Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
549
 

Korkuyorlar!

Korkuyorlar!
 

Başörtüsü, AK Parti, CHP, MHP, BDP


"Hey sen! Sen başörtülü kız! Sınıfta bu kıyafetle oturamazsın. Ya başını aç ya da dışarı çık!"

Yukarıdaki cümle 1967 kimilerine göre 1969 yılında Ankara Üniversitesi’nde İslam Tarihi hocası olan Prof. Neşet Çağatay tarafından bir öğrenciye karşı söylendi.

Başı örtülü olan bir öğrenciye karşı.

Üstelik bu öğrenci İlahiyat Fakültesi öğrencisi, yani dini kuralların ve kaidelerin öğretildiği bir alanda; dini gereklere uyarak başını örten bir öğrenciden başını açması isteniliyordu.

Bu sözün muhatabı ise Hatice Babacan; şimdilerde Devlet Bakanı olan Ali Babacan’ın halasıdır.

Hatice Babacan başını açmaz ve üniversiteden atılır, sonrasında ise üniversitelerde başörtüsü nedeniyle bazı olaylar da yaşanır.

Bu başörtüsüne karşı üniversitelerde yaşanan ilk olaydı.

Bu olayın üzerinden tam kırk yıldan fazla bir zaman geçti.

Bunca zaman geçti geçmesine ama hala Türkiye’de başörtüsü sorunu yaşanıyor.

Hala öğrenciler üniversitelerin kapısından geri çevriliyor ve temel hakları olan eğitimleri ellerinden alınıyor.

Bu aynı zamanda Türkiye’nin değişmeyen haritasını veriyor.

Ya da bir başka deyişle kırk yıl boyunca Türkiye’nin bu konuda ne kadar mesafe kat edebildiğinin de açık bir göstergesi.

Son dönemlerdeki çözüm arayışlarında da galiba artık sona gelindi.

AK Parti, CHP olmadan tekrardan bir adım atmaya pek istekli değil.

Çünkü AK Parti de iyi biliyor ki, MHP ve BDP ile yapılan bir ittifak sonucu bu konudaki anayasal değişiklikler yapılsa bile,

CHP bunu tekrardan Anayasa Mahkemesi’ne götürecektir.

Bir daha 411 elin havada kalmaması veya 411 elin kırılmaması için CHP’li bir çözüm gereklidir.


Onun için çözümün içine CHP’nin de mutlaka katılması lazım.


Ama ne yazık ki böylesi bir irade CHP tarafından gösterilemiyor.

Bu irade gösterilmediği için de hala okumak isteyen başörtülülerin gözleri yaşlı, hala boyunları bükük.


Açıkçası böylesi bir tablo da Türkiye’ye artık yakışmıyor.

Her geçen gün büyüyen ekonomisi, gelişen demokrasisi, artan insan hakları karşısında böylesi bir yasak oldukça eğreti duruyor.


Türkiye artık vatandaşlarından korkan bir konumda olmamalı.


Bugün başörtülü öğrencilerin varlığı, devleti korkutan ve devlet için tehdit oluşturan bir vaziyette.


Başörtüsü laik rejimi yıkacak olan büyük bir tehdit olarak görülüyor.


Bu tamamen yanlış bir tutumdur ve karşı çıkılması gereken vaziyettir.


Bir devlet kendi vatandaşını kendisine karşı düşman olarak görebilir mi?


Senin başındaki örtün devletin yıkılması için büyük bir tehdittir diyebilir mi?


Bunun ne kadar tutarsız ve mantıksız olduğunu düşünebiliyor musunuz?


Bugün ilkokulda okuyan ve laik devlet rejiminden habersiz olan bir öğrenci, devletin iç tehditi olarak görülüyor.


Başını örtmesi laikliğe ayrıkı olarak görülüyor.


Devleti yıkacak bir unsur olarak bakılıyor.


Korkuyorlar!


Korkuları arttıkça da kendilerince ortaya attığı düşüncelerle Cumhuriyet’i koruyacaklarına inanıyorlar.


Kendilerini bu devletin asil unsurları olarak görüyorlar.


Onlar olmadı mı bu devlet yıkılacak diye sanıyorlar.


Halbuki yanılıyorlar


Hem de her defasında aynı yenilgi ile yine de vazgeçmiyorlar bu isteklerinden.


Halk daha fazla demokrasi, özgürlük istedikçe onlar yüz çeviriyorlar bunlara.


Her yüz çevirdiklerinde başka bir yerden darbe yiyorlar.


Artık yeniliklerin, özgürlüklerin karşısında durmak mümkün görünmüyor.


Bunun önünde duranlar da silinip gideceklerdir.


Özgürlüklerden yana olanlar ise daha fazla güçlenecek ve etkinliğini daha fazla arttıracaktır.


Bu özgülüklerin başında gelen konuların en önemlilerinden biri de başörtüsü sorunudur.

Bu sorunu çözmek için kim gönüllü olursa ve kim daha çok gayret sarf ederse o ayakta kalacak.


Diğerleri ise silinip gidecektir.


Bu halk artık değişti, bunu herkesin iyi bir şekilde görmesi; bu tabloyu herkesin iyi bir şekilde okuması lazım.


Bu topraklarda yaşayan Müslümanlar, Kürtler, Aleviler; bu ülkenin düşmanları değildir.


Tam dersine bu devletin birer asıl unsurlarıdır.


Bu unsurları ne kadar çok bir arada tutmayı başarırsak; Türkiye o kadar çok büyüyecek, gelişecek ve yarınlara büyüyerek ulaşacaktır.

www.muratvarol.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türban ile ilgli yazılara artık yorum yapmayacaktım. Kişisel sayfanıza ve sitenize baktım. Pırıl pırıl ışık saçan bir gençsiniz. Allah sağlık ve mutluluk versin. Hangi siyasi görüşte olduğunuz da bence hiç önemli değil. Ancak bilin ki YANLIŞ düşünüyorsunuz. Yazıya koyduğunuz resmi iyi bir inceleyin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 27.10.2010 16:00
 

BU ÜLKENİN GERÇEK SORUNU KESİNLİKLE TÜRBAN DEĞİL BU ÜLKEDE İŞSİZLİK-AÇLIK-FUHUŞ-ÜÇKAĞITÇILIK-DİZ BOYU BU OLAYLAR YALNIZCA ALT TABAKAYI UYUTMAK İÇİN SİYASİ PARTİLERCE ORTAYA ATILAN OLAYLAR HERKES İSTEDİĞİ GİBİ GİYİNSİN AMA BİR ÜLKENİN YASALARI VARDIR BİR DEVLET DAİRESİNE GİRİNCE O KİMSENİN NASIL BİR GÖRÜŞTE OLDUĞUNU FARK EDECEKSİNİZ ONA GÖRE DAVRANILACAK SİZCE ÇOK DOĞRU OLURMU ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN ALLAH'CA SÖYLEYİN YOKSA BENİM ANNEM ÖLDÜĞÜ BİR GÜNE KADAR BAŞINI KETENLE ÖRTER GÜNAH DİYE SAÇININ TELİNİ GÖSTERMEZDİ.TÜRBAN TAMAMEN BİR SİYASİ ÖRTÜDÜR.İNANCI GEREĞİ BAŞINI ÖRTENE SONSUZ SAYGIM VARDIR.YETERKİ SİYASETE ALET ETMEYELİM.SAYGILAR...

SONER IŞIK 
 25.10.2010 16:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 618
Kayıt tarihi
: 27.04.10
 
 

1985 yılında Bingöl'de doğdu. İlkokulu yaşadığı köyde okudu. Ortaokula Bingöl İmam Hatip Lisesi'nde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster