Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '11

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
1864
 

Kırsal Kalkınma ve Köy Enstitüleri

Kırsal Kalkınma ve Köy Enstitüleri
 

Eğer yaşınız ileri ise yaşadığınız zaman dilimi içinde geçmişi ve bugünü çok iyi tahlil edebilirsiniz. Çünkü olanları gözlerinizle görür, yaşar ve hissedersiniz. Eğer genç iseniz geçmişi belgelere ve canlı şahitlerine göre değerlendirebilirsiniz. Sonuçta her ikisi de bizlere günümüzü geçmişe göre değerlendirme ve geleceğe yönelik politika geliştirmemize imkân verir. Doğruyu ve yanlışı karşılaştırır ve geleceğe ışık tutmaya çalışırız.

 

Hepimizin hayatında ilkokuldan itibaren yaşadığımız eğitim süreci önemli yer tutar. Hayatın kapılarını ilk olarak okula başladığımız an açarız. Evimizin çatısı altından çıkıp yeni insanlar tanır, uzun hayat yolculuğunun ilk adımlarını atmaya başlarız. Ailemizden sonra ilk öğretici sözleri ilkokul öğretmenimizden duyarız. O bize okumayı, yazmayı ve hayatın ilk bilgilerini öğretir. Ailemizden sonra topluma hayırlı bir birey olmanın ilk derslerini ondan alırız.

 

İlköğretim sağlam bir toplumsal geleceğin temellerinin ilk atıldığı yerdir. Topluma şekil verilen ve geleceğinin yönlendirildiği dönemdir. Bu nedenle ilköğretim bir ülkenin geleceğini hazırlayan en önemli eğitim alanıdır. Temel eğitimi sağlam olmayan toplumlarda sorunlar asla bitmez. Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde sorunların temelinde işte bu eğitim eksikliği yatmaktadır.

 

Bu nedenle ilköğrenimi bir birey olarak çok önemserim. İlköğrenimin bir insan yaratmak olduğunu düşünürüm. Bugün ülkemizde tüm sorunların kaynağında da bu dönemdeki eğitim hatalarımızın olduğuna inanırım. Köy enstitülerinin ülkemiz için kaçırılmış bir fırsat olduğunu her zaman dile getiririm.

 

Ne zaman Köy enstitülerinin kuruluş günü olan 17 Nisan gelse kırsal kalkınmanın önemine inanan bir birey olarak hüzünlenirim. Çünkü ayni amblemlerinde olduğu gibi köy enstitüleri köyden doğan bir yıldızdı. Kuruldukları yerlerde çevrelerinde hep farklar yarattılar.

Hem de o köydeki insanlarla,

O toprakların çocuklarıyla.

Onlara kendi güçleri ile ayağa kalkmayı ve kalkınmanın alfabesini öğreterek.

Onlarında kendi bilgi, görgü ve deneyimlerini köylerine taşımasını hedefleyerek.

 

17 Nisan 1940 tarihi Köy Enstitüleri kuruluş tarihidir. Gerçi o yılları yaşamadım. Ama o yıllarda yetişmiş insanları tanıdım, öğrencisi olma şerefine eriştim. Amcam Akif Örnek Akpınar Köy Enstitüsü mezunu idi. İlkokul öğretmenim Ahmet Filiz bir köy enstitüsü mezunuydu. Aile dostumuz eğitimci Sabri Erdoğan bu okuldan mezun idi. O yılları canlı tanıkları ile yaşadım. Onların ne tür kişilikler olduğunu, neler yaptıklarını ve yapabildiklerini gördüm. Onların hikâyelerini birinci ağızdan dinledim. Geçmiş ile ilgili heyecanlarını paylaştım. Benim için onların döneminde yaşamak, tarihe tanıklık eden bu insanları tanımak büyük bir şans idi.

Şöyle bir düşünün ülkemiz istiklal savaşı sonrasında Atatürk’ün önderliğinde kalkınma seferberliğine girmişti. Kalkınmanın köyden başlatılmasının önemi görülmüştü. Köylerimizin büyük bir kısmında yol, su, elektrik, sağlık ocağı, okul yoktu. Köylerin büyük bir çoğunluğu bilimden uzaktı, okuma yazma bilmiyordu.O yıllarda nüfusun yaklaşık % 80'i köye ve tarıma dayalı yaşıyordu. Köylerde vasıflı insan gücü yoktu. Başta tarımsal üretim olmak üzere yaşam için gerekli mesleklerde bilgi ve deneyim düşüktü.

Köylerde tarım, hayvancılık, inşaatçılık, demircilik konularını bilen insan gücüne ve sağlıklı konut yapımına ve sağlıklı yaşamın geliştirilmesi için alt yapının güçlendirilmesine ihtiyaç vardı. Bu amaçla köydeki insanların eğitilmesi ve köylerine hizmet etmeleri gerekiyordu.

Köy Enstitülerinin çoğu ilk dört yılda kuruldu, sayıları zamanla 21'e çıktı. Köy enstitüleri öğrencileri ilk yıllarda eğitim öğretim süreci içinde önce kendi okullarını, atölyelerini, iş yerlerini kendileri yaptılar. Tarımsal üretim yaparak günlük gıdalarını kendileri temin ettiler. Yurtlarında yiyecek, içecek, temizlik temini işlerini kendileri yaptılar. Çağdaş ve demokratik iş eğitimi, yaratıcı üretim ve verimlilik eğitimi aldılar. Eğitim öğretim, uygulama ve iş süreçlerinde çevreye görelik, doğa uygunluk, kendi kendini yönetme, kendi kendine çalışma ilkelerine yönelik metotlarla eğitildiler. Köy Enstitüleri eğitim öğretim çalışmalarına kalite getirdiler. Bunu 14 yıl başarı ile devam ettirdiler.

Ne yazık ki, 1953 yılında 5. Milli Eğitim Şurası'nın köy öğretmen okulları ile köy enstitülerini birleştirme kararları doğrultusunda 1954 yılında bir yasa ile köy enstitülerinin şekli ve yapısı değiştirilerek bir bakıma kapatıldı. Bu sürece kadar 17 341 öğretmen, 8 675 eğitmen, 1 248 sağlık memuru olmak üzere toplam 27 264 kaliteli eleman yetiştirildi. Kırsal alanın vasıflı insan gücü ihtiyaçları karşılandı.

Kapanışa kadar geçen sürede gelişmiş ülkelerde şehir nüfusu % 70'ı aşarken, ülkemizde köy nüfusu % 75 civarlarında idi. Toplam nüfus 21 milyon, şehir nüfusu 6 milyon civarına varmıştı. İkinci dünya savaşının en zor günleri yaşanmıştı. Dünya yeni bir bloklaşma sürecine girmişti. Türkiye'de de bu süreçten payını almıştı.

http://web.deu.edu.tr/ketam/index.php/hakkimizda/koy-enstituleri-tarihi

Köy enstitülerinin hizmet verdikleri sürede kırsal alanda yaratıkları başarıları bazı çevreleri rahatsız etmeye başlamıştı. Daha bilgili daha üretici, haklarını daha iyi bilen üreticilerin çoğalması ve bunlarında örgütlenmeleri siyasi ve ekonomik güç çevrelerinin alandaki dengelerini bozmaya başlamıştı. Köyünde eğitim düzeyi yüksek bilgili ve hünerli bireylerin ortaya çıkması, köylerde tiyatroya varana kadar etkinliklerin artması kırsaldan rant sağlayan çevreleri rahatsız etti. O yıllardaki siyasi yaklaşımın da baskısı ile köy enstitüleri kapatıldı.

1954 yılından 2011 yılına kadar geçen 57 yıl sonrada Köy Enstitülerinin başarılarını unutmadık. Neden? Neydi bu eğitim kuruluşlarını farklı kılan? Madem bu kuruluşlar o kadar kötüydü de neden unutulmadı?

Bu okullar faaliyetlerine devam etseydi, Her konuda kırsalda vasıflı insan gücü artsaydı. Üretim ve yaşam kalitesi artsaydı ve bu insanlar şehre göçtüklerinde de şehre katkıda bulunsalardı. Kötü mü olurdu!

Bence bu okulların kapatılmasına neden olanlar acaba bugün gelinen nokta için ne diyeceklerdir? Köylerdeki eğitim durumunu ve elde edilen sonuçları, şehirlerde başta gecekondu bölgeleri olmak üzere yaşanan eğitim sorunları şöyle bir değerlendirmelidirler. Eğitimin hala neden bu halde olduğunu ve her geçen gün kötüye gittiğinin hesabını vicdanlarında vermelidirler. Bırakın köyleri artık şehirlerde köyleşmiş ve modern şehircilikten ve eğitimden uzak yerleşim alanları haline gelmişlerdir.

Hazırlanan kırsal kalkınma planlarında hala eğitim sorunlarından bahseder durumdayız. Okullarımızdaki eğitim düzeyi zayıf kalmış, dershaneler eğitime hakim hale gelmiş ve o dershaneler ki bazı kesimlerin elinde kazanç kapısı ve sisteme müdahale aracı haline gelmiştir. Köylerimizde ise okulların büyük bir kısmı harabeye dönmüştür. Şehirde ve köyde eğitim kalitesi düşmüştür.

Üniversite imtihanlarında düşük puan öğrencilerin sayısı oldukça çoktur. Hele son yıllarda üniversite seçme sınavı bile şaibeli hale gelmiştir. Artık eğitimde bile güven bunalımı ortaya çıkmıştır.

Köy Enstitülerin kapatılmasından 57 yıl sonra bile hala kırsal alanda geri kalmıştan, yoksul ve fakirlikten, eğitim eksikliğinden, vasıfsız işgücü nedeniyle işsizlikten, çocuk ölümlerinden, kadına karşı şiddetten, töre cinayetlerinden bahsediyoruz. Hala nüfusumuzun %50’nin kırsalda olduğunu görmüyoruz. Şehirdeki köy nüfusunu şehirleşmiş gibi kabul ediyoruz.

Bu resim karşısında kendimizi hiç aldatmayalım. Köy enstitülerinin kapatılması yanlış olmuştur. Bunun bedelini toplumun tüm kesimleri ödemiştir ve ödemeye devam etmektedir. Kırsal alanda görev yapan insanların büyük bir kısmı bu alanda görev yapmak yerine şehir merkezlerine gelmenin hesabını yapmakta, kırsaldaki yaşama uyum sağlayamamaktadırlar. Kırsal kalkınma yine kırsaldaki insan gücünün kalitesini artırmakla mümkündür. Kırsal kalkınmayı sağlayacak kırsalın gücü olacaktır. Kırsaldaki vasıflı insan gücünün artırılması için yine köy enstitülerine ihtiyacımız vardır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 775
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster