıydı.Sevgiyle kalın.

Leylim. 
 11.01.2010 11:22
Cevap :
Hoşgeldiniz sayfama, teşekkür ederim ziyaretiniz için sevgili öğretmenim. Dilerim bir gün Kozahan'da birlikte sohbet imkanı buluruz, biraz daha kal dememenin sıkışıklığını değil de imkansızlığını size açıklayabilirim belki. Neyse Kozahan'a götürür bu hafta sonu ayaklarım beni :) Özlediğimi farkettirdiniz. Sevgi ve saygılarımla...  11.01.2010 21:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 388
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1111
Kayıt tarihi
: 23.11.07
 
 

Herkes gibi yazar, çizerim. Dünyamı boyarım hepsi bu!..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster