Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
67
 

Kezzap atana kezzap kurşun sıkana kurşun (Kadına şiddet)

Kezzap atana kezzap kurşun sıkana kurşun (Kadına şiddet)
 

En hassas dengeler orada olmalı ve kusursuz çalışmalı


Bir televizyon haberiydi. Adam on yedi yaşındaki bir genç kızla evlenmiş, beş yıl boyunca eşine çeşitli şekillerde şiddet uygulamıştı.

Bu arada çocukları da olunca kadın, kocasından gördüğü şiddeti kendi ailesine yansıtmamış, çekmişti.

Sonunda dayanamayıp evi terk ederek başka bir şehirdeki baba evine dönmüş, boşanma davası açmıştı.

Benim televizyon haberinde rastladığımda da gencecik kadının yüzü yanıklar içinde ve bir gözü bandajla kapalıydı. Kendi ifadesine göre karnına varıncaya kadar vücudunun başka yerleri de üzerine atılan kezzapla yanmış, zarar görmüştü. Bir gözünü kaybetmiş, yirmi ameliyat geçirmişti.

Olayın gerçekleşme biçimi de dehşet vericiydi.

Baba evine giden eşinin annelik duygusunu kullanan koca, kadını telefonla aramış, kendisine çocuklarını bilgisayarın web kamerasından göstereceğini söyleyerek evden dışarıya çıkmasını sağlamıştı.

Kadın çocuklarını göreceği umuduyla kardeşi ile birlikte internet kafeye gitmiş kocasının “burada elektrikler yok, gösteremeyeceğim” sözü üzerine evlatlarını göremeden yeniden evinin yolunu tutmuştu.

Eşinin başka şehirde, çocuklarının yanında olduğunu düşünürken de onu tam karşısında bulmuş ve kardeşi ile birlikte kezzaplı saldırısına maruz kalmıştı.

Çocukları gösterme bahaneli senaryo aslında kadına zarar vermek için planlanmış bir tuzak olduğu bu şekilde netleşmişti.

Kadın şimdi uzun zamandır tedavi görüyordu. Yirmi ameliyattan söz ediyordu. Maddi anlamda da tedavinin ailesine büyük paralara mal olduğunu, henüz bitmemiş olduğunu, bu arada da bir gözünü kaybetmiş olduğunu ifade ediyordu.

Gencecik kadının yüzü yaraların izleriyle doluydu.

*

Bugün bir televizyon kanalının konusu da kadına şiddetti.

Orada anlatıldığına göre, zorla tecavüze maruz kalmış bir kadın şikayette bulunmuş ve mütecavizi yakalatıp hapse attırmıştı.

Adam iki ay yatıp çıktıktan sonra kadına karşı tacizlerini sürdürmüş, onu ciddi anlamda rahatsız etmişti.

Bu defa da adamdan kurtulamayacağını düşünen kadın ona belli bir randevu yeri göstermiş, o yere geldiğinde de bıçaklayarak öldürmüştü.

Mahkeme kadını bu olaydan ötürü yirmi yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Televizyondaki adam “bu adalet mi” diye soruyordu.

Belli ki bu alanda örnekler çoktu.

Hatırlarsınız, bir de parasını, nüfuzunu kullanarak bu işten sıyrılanların hikâyeleri vardı. Onlardan bir tanesi uzun zaman Türk kamuoyunu meşgul etmişti.

*

Birinci olayda kezzapla genç kadının yaşamın çekilmez hale getiren, onu maddi manevi her türlü mağdur eden adam tutuklanmış içeri alınmıştı. Cezasını öğrenemedim. Ancak bildiğim bir şey var ki, o adam eninde sonunda cezaevinden çıkacak ancak bu kadıncağız ömrünün sonuna kadar o kezzap izleriyle bir gözünü yitirmiş olarak yaşamını sürdürecekti. Bu benim vicdanımın anlayacağı bir şey değildi.

İkinci olayla ilgili bir yorum yapmıyorum. Her şey net, ortada.

Acaba adalet sistemini haksız fiilleri için doğru cezalar üreten bir sisteme dönüştürmek, yani haksız yere ve bile bile yukarıdakiler gibi suçları işleyenleri “kezzap atana kezzap, kurşun atana kurşun” cezası ile yüzleştirip hiç olmazsa bundan sonraki olası suçların faillerini caydırmak ve vicdanları tatmin etmek mümkün değil mi?

Göründüğü kadarıyla değil. Ya da en azından şimdilik öyle görünüyor.

26 Ekim 2015 Pazartesi

11:33

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. Aslında ceza hukukundaki cezalar, asla işlenen suçların karşılığı değildir. Ceza hukuku mağdur edilenin değil, suçu işleyenin yanındadır. Ben de sizin düşüncenize iştirak ediyorum. Yani kıssasa kıssas uygulaması. Ancak, mağdur söz konusu kıssası talep etmezse, o zaman suçlu ceza hukukundaki cezaya çarptırılsın. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 27.10.2015 21:18
Cevap :
Saygıdeğer Yazarımız, Para ve gücün bulaşıp da bozmadığı denge yok gibi. Öyle olunca mahkemeye intikal etmiş olaylarda suçluyu korumak, suçu adileştirmek için kötü niyetli taraflar pek çok denge ve delille oynayabiliyorlar. Yargıç doğal olarak önüne gelen delillere göre karar vermek durumunda kalıyor. Haksız fiillerin tam belirlenebildiği, suçlunun da dediğiniz gibi kısas şeklinde cezalandırılabildiği hayali toplumlarda hem cezalar caydırıcı olur, hem de cezaevlerindeki doluluk oranı azalır, devlet de üstüne üstlük bir de suçluyu barındırıp beslemek zorunda kalmaz. Kıymetli katkınız için çok teşekkür ederim.   28.10.2015 19:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster