Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2035
 

Kazdağları - I, Çamlıbel - Tahtakuşlar

Kazdağları - I, Çamlıbel - Tahtakuşlar
 

Kazdağları-Ayvalık-Assos turumuz, kendileri o yıl çıktığımız yegane tatilimiz olma özelliğine sahiptirler. Tarih sıralamasına göre anlatmaya çalışacağım..

Perşembe akşamı hazırlanıp Kadıköy’de evlendirme dairesinin arka tarafında tur otobüslerinin kalkacağı meydana geldik. Aman Allahım o da ne! Bizim gibi yüzlerce sırt çantalı, gecenin bir vakti burda toplanmış. Ne bileyim, bizim ilk turla gezi deneyimimizdi, meğer tüm İstanbul aynı noktadan gezmeye gidiyormuş :)). Bir sürü insan ve bir sürü otobüs.. Yanlış otobüse binip de kendimi sabah Mardin'de bulmak gibi paranoid düşünceler, tur otobüslerimizi bulunca kafamdan uçtu gitti. Bir sakatlık olmadan otobüsümüze bindik, hiçbir yeri kaçırmayayım, içinden geçtiğimiz yerleşim bölgelerini otobüsden bile olsa göreyim açgözlülüğü yüzünden uyuyamadım. Bir de baktık sabah olmuş, Kazdağları eteklerinde yeşillikler arasında yolculuk ediyoruz. Varış zamanında gecikme olduğu için, otele yerleşme olayı pas geçilerek kahvaltı yapacağımız Çamlıbel köyüne geldik. Doğrusu biraz bozuldum bu olaya, yahu en azından elimizi yüzümüzü neyim yıkasaydık, saçımızı tarasaydık değil mi toplum içine çıkmadan! Bozukluğum kahvaltım gelene kadar sürdü ancak. Oysa bütün gün rehbere suratımı asmayı düşünüyordum.

Kim umardı ki bu kadar yolu tırman ve bu dağ köyünde böyle güzel bir mekan çıksın karşına.. Oldum olası dışarda kahvaltı yapmaya bayılırım. Hele bir de kahvaltı yaptığımız yer, yeşillikler arasında ve de su kenarında ise değmeyin keyfime..

Köydeyiz ya.. Tabii ben kavaltıda köy yumurtası, köy peyniri, tereyağı ve hormonsuz domates bekliyorum, bekle bekle nereye kadar.. En sonunda mantıklı bir karar verdim, aç aç gezemezdim ya bütün gün. El değmememiş tesislerde üretilen Pınar reçelimi, Pınar balımı ve Pınar tereyağımı tek tek açtıp yedim. Tamam, kahvaltının içeriği biraz hayal kırıklığı yaratmış olabilir ama tek doyurulması gereken dürtümüz mide açlığı değil ki! En azından kafamı kaldırdığımda ruhumu doyuran şahane bir manzaram vardı..

Unutmadan; Çamlıbel köyü, Balıkesir'in güzide ilçesi Edermit'e bağlıymış.

Çamlıbel köyünden sonraki durağımız ise Tahtakuşar köyü idi. Bu isim çoğunuza tanıdık gelmiştir.. İlk defa ayak bastığımızda bana da tanıdık geldi, bir de javu olayı yaşadım önce, sonra da çocukluğumda babamın düzenlediği okul gezisi ile daha önce buraya geldiğimi hatırladım. O zaman Tahtakuşlar Etnografya Müzesi köyün içinde idi, o zaman da kültürel malzeme açısından zengindi. Hatta aynı köyde köylü hanımlardan aldığımız zeytinyağının tadı da aklımda kalan ayrıntılardan biri.

Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, 1992’de emekli öğretmen Alibey Kudar ve ailesinin çabaları ile kurulan ilk özel etnografya müzesi olma özelliğine sahip. Aynı zamanda 1994’de da Birleşmiş Milletler tarafından UNESCO ödülüne layık görülmüş. Müzede konar-göçer türk boylarının yaşam şekillerini, sosyokültürel durumlarını yansıtan eşyaların yanında bir de dünyanın en büyük deniz kaplumbağasının iskeletini görebilirsiniz. Bir de girişte yöresel otların, ev yapımı zeytinyağının, ceviz kolonyalarının, elişi ürünlerinin satıldığı küçük bir stand kurulmuş. Alışveriş etmeden çıkmayın, satılan herşey, hem heryerde bulunmayan cinsden..

Tahtakuşlar köyünde yaşayanların dedeleri Orta Asya kökenliymiş. (Tamam, hepimizin ana vatanı Orta Asya ama bunlar sonradan Anadolu'ya göç edenlerden) Orta Asya’da Şamanizm’den müslümanlığa geçtiklerinde kendilerine Türkmen adını vermişler. (Tahtakuşlar Etnografya Müzesindeki eserlerde Şamanizm’e dair izleri de görebilirsiniz.) Orta Asya’dan Moğol baskısı nedeniyle Irak’a kadar gelen Türkmenler Adana yoluyla Anadolu'ya gelmişler ve Toros dağlarına yerleşmişler. Orman ürünlerini işleyerek yaşamlarını sürdürmektelermiş. Tahtacı Türkmen’i olarak anılan bu kişiler, Sultan Mehmet tarafından gemi kerestesi biçtirilmek üzere şimdi bulundukları yere davet edilmişler. Burda hayatlarından memnun olan göçmenler, Sultan Mehmet’in kalma izni vermesi üzerine temelli buraya yerleşmişler. Köyün eski adı Kuşlar Bayırı imiş, sonunda Tahtakuşlar adı yerleşmiş gitmiş.. İşte böyle..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Belki hayal kırıklığı yaşanan bir sabah kahvaltısı yapmış olabilirsiniz. Ama yine de tadı damağınızda kalmış ki bu gezinin böyle bir yazı yazmaya itmiş sizi... Tahtakuşlarn Kurucusu Alibey hakkında bilgi vermenizde ayrı güzel. Eşinin heykelini de bahçeye koydurmuş Alibey... Yanlış anlamayın eşinin hatırası değil bu... Müzenin her yerinde emeği olduğu için Alibey'in eşine hediyesi.... Saygılar....

H@NDe 
 18.08.2007 0:14
Cevap :
Teşekkür ederim, Kazdağları'nın havası, sinire strese, uykusuzluğa iyi geliyor olsa gerek ki tadı gerçekten damağımda kaldı.. Eşinin heykelini yaptırması ne büyük bir incelik, bir kere daha taktir ettim şimdi Ali Bey'i..  18.08.2007 20:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2902
Kayıt tarihi
: 02.07.07
 
 

5 yıl ilkokul, 7 yıl lise, 6 yıl üniversite, 5 yıl da ihtisas hayatımdam sonra nihayet 2003'de uzman..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster