Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1117
 

Kelaynağın Hikayesi...

Kelaynağın Hikayesi...
 

Üstad Young ne güzel demiş "Bütün mana bir açıdan ibarettir: Bakış açısı."...

Bütün mesele bu değil mi: bakış açısı...

Hayata, olaylara ve en büyük "mesele"ye bakış, durduğunuz yerle ilişkilidir...

Durduğunuz yer ise, geldiğiniz yerle...

Coğrafi olarak değil...

Fikri (yeni tabir olsun "düşünsel") serüveninizle alakalıdır...

Bu serüven sizin hayatınızı yönlendirir. Olaylara bakış açınızı, doğru karşısındaki tavrınızı...

Bu serüvenin sağlam temeli, olaylar karşısında vereceğiniz tepkinin, tepki çok mu yüzeysel oldu?, "tavrın" karakterini belirler...

Duruştaki dikliği, kararlardaki haysiyeti ve dahi vefayı, diğergâmlığı ve sonunda adamlığı...

Mesele budur...

Ve işbu yazı, meseleye bu "açıdan" bakan, bu açının oluşması için yıllardır mütebahhir bir eda ile cehd eden ve hala inatla "adamlık" çizgisinde sabit kadem olmaya çalışan, ahde vefanın kaybolmaması için didinen, 21. asrın kalleşliğine rağmen "delikanlı" olmaya çalışan kelaynağın macerasına dairdir...

Kelaynağın hikayesi "cehd" ile mana bulmaz mı?

Neslinin tükenmemesi için didinen. Ne var ki didinme sadece kendisi ile ilişkili değildir.

Çevre, mahalle değil, Kelaynağın "cins" olarak tükenmemesi için bir şeyler yapması gereken adrestir.

Peki kelaynak matah bir şey midir ki, yok olmaması için çevrenin bu işe duyarlı olmasını beklemekteyiz?

Neticede A. Turan Alkan'ın deyimiyle "dijital hesap makinesinin abaküse galebe çaldığı" günümüzde Kelaynak kabilinden şahsiyetler ilerleme fikriyatının önünde engel teşkil eder...

Bittabi ilerleme, tekâmül değil, pragmatik bir şeydir. Ve eskinin yerini işgal eder. Bu yerine oturuşun ikâme ile ilgisi yoktur. Çünkü ikâme mal, kavram veya radikal bir tabirle "insan" kendisine benzerin yerini doldurur...

Ama aydınlanmanın ilerlemesi, önceyi yok ederek ilerlemiştir.

Öncenin her şeyini...

Ve bu yok edişe her nasılsa direnebilmiş kelaynak işgalci yeni için her daim tehlike teşkil eder...

Eskide kaldığı zannedilen tavırlarla bezeli hayata bakış açısıyla büyük tehlikedir.

Çünkü Kelaynak neslinde her ne olursa kazanma, galip gelme, işgal etme fikri yoktur.

Hak olmayan bir şeyi almama vardır evvelemirde.

Alırken eğilme, verirken dikilme yoktur.

Kibir yerine vakar, hıyanet yerine vefa vardır.

Kazanırken "her ne şekilde" diye bir kavrama sığınma yoktur.

Ve tabii ki yalnızlık vardır Kelaynak türünün kaderinde.

Hakkı teslim etmek lazım, Kelaynak çocuklara hep örnektir. Ama büyükler için "istihza" sebebi...

Zamana ayak uydurmuş "ebeveynler" için nasihat edilesi, acınası varlıklardır...

Bırak bu "tarz"ı, hayatın içine dön, alçak alçaktır ama onunla beraber yaşamaya mecburuz, haklısın ama...

Der, kendisini Kelaynağın ebeveyni zannedenler...

Vakar ile ukalalığı birbirine karıştıranlar için kötü örnektir nitekim...

"Yirmi yaşındayken Sosyalist olmayanın kalbi, kırk yaşında Sosyalist olanın aklı yoktur" diyen ideolog gibidir çevre...

Kelaynağa bakış da böyledir işte...

Kelaynak bakış açımızın bir türlü uyuşmadığı çağlar öncesinden gelen, arkaik bir nesildir.

Tıpkı isim babası gibi çağlar öncesinden bugüne her nasılsa kalabilmiş bir tür...

Eskiye ait ne kadar değer varsa yıkan zamane alışkanlıklarına küskün, üzerine bu hastalıkların sıçramaması için mahallenin karanlık köşelerini güzergâh edinmiştir.

Biliyorum, siz de seviyorsunuz onları...

Lakin sevmeyi "olmak"a tercih etmeliyiz...

İşte o zaman Kelaynağın nesli tükenmez...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1148
Kayıt tarihi
: 06.07.06
 
 

Memleketi ve kendini ilgilendirenler üzerine yazmayı "tutku" edinmiş bir fen bilimci, konuşmaya v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster