Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '15

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
578
 

Kent ve Yaşam: Manisa

Kent ve Yaşam: Manisa
 

Tüm peygamberler toplanmışlar, bir araya gelip ahir zaman insanlarını izlerlermiş gökyüzünden. Bir yandan izleyip diğer yandan da dua ederlermiş mağfiret dilerlermiş onlar için. İçlerinden biri bir an durmuş, diğerlerine dönüp demiş ki; “bizler bugünün geleceğini bilirdik, bu hasetlikler olmasın diye gönderildik...” “Evet!” demiş diğerleri, hep bir ağızdan “peki insanlık bu hale nasıl geldi?” diye soracak olmuşlar, nutukları tutulmuş. Öğretilerinde önce ahlak dedikleri halde aralarından hiçbiri insanlığın nasıl bu hale geldiğini bilemiyor, onlara mağfiret diliyorlarmış. En son peygamber söz almış ve demiş ki, “ben onlara buyurmuştum: Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da Ehl-i Sünnet ve'l cemaattir.“

 

Bu günler o günlerdir. Şu kısa hikayecik ile son dönemin artan bozgunluğunu bir nebze ele almak istedim. Hikayeleştirdiğimiz bu dünya hali, elbette ki inançlı insanların kalplerini dolduran iman aşkını azaltmayacaktır. Tüm riyakarlıklar ve inanç sömürüleri arasında dahi salih kalplerin insanlık için dualarını ihmal etmemelerini diliyorum. Maneviyatı güçlendiren duadır. Sadece maneviyatı güçlü olan toplumlar tek dişi kalmış canavarlara kafa tutabilecek iman gücü taşıyabilir.

 

Bilindiği üzere ülkemizde maneviyatı yüksek şehirlerden biri Manisa’dır. Bu kentin evliyalarıyla ile ilgili kütüphaneler dolusu neşriyat bulunmaktadır. Alimleri ve evliyaları çok olan şehirlerde başka bir çekim vardır. Günümüzde halen İstanbul, Bursa gibi şehirlerimiz Osmanlı’dan, Konya daha da öncesinden yani Selçuklu’dan miras aldığı bir maneviyatla beslenmektedir. Manisamız da bu büyük mirasın ona sağladığı eserlere sahip çıkarak, bugünün mimari güzellikleriyle bezenerek, doğasıyla ve sanayisiyle iç içe gelişmektedir. Şehzadelerin eğitmenleri, saray eşrafı, farklı milletlerden halklarıyla işbirliği içinde yükselen değerlerinden bu güne kalan mirasını dünden bugüne taşıyabilen bir kenttir Manisa.

 

Gelişen, büyüyen ve kalkınan bir şehir olarak Manisa uzun süredir önünde gerçekleşmeyi bekleyen projeleri birer birer halkına kazandırmaktadır. Büyük bir şehir olmayı yalnızca nüfus kriteriyle tutturmak da yetmiyor tabii ki. Otuz tane büyükşehir var memleketimizde. Gelişmeleri hızlanan bu şehirlerden bir çoğu da büyüklüklerinin henüz farklında olamamış genç şehirler.  Genç şehirlerin insanları bambaşka bir koşmaca ve telaş içindeler. Çevrelerinde yapılan düzenlemelerin keyfini çıkaracak bir an bile zamanları olmadan çalışmak zorundalar. Yükselen ev kiraları ve vergiler artan göç ile birlikte bu genç şehirleri hormonlu bir geçim kavgasında daha da agresif olmaya itiyor. Güzel memleketimiz, güzel insanlarımız var. Metrokentlere bakalım, hem de çok iyi bakalım. Çarpık kentleşmenin ve önü alınamaz geçim sıkıntısının sorumluluğu gözlerimizin önündeyken, bu hengamenin insanlığı mutlu etmediği bu kadar açıkken “neden?” “neden?” “neden?” kalkınmayı yalnızca ekonomik ve siyasal ele alıyoruz? Ahlaki fakirleşme, ahlaksız zenginleşme bizim asıl baş etmemiz gereken sorunlar olarak ne zaman ele alınacak? Ne zaman iyi ve kötünün birbirinin içine boca edilmiş bu halinden adaletle ayıklanacağız. Salih kalpler, dualarını eksik etmemeliler. Onlar da olmasa, bu veliler bizi derhal terk ederler.

 

Sevgili dostlar,

Bir süredir yazılarımın sıklığını azaltmak durumunda kaldım. Cuma günleri iki yıldır devam eden yazılarımın esası bir nevi sizlerden kopmamaktır. Diğer yandan da yoğun mesaili yaşamıma devam etme gayretindeyim. Bilindiği üzere son üç yıldır Hafsa Sultan Hastanesinde görev yapmaktayım. Diğer yandan Ekonomi Bölümünde doktora araştırmalarımla meşgul olduğum bu süreçte akademik yayınlarım da oldu. Hem fiziksel hem de zihinsel efor gerektiren bu işlerden yalnızca kadro karşılığı sağladığım ekonomik getirinin dışında herhangi bir ek gelir elde etmemekteyim. Üniversite hastanesinden öncesine dayanan yaklaşık onbeş yıllık bilgi işlem kariyerim ve işletme alanında sahip olduğum uzmanlığım da bugünlere gelmemde önemli bir vesiledir.

 

2008 sonrasında Amerika’da başlayan doktora dersleri ve İngiltere, Macaristan, İsviçre, Çin ve Belarus ile yükselen çok uluslu kariyerim beni hayatımda yeni planlar yapmaya teşvik ediyor. O nedenle yazılarımı yeni yılda ingilizce olarak da yayınlamaya karar verdim. Hangi adresten ulaşılabileceğini ve Türkçe versiyonlarını sizinle bilahare paylaşmayı planlıyorum. Ayrıca, hastanedeki yeni görevim sahip olduğum birikimleri kurumum için daha etkin kullanmama katkı sağlayacağı için beni çok mutlu ediyor. Üniversite hastanelerinin toplumsal faydası çok büyük, yapılması gereken de çok iş var.

 

Melekeler kullanılmalı, iyileştirilmeli ve hamd ile paylaşılmalı diyorum, çünkü inanıyorum ki çalışkan olmak en çok ihtiyacımız olan şey.

Mutlu yıllar dostlar…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 620
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster