Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

30 Ekim '16

 
Kategori
Komşuluk
Okunma Sayısı
449
 

Komşu komşum mudur?

Komşu komşum mudur?
 

Dünya iyilerin değil artık


EVDE ÖZEL DERSHANE İŞLETİYOR
ŞÜKÜR BAŞKA HANE İŞLETMİYOR.
Kim kime dum duma. Çok daireli apartmanlarda kim kimdir, kimsenin haberi yok. Mütaahhitler aldıkları paraya bakıyor, kat malikleri çalma kapımı, çalmam kapını halindeler.
Apartman katlarını, hele ki aynı kattaki duvarları birbirine yapışık daireleri yapılmaya başladıkları yıllardan beri sevmem. Çok direndim onlara karşı, lakin zaman içinde gelişmeler icabı geldi başa; şimdi oturuyoruz paşa paşa.

Bizim ikametgahımız beş katlı, her katı üç daireli bir bina. Biz en üstte dubleks katta oturmaktayız, hemen yanımızda iki ayrı daire daha var. Kapılarımız ve duvarlarımız bitişik. Biz bu eve taşınalı iki seneyi aştı. Taşındığımızda dibimizdeki evlerden biri boştu. Aman sakince ev ne hoştu. Ötekinde bekar bir araştırma görevlisi oturuyor dediler.  Kimdir, nasıldır, neyi araştırır hiç görmedik. iki senenin sonunda boş duran diğer bitişiğimizdeki dubleks daireye ansızın taşınanlar olmuş. Şehir dışındaydım, kimlerdi görmedim, taşındıklarını duymadım. Döndüğümde gürültülerden ve kapı önlerindeki kalabalık ayakkabı yığınlarından irkilip, kapılarını tıklama cesaretinde bulunamadığımdan merakımı kapıcıya sordum. Öğrendiğim kadarıyla karı koca öğretmenlermiş. Evi satın almışlar, iki de çocukları varmış. "İyi, güzel, lakin onca gürültü niye? Hem öğretmen olanlar daha bir saygılı olmazlar mı? Kapı önüne tarladan yorgun gelipte girilmiş gibi  gelişi güzel ayakkapılarını koyup ayak kokularını etrafa yayarlar mı?"

Soruma cevap "kalabalık misafirleri vardır" oluyor. Her gün belli saatlerde gelip belirsiz saatlerde giden değişik cinsden ve yaş gruplarından bu misafirler kim ola ki diye, takibe aldığımda asansörü dolmuş yapmış bazı gençlerden öğrendim ki, dip komşum meğer dubleks evin üst katını dersane yapmış. Kurnazlığa bakın hele, satın aldığı evin parasını çıkaracak hatta daha ferah yaşayacak. Bizde onun çilesini çekeceğiz.

Oh ne güzel akıl, şehrin merkezinde, ama gözlerden uzak en üst katta; maliyeden habersiz,  vergisiz, algısız, baş ağrısız bol kazanç. Nasıl olsa katlar arası asansör mevcut  giren çıkanı tanımıyor. Asansörde veya kapıda karşılaşılsa kim kime niye gelmiş, kimse kimseyi ırgalamıyor. Anlamıyor, bilmiyor. Söylesen kimsenin umurunda olmuyor. Çok şükür başka hanelerin işletmesi apartmana dolmuyor.

Komşuluk hakkında haklı hadisler var, komşunun önemini belirtici ata sözlerimiz var. Nice komşularla geçmişimizde yaşanmışlıklarımız var. Komşuluğun dimimizdeki yerini, önemini iyi biliriz çok şükür, lakin günümüz komşuluğuna bir anlam veremeyiz.

Geçtiğimiz zamanlarda komşularımızla kapılarımız, camlarımız uzak olsa da canlarımız yakındı. Şimdi ki zamanda aynı kattaki dip komşumuz sanki çok yakın yerde uzağımız. Kim bilir nelere tuzağımız.

Apartmanın en üst katına yeni taşındığım günlerdi. Komşularımı tanımak istedim, bir alt katımda oturanın dışında kimseden bir selamıma, tebessümüme karşılık bulamadım.
Komşum diye bildiğim, çok yerden bol maaşlı diye öğrendiğim alt komşum da selamımı menfaate çevirdi. Meğer onlarda evlerinin bir odasında ticaret yapıyorlarmış. Tanıdığa, tanıdıklarının tanıdıklarına iç- dış giysisi satıyorlarmış. Dünya hırsına kapılmışlar, cüzdanlarını doldurdukca doymaz olmuşlar sanırım. Beni de masumca ikna ettiler, bir tanışmam sonrası 1500 liralık giysiyi sırtıma yüklediler. "Canım şurda komşuyuz, ayda 100 lira ödesen zor olmaz" dediler. Diyemedim "Ben bir garip emekliyim, yoktur başka bir ek gelirim" diye...
Çok şükür dedikleri şekil taksitle borcumu ödedim.  "Aldıklarımı daha giymedim, zaten ihtiyaçtan değil hatıra binaen almıştım." dediğim için onlarda tavır aldılar. Menfaat bitti, komşuluk yitti havasına girdiler. En son hatır sormaya uğradığımda bir tabak tatlı götürmüştüm. Aradan haftalar geçti, balkondan aşağı baktığım bir an tatlı tabağımın saksı altlığı olduğunu görmüştüm.

Neyse işte zamanımız komşuluğu sıkıntılı, neşesiz. Katkat üstüne, yanyana, güvenden uzak bu şekil. Şekilsiz desek daha doğru söyleriz.

Kapılarımız dipdibe, evimizin duvarları ise ortak. Sanki öteki odamızda oturuyorlarmış gibi. Ben öksürsem o duymakta, o tıksırsa ben tiksinmekteyim. Aynı anda evden çıkacak olsak kıçkıça tokuşacak hallerdeyiz. Selam versem almasa da gözgöze gelinebiliyor, o anda başlar hafiften selamlar gibisine yere eğilebiliyor.

Bunları da kanıksadık hadi neyse, ama komşum diye bildiğin kişileri tanımıyorsan ve ne iş yaptıklarını dahi bilmiyorsan bu çok sıkıntı olabilir. Duvarımız aynı, duyarlılığımız çok farklı olan komşumuzun evi ölü evi mi, örğüt evi mi, kapalı kapılar ardı belli değil. Bildiğim bu gidişat hayra değil.

Çatı katımdaki kuş komşularımdan hiç söz etmiyorum. Şükür onların camlarımı dışkılarıyla kirletmekten ve ara sıra balkonumdan içeri tüy dökmekten başka zararları yok. Zaten dilimden de anlamazlar ki ne diyeyim, ne anlasınlar. Anlaması gereken insanlar, insanlığın gerekliliğini anlamadıktan sonra... AyferAytac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 455
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 160
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster