Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2047
 

Kryon 6 - 2000: Eşiği Geçmek - Lee Carroll

Kryon 6 -  2000: Eşiği Geçmek - Lee Carroll
 

Kryon 2000: Eşiği Geçmek - Lee Carroll


ZAMAN VE REALİTE (Birinci Bölüm - 1999 )

En, boy, derinlik ve zaman. İnsanlar zamanın yüzde 90’ını bu dört boyut içinde geçirir. Sizden daha yüksek frekansta titreşmenizi, beşinci, altıncı ve yedinci boyutlarda da bulunmanızı istiyoruz. Kendinizi “şimdi”ye yerleştirerek diğer boyutlara geçiş yapabilirsiniz. Görünen boyutun ötesinde yaşamak şimdi’de yaşamaktır. Yeni gelen çocukları anlamanız şimdi’nin bazı niteliklerini bilmenize bağlıdır.

İndigo çocuklar dünyaya sizin sahip olmadığınız özelliklerle gelmekteler. Onlar çevrelerine bakıp ben dünyada bulunmayı hak ediyorum derler, onlarda bir hak etme, ait olma, hatta bir amaç duygusu vardır. Karmaşa içinde değildirler, dünyaya gözlerini açtıklarında ana ve babalarının gözlerinde görmeyi bekledikleri ruhsal aileyi görürler.

Çoğu kez bu çocukların neden kraliyet ailesindenmiş gibi davrandığını merak edersiniz, aksini göstermedikçe onlar sizin içinizdeki kral ve kraliçeyi de görürler. İndigoların konuşmayı öğrenir öğrenmez kim olduklarını, daha önce nerede bulunduklarını söylemeleri sizi şaşırtmamalıdır. Bunu sizin de bildiğinizi sanır, bilemeyeceğinizi hiç düşünmezler. Ne de olsa onları dünyaya getiren bilge varlıklarsınız! Bu konudaki cehaletinizi fark ettiklerinde yıkılır, içlerine kapanarak kendilerini toplumdan tecrit ederler.

İndigoların DNA damgalarında sizin sahip olmadığınız bir nitelik vardır, onlar “şimdi”yi anlarlar. Bir çocuk nasıl bu kadar akıllı olabilir? Daha önce asla görmemiş olduğu bir sistemi nasıl anlayabilir? Çünkü onlar daha evvel şimdi’yi görmüş, orada bulunup onu tanımışlardır. Siz bir insana zaten bildiği, hatta sizden daha iyi bildiği bir şeyi hiç anlatmaya çalıştınız mı? Bunun bir çocuktan gelmesi pek uygun görünmeyebilir, ama olan tam olarak budur.

DNA’ya aktarılan bilgi türü lineer (doğrusal) olmaktan çok “şimdi” halindeki farkındalık bilincidir. O hem ruhsal, hem de biyolojiktir. DNA çevresindeki kristalimsi kılıf kusursuz bir genetik kodun tüm belleğini içerir. Herhangi bir mucizede meydana gelen fizik ve kimya olayı, aslında kristalimsi belleğin DNA’ya daha mükemmel hale gelmesi için talimat aktarmasıdır, çünkü kristal kılıf kodun mükemmelliğini bilir. İnsanın evrimini ruhsal olarak kontrol eden şey bu kılıftır, kılıfı aktive eden şeyse insanın niyetidir. Peki kılıf DNA’ya nasıl hitap eder? Yanıt manyetizmdir, çünkü talimatlar kılıftan DNA’ya bir kod dizisiyle ve manyetikleri kullanarak gider. Beyninizde de aynı işlem geçerlidir. Zeka ve bilinç dediğiniz sinaps, (sinir hücrelerinin birbirlerine uyarı aktardığı bölge) birbirine asla değmeyen bir aktarım sistemidir. Sinir hücreleri birbirine değmeden mesajlar bir yerden başka bir yere inanılmaz bir hızla nasıl aktarılır? Görünüşte bu bir gizemdir, oysa burada da manyetizm rol oynamaktadır, biliminizde buna indüktans denir.

Biliminiz DNA’nın bir iplik değil, bir ilmik, bir döngü olduğunu keşfetti. Bu, onun kendi üzerine kapandığı ve bir daire meydana getirdiği anlamına gelir. Ayrıca biliminiz DNA’nın bir tel gibi elektrik aktardığını, süper bir akım iletkeni olduğunu da keşfetmiştir. DNA, her birinden sürekli kendine özgü bir akım geçen kodlanmış ilmiklerden oluşur. Akım küçük bir manyetik alan oluşturur, bu da bilginin manyetizm yoluyla aktarılmasını sağlar. Bilim adamları, siz hiç DNA sarmalının neden kıvrıldığını merak ettiniz mi? Yanıtın bir bölümü onun manyetik, dolayısıyla kutuplaşmış olmasıdır. 12 iplikli gruplar halinde kodlanmış ve kutuplaşmış proteinler, manyetik kutuplaşmanın çekim ve itimine tepki olarak kıvrılan bir simetri içinde hareket ederler.

Yerkürenin manyetik enerji ağı kılıfın nasıl çalışacağını belirler. Enerji ağındaki değişiklik sadece spiritüalitenizi etkilemekle kalmaz, hücresel düzeyde sağlığınızın güçlenmesini de sağlar. Biliminiz başlangıçta enerji ağının biyoloji üzerinde etkili olduğunu yadsıdı, ama on yıl sonra manyetiklerin tüm canlıların biyolojisini derin bir biçimde etkilediğini kabul ediyor. Gerçek şu ki, dünyanın enerji ağı kılıfın DNA’ya yeni bilgiler aktarmasına izin verir. Kılıfın talimatlarının DNA’ya aktarılmasını sağlayan katalizör de insan niyetidir. Kılıf, niyet edildiği zaman kapalı DNA ilmiklerinin manyetik alanlarıyla kesişen manyetik bilgisini salıverir. İndüktans dediğiniz bir işlemle bu bilgi hücresel oluşumunuzun kutupluluğuna girer. İşte İndigolar bu hücresel oluşumun büyük bölümüne zaten sahipler.

Diyelim ki lineer (doğrusal) zamanda düz bir çizgi üzerinde durup gelecekten korkan, yarın ne olacağını bilmeyen bir insan var. Bu insanı alıp “şimdi” dairesinin içine koyduğunuzda yarın ne olacağını bilir mi? Hayır bilmez, peki aradaki fark nedir? Bunu iyi dinleyin, çünkü anahtar budur. İçindeki Tanrısallığa sahip çıkan, dolayısıyla kendi realitesini birlikte yaratan kişi aslında anlamadığı ve görünüşte gizli olan şeyi de kontrol eder. Kendi yarattığı dairede bulunan kişi dingin biridir, yarattığınız şeyden nasıl korkabilirsiniz ki? Yaratılan şey yaratana aittir, onu yaratan da sizsiniz. Guru sizin bilmediğiniz neyi bilir? Tüm çevresi kaos içindeyken insan nasıl huzur ve hoşnutluk içinde yaşayabilir? O sizin bilmediğiniz neyi bilir? Yanıt, o yarattığı ve yönettiği şeyden korkmaz ve endişelenmez. Neyi yarattığını bilir, bu yüzden de huzur içindedir, çünkü dairenin içinde oturup kendi realitesini yaratır. O da ufkun ötesini göremediğini hisseder, ama orada neyin bulunduğu konusunda ruhsal bir güvene ve imana sahiptir. Geleceğin aynı zamanda geçmiş olduğunun, gerçekten bilinmeyen hiçbir şeyin bulunmadığının farkındadır. Düz bir çizgi üzerinde ilerleyin, ama dairenin içinde olun, bunu yaptığınızda huzur o dairede sizinle birlikte olacaktır.

Size bir potansiyel sunayım. Bu gezegende bir bilinç değişimi var ve onu her yerde görmeye başlıyorsunuz. Bunun siyasetinize de nüfuz edeceğini kim düşünebilirdi? Şimdi onun tüm dinlere de nüfuz ettiğini görmeye başlayacaksınız, bunu izleyin. Dini liderleriniz doktrinlerini değiştirmeye başlayacaklar. İnsanlar uyandığı için ruhsallığın kurallarını değiştirecek şaman bilincinin ortaya çıkacağını söylüyorum size. İnsanların Tanrısal veçheleri değişecektir, yetenekler, aletler, güç, aydınlanma, hatta ışığın kendisi bile bu gezegende değişmektedir. Değişim dini doktrinlere gelip dayandığında bunu bizzat hissedecek ve göreceksiniz. Bu kaçınılmaz bir şeydir, mutlaka gerçekleşecektir. İnsan uyanıp odayı terk ettiğinde, uyuyan insana hizmet eden ilahi bir doktrin artık işe yaramaz! (Sayfa: 48-60)

ZAMAN VE REALİTE (İkinci Bölüm - 1999)

Her şeyin dairesel olduğunu, yaşamınız gibi sonsuzluğa uzanan yolların bile dairesel olduğunu söylemiştik. Hiçbir düz çizginin bulunmadığını söylemiştik, düz gibi görünen yollar kavis çizip en sonunda birleşir, dolayısıyla zaman ve realite daireseldir. İşte bu yüzden geleceğinizin potansiyelleri ölçülebilir ve kehanetlerde bulunulabilir, çünkü daire içindeki potansiyeller o sürekli sabite içinde aşinalığa sahip şeyler olarak geri döner. Böylece ufkun ötesinde bilinmeyen bir gizem olarak gözden kaybolan bir gelecek yerine, geleceğiniz sürekli geri dönen büyük bir daire gibidir ve “şimdi” zamanının bir parçasıdır. Kahin boyutlar arası yeteneğe sahiptir, trenin penceresinden dışarıyı bulanık şekilde görebilir. Tren (zaman) daireler çizdiğinden enerji potansiyelleri görülebilir, daha sonra tren üzerlerinden tekrar geçtiğinde onlar realiteye dönüşürler. Kehanette bulunanların yanıtlamakta zorlandıkları soru şudur. Bir potansiyelin realiteye dönüşmesi için trenin onun üzerinden kaç kere geçmesi gerekir? En iyi kahinler bile kehanet tarihini belirlemede zorlanırlar, ama orada meydana gelebilecek bir potansiyel mutlaka vardır.

Madde ve biyoloji, bilinç ve yaşam gücü bir ilmiğe benzer, yani bir döngü içinde bulunur. Diyeceksiniz ki, bir daireyle döngü arasında ne fark var? Daire hiçbir zaman bir kaynağa sahip değildir, daima enerjiyle eşit olarak hareket eder ve hiçbir eğilimi yoktur, oysa döngü bir kaynağa dönüşü gösterir. Bilim adamlarınız eninde sonunda maddenin temel unsurlarında döngüleri keşfedecekler. Onların hayal edebileceği en küçük parçacıklar bile döngülere sahip olacaktır. Bu, atomun çekirdeğiyle elektron sisi arasında neden o kadar boşluk olduğuyla ilgili bazı derin soruları da yanıtlayacaktır. Orada döngüleri arayın!

DNA’nın da bir döngü, bir ilmik olduğunu söylemiştik. Peki neden döngüdür? Çünkü elektrik akımı taşımak zorundadır, yani DNA küçük bir elektrikli motordur. Bir döngünün taşıdığı akım kendi manyetik alanını yarattığı için söz konusu motor manyetik etkilere karşı duyarlıdır. Şimdi kristalimsi kılıfın, kesişen akım hatlarını “uyandırarak” DNA’yı manyetik olarak nasıl değiştirebileceğini anlıyor musunuz? Yeni realiteniz DNA’nız üzerinde size güç vermektedir, bilincin maddeyi değiştirebileceğini hatırlayın. Bunu kuantum fizikçilerine sorun ve niyetin de bilinç olduğunu unutmayın. (Sayfa: 68-77)

YENİ BİN YILIN BEŞ SPİRİTÜEL ENERJİ DEĞİŞİMİ (1999)

Yeni bin yılın en derin enerji değişimi DNA’da meydana gelmektedir. Sevgili varlıklar, bilim adamlarınız iki kuşak sonra mikroskopla baktıklarında yaşlı ve genç insanlar arasında hücresel farklılıklar görecekler! Biz şimdi DNA’nın iki ipliğinden, bizim deyimimizle iki ilmiğinden söz ediyoruz. İnsan genomu incelendikten sonra ipliklerin değiştiği açıklanacak ve evrimin kanıtı olarak sunulacak, çünkü ancak o zaman kendi kodlarınızı sonraki kuşakların kodlarıyla kıyaslayabileceksiniz. Biliminiz geliştikçe şimdi size garip gelen nitelikler yeni çağın bilimi olacaktır. Değişen sadece DNA’nız olmayacak, bağışıklık sisteminiz de değişecek. Dahası da var, hücresel düzeyde daha önce asla görmediğiniz anomaliler ve güçler göreceksiniz. Hücreler bile farklı biçimde bölünecek ve hücresel farkındalık artacak. Bazıları bu niteliklerin daha önce de hücrede var olduğunu, ancak yeni keşfedildiğini ileri sürecekler, oysa durum onları yalanlayacak ve farklı biyoloji tüm gezegene yayılmaya başlayacak. Bazıları bunu zeki hücrelerin başlangıcı olarak adlandıracak, bazılarıysa bu zeki süreçleri daha evvel neden görmediklerini merak edecekler, bazıları da onun yeni bir şey olduğunu anlayacaklar, ama muktedir kılınmış DNA dediğimiz insan evriminin bir sonraki adımını birçokları gözden kaçıracak.

Söz konusu evrimin nerede başladığını söyleyeyim. Birçok kişi onun yeni doğan İndigo çocuklarla başladığını, insanın gelişmiş bir DNA yapısıyla doğması gerektiğini düşünüyor, ama öyle değil. Hücresel değişim “saf ruhsal niyetle” başlar. Evet, niyet ederek hücresel yapınızı değiştirebilirsiniz. Bu gezegendeki en büyük mucizeler içten dışa doğru gerçekleşmiş, yani insandaki Tanrısallık hücresel yapıda bilinçten madde yaratmıştır. Şu anda gezegende bilinçten madde yaratan avatarlar var, siz de tıpkı bir avatar gibi bedeninizde mucizeler yaratabilirsiniz, çünkü prensip aynıdır.

Bir avatar (ermiş) sizin sahip olmadığınız neye sahiptir dersiniz? TAM BİR ÖZ FARKINDALIĞA. İçinizdeki Tanrısallığı keşfettiğinizde DNA’nız bu keşfin realitesine uyacak şekilde değişir, buna kendi realitenizi yaratma denir.

Aslında DNA’nız kusursuzdur, ama siz bedeninize kısa bir ömre, hastalığa ve dengesizliğe yol açan kısıtlayıcıların yerleştirilmesine izin vermiştiniz. Ancak niyetle bu kısıtlayıcılar azaltılabilir ve DNA’nın asıl tasarımına yakın hale gelmesi sağlanabilir. Şimdi DNA’nızı bilincinize karşılık verecek şekilde ayarlama gücüne sahipsiniz. DNA’nın ilk değişecek bölümleri göremediğiniz manyetik bölümleridir, onlar içinizdeki kimyasal parçaları uyandırmak üzere tasarlanmıştır. Bu değişim en sonunda Tanrının bir parçası olduğunuzu hissetmenizi sağlayacaktır. Tüm değişiklikler hücresel düzeyde başlar, çünkü insan hücrelerinde ruhsal ve fiziksel yaşamın bir karbon kopyası vardır. O sizin olmuş olduğunuz her şeyi ve burada bulunma nedeninizi temsil eder, geçmişten taşıdığınız yaşam kontratları ve karmik nitelikler DNA planında yer alırlar.

2000 yılını geçtiğinizde bazı değişiklikler olacaktır. Bazılarınız spiritüel gelişiminizin durduğunu hissediyorsunuz. Geçmişte en azından ileri doğru bir hareket hissederken şimdi bunu hissetmiyorsunuz. Size ne olduğunu söyleyeyim. Hareketi hala eski enerjide olduğu gibi lineer olarak algılıyorsunuz, oysa hareketi saptama sisteminiz artık “şimdiki” zaman çerçevesine çekilmiştir. Durduğunuzu sanmanızın nedeni, daha yüksek bir titreşim olan şimdi’de daha önce hissettiklerinize hiç benzemeyen boyutlar arası bir hareket elde etmenizdir. Algı şimdi daha az lineerdir, eski enerji paradigması yüzünden durduğunuzu sanıyorsunuz.

Yeni enerjinin bir başka niteliğinin zamanın hızlanması olduğunu bilmelisiniz. Siz evrenin atomik yapısının daha hızlı titreşmesine neden oldunuz, bu yüzden zamanınız hızlanıyor. Yerkürenin jeolojisinde gördüğünüz şey de hızlanan bir zaman çerçevesidir. Kendi bölgenizdeki zamanı değiştiriyorsunuz, ama onu kıyaslayacak başka bir zaman çerçevesine sahip değilsiniz. Bu yüzden zaman aynı gibi görünüyor, ama hücresel düzeyde çoğunuz devam eden hızlanmanın farkındasınız. Bir zaman gelecek, biliminiz çevrenizdeki evrene bakıp onun yavaşlamakta olduğunu söyleyecek, gerçek şu ki o yavaşlamıyor ama siz hızlanıyorsunuz. Bu, zamanın görece olmasıyla ilgili bir şeydir.

Eşiği geçtiğinizde bir gevşeme, bir rahatlama hissedeceksiniz, yani ait olduğunuz duruma alışacaksınız. Endişe dağılmaya başlayacak ve kendinizi hücresel düzeyde rahat hissedeceksiniz. Mücadelenin gezegenin titreşimini yükseltmek için verildiğini söylemiştik, gerçekten de öyledir. Son ölçüm 2012 yılında yapılacak, o tarihten itibaren gezegen bir daha asla ölçülmeyecektir, çünkü yeni bir enerjiye ve yeni bir dünyaya giriyorsunuz. Binlerce yıldır her spiritüel hareketinizi sorgulayan bir düaliteye sahiptiniz, yeni enerjiyle birlikte düaliteniz de yüksek benliğinizden uzaklaşmaya başlayacak ve insanlık tarihinde ilk kez düalite dengesi değişecektir, yükseliş sürecine girebilmeniz için onun değişmesi gerekiyor. Korku ve endişenin nereden geldiğini biliyor musunuz? Düalite denen parçanızdan gelir, siz sorunları çözdükçe düalite geri itilecek ve ruhsal yapınızdaki denge değişecektir. Düaliteyi kendinden uzaklaştıran insana ne olacağını biliyor musunuz? Yükselecektir! Bunu ilk önce çocuklarda göreceksiniz. İndigo çocuklar düaliteyi uzaklaştırma yeteneğine sahiptir.

2000 yılında eşik geçildikten sonra eski enerjide çakılıp direnmeye devam edenlere söylenecek son söz “Tren istasyondan ayrıldı” olacaktır. 1987’den beri küçük adımlarla yeni enerjiye geçilebilirdi, ama çoğu bunu reddetti ve eski yollara saplanıp kaldı. Şimdi yeni enerjiye geçebilmeleri dev bir adım atmalarını gerektiriyor. Bazıları eski enerjide kalmaya devam ederek sizi yanlış yolda olmakla suçlayacak, kendileri kadar hayat deneyimine sahip olmadığınızı söyleyip sizden ayrılacaklar. Bu kaçınılmaz bir bölünmedir, insan doğasına has bir şeydir. Yeni enerjiye bağlı olanlar herhangi bir insan hiyerarşisi çevresinde ego geliştirmez, çalışmalarında ve tutumlarında hiçbir gündem, beklenti ve hesap yoktur. Başarılarıyla övünmezler ve sözlerinde bilgelik vardır, onlar şimdi’de bulunan insanlardır.

Eğer düaliteden kopacaksanız, eğer DNA’nızı değiştirecekseniz, eğer hayatınızda mucizeler görmeye ve daha önce sıkıntı veren alanlarda huzura kavuşacaksanız yanınızda üç rehberden fazlası bulunmalıdır. Bunlar üst rehberlerdir, yani boyutlar arasıdır, size aile hissi veren varlıklardır. Önünüzdeki 12 yıl içinde bu gezegene epey yeni enerji aktarılacaktır, bunun anahtarı özel astronomik hizalanmalar, yani gezegenlerin sıraya dizilmesi olacaktır. Birçokları bu hizalanmalardan ve astronomik anomalilerden korkacak ve çevreye korku saçan senaryolar üreteceklerdir. Siz başkalarının pompaladığı korkunun ortasında durup bu hizalanmaları kutsayın ve söylediklerimi hatırlayın. Spiritüel fabrikanızın yenilendiğini ve biçimlendirildiğini unutmayın. Sözünü ettiğimiz enerjiler ihtiyaç duydukça size aktarılmaya devam edecek ve enerjinin çoğunluğunu dişi enerji oluşturacaktır. Bu bir cinsiyet meselesi değildir, dişi enerjinin aktarımı dünyanın dengesini sağlayıp insanlığı güçlendirecek ve sizi eski bilinçten daha yumuşak bir bilince taşıyacaktır. (Sayfa: 111-125)

EŞİĞİ GEÇMEK (1999)

Her bin yılın çevresinde bir enerji vardır. Bu dönemlerde daima ortaya kıyamet habercileri çıkıp bunun dünyanın sonu olduğunu, görebileceğiniz son bin yıl olduğunu söylerler. İroni şu ki, gerçekten de bu son bin yıl olacaktı, yaptığınız plana göre öyle olması gerekiyordu. Ama 1987 yılındaki ölçüm bu sonu geçersiz kılmıştır. 2012’de söz konusu sınavla ilgili son kez ölçüm yapılacak ve ölçüm sınavın sonucunu belirleyecektir. Şu anda geçilen eşik, (2000) gezegeni değiştirme izninin sınırlarını belirleyecek eşiktir.

Sevgili varlıklar, size geleceğinizi bildiremeyiz, çünkü 2012’ye doğru ilerleyen bu trenin makinisti sizsiniz, ilerde enerjinin değişip değişmeyeceği size bağlı. Dünyadaki sorunlarla nasıl baş edeceğiniz, nasıl besleneceğiniz, kullandığınız enerjinin dünyanın ısınmasına yol açıp açmayacağı tamamen size bağlı, bu konuda tutarlı yanıt verecek tek bir varlık bile yoktur! Ama şu kadarını söyleyebiliriz ki yanıtları daha hızlı alabileceğiniz bir bilinç değişimine sahip olacaksınız. Artık bazı aşikar sorunlar görmezden gelinemeyecek ve büyük bir bilgelikle karşılanacaktır. Çözümler önünüzdedir, eğer kendinize izin verirseniz insanlığın bilgeliği acil durumlar ortaya çıkmadan onları çözecektir. Bu ancak dünyadaki insanlar “kritik kütleye” ulaşmışlarsa yapılabilir, şimdi bu kritik kütle vardır sevgili varlıklar.

Bazıları dünyanın enerji sorununu nasıl halledeceklerini bana hep sormuşlardır. Bunun için iki kaynak var, her ikisi de bedava, her ikisi de bol. Bunlardan birincisi Ayın denizlerde yarattığı gelgit olayıdır. Dünya nüfusunun çoğunluğu deniz kıyısına yakın yerlerde yaşamaktadır. Bu tonlarca ağırlığındaki gelgit hareketi, bu büyük enerji onu temiz bir elektriğe dönüştürmenizi bekliyor, yani hidroelektrik santralleri kurmalısınız. Bu, nükleer enerji santrallerinden daha ucuz bir teknoloji gerektirir. İkinci kaynak toprağın derinliklerinde sizi beklemektedir. Yerkürenin neresini kazarsanız kazın yeterince derine indiğinizde ısıyı bulacaksınız. Isıyı buhara dönüştürmek için harcayacağınız para nükleer santral kurmaktan daha ucuza gelir, üstelik bitmez tükenmez bir kaynaktır ve dünya durdukça var olacaktır.

Bana en çok sorulan sorulardan biri de dünyanın Tek Dünya Devletine dönüşüp dönüşmeyeceğiyle ilgili. Sevgili varlıklar bu gerekli değil, bunun için bir neden de yok, üstelik beklenen bir şey de değil. Birçok kültürün, birçok toplumun var olmasına saygı duyulmalıdır, bu farklılık ve çeşitlilik amaçlı olarak yaratılmıştır. Farklı kültürler kontratların karmik etkileşimini sağlar ve hoşgörüyü öğretir. En sonunda dünyanın tüm hükümetlerinin halklarına seçim hakkı vermesinde huşu verici bir potansiyel vardır, eğer bunu yapmazlarsa halkları onları iktidardan indirecektir. Eğer söylediklerimden kuşkulanıyorsanız, son zamanlarda halkların ayaklanıp diktatörlerin iktidarına nasıl son verdiklerine bir bakın. Bunu eşikten evvel bile görmeye başlıyorsunuz, gezegenin önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek potansiyeli budur. Artık toplumlar kendi kaderlerini belirleyecek, yurttaşlarına ahlak, spiritüalite ve kişisel ibadet konusunda seçim hakkı tanımayan diktatörleri devireceklerdir.

Bazıları da Kryon para konusu ne olacak diye soruyor. Bir zaman gelecek uluslar arasında döviz kuru diye bir şey kalmayacaktır. Gelecek günlerde hükümetiniz, (ABD) dünyanın geri kalan kısmının fikir birliğine varabilmesi için kendi parasının değerini düşürmek zorunda kalacak. Tüm dünyada, ticarette kullanılan ortak bir paranın yürürlüğe girdiğini göreceksiniz. Bu bir başka kıtada (Avrupa) bu şimdiden başlamıştır. Şu anda ülkelerin bir araya gelip bir tür ortak ticaret parası yarattığına tanık oluyorsunuz. Bu süreç elbette kolay olmayacak, gerçekleştirilmesi için iki kuşağın geçmesi gerekecektir, ama potansiyel bunu başaracağınızı gösteriyor. Sevgili varlıklar potansiyelin nereye gittiğini size söyleyeyim. Dünya bunu yapmak zorunda, çünkü bir süre sonra henüz karşılaşmadığınız dünya dışı varlıklarla ticaret yapmak zorunda kalacaksınız. Bu gerçekleştiğinde gezegensel kaynaklara evrensel bir değer biçilmesi gerekecek.

Birçoğu da din konusunda ne olacağını, birbirini kafirlikle suçlayan ve dışlayan dini sistemlerle nasıl baş edeceklerini soruyor. Bu sorunun çözümü şimdiden başlamıştır. Ülkenizde, dünyaya eşcinsel karmik kimliğiyle gelmiş olanları ağır biçimde eleştiren bir dini lider var. Bu lider geçmişte mensuplarına, Tanrının bu eşcinsellerden nefret ettiğini söylemişti. Bir süre sonra aynı dini lider suçladığı insanların da insan ailesine mensup olduğunu söyledi, yaptıklarını onaylamıyordu, ama içindeki bir şey onları da sevdiğine tanıklık etmişti. Daha sonra mensuplarına, Tanrının bu insanları da sevdiğini açıkça söyledi. Sevgili varlıklar bu adamın düşüncesini ne değiştirdi dersiniz? Ve neden şimdi? Gerçekten de bu Ruhun sevgisiydi, onlarla aynı görüşte olmasa bile hücresel düzeyde hoşgörüyü vazetmesi ve uygulamasıyla ilgiliydi. Bu dini lider eşcinsellerin de aynı Tanrıya tapınma hakkını sonunda kabul etmişti. Bunun zamanlamasını ilginç bulmuyor musunuz? Bu tür değişiklikleri dünya çapında bekleyin, değişeceğini asla düşünmediğiniz varlıkların değişmesini bekleyin. Büyük İslami kitlenin tutum değiştirip değişik inançtaki insanları hoş görmesini bekleyin. Sakın şaşırmayın, çünkü onların doktrini de ahlak ve sevgiyi öğretir. Peki dünyada tek bir dinin egemen olacağı bir zaman gelecek mi? Hayır, bu böyle tasarlanmamıştır, bunun mümkün olabileceğini düşünmek çok mantıksızca olur. Potansiyel şudur sevgili varlıklar, dini hoşgörünün ve doktriner bilgeliğin egemen olacağı bir zaman gelebilir.

Astronomlarınız 10-15 yıl önceki tutumlarına taban tabana zıt bir tutum içindeler. Dünyadan başka yerlerde de yaşam olduğu bir gün kabul ve tasdik edilecektir. Bilimsel aletleriniz geliştikçe dünyayla aynı potansiyele sahip diğer gezegenleri de keşfedeceksiniz. Eninde sonunda yaşam tohumlarının dünyaya başka bir yerden getirildiğini de anlayacaksınız. Ayrıca astronominiz evrende farklı zaman çerçeveleri olduğunu da kabul etmek zorunda kalacak. “Olanaksız fiziği” açıklamak için bunun tek çıkar yol olduğunu unutmayın. Ayrıca Büyük Patlama teorisinin yanlış olduğunu da kabul edeceksiniz. Evrenin kendi kendini yarattığını idrak ettiğinizde, aslında onun her zaman patladığını anlayacaksınız!

İnsan ömrünün uzamasını sağlayacak bir devrimin eşiğindesiniz. Önünüzdeki 24 yıl insan ömrünü ikiye katlama potansiyeline sahiptir. Bu imkanın 10 ya da 20 yıl önce değil de ancak şimdi sunuluyor olması garip değil mi? Gördüğünüz gibi zamanlama mükemmeldir, çünkü eşiğe geldiniz ve bunun olmasını mümkün kıldınız. Yeni enerjide insan ırkının yok olması, kısa ömürler, eski karmik nitelik ve dersler geçmişte kalacaktır, bu eski paradigmanın sonudur. Ama hepsi bu kadar değil, şu anda insan genomunun haritasını çıkaranlar var. Gen sisteminde insanı oluşturan milyarlarca unsur bulunmaktadır. Bu, insanın karbon kopyası ya da en azından kimyasal olarak görebileceğiniz bölümüdür. Genom haritası tamamen ortaya çıkarıldığında büyük bir keşif olacak, çünkü ancak o zaman bilim adamları o karbon kopyanın genel tablosunu görmeye başlayacaklar. Gizlenen ilmiği ve kendilerini hayrete düşüren kodlamayı görecekler. Kodlama durup dururken meydana gelmediğini onlara haykıracaktır. Peki onu kim yarattı? Dünyadaki normal evrimin sonucu olamayacak kadar yüce bir şeydir bu kodlama! O size bir mantık ve yaratılış öyküsü anlatacaktır, sık sık sözünü ettiğimiz temel 12 öyküsünü. Dahası da var! Orada bir bulmacanın kodunu da göreceksiniz, insan ömrünün uzamasıyla ilgili olağanüstü keşiflere hazır olun! Çünkü bu kod insanın kısa ömürler sürmesi için programlandığını, kimyasının kendi kendini yenilgiye uğrattığını size anlatacaktır. Gizemler anlaşıldığında tüm sınırlayıcı etkenler ortadan kaldırılacaktır.

Dünya üzerinde, ama başka bir boyuttaki yaşamı keşfetmeyle ilgili bir potansiyel daha var. Bu zeki ve gelişmiş görünen, tümüyle farklı bir boyutta evrimleşmiş gibi görünen, dokunamayacağınız ama görebileceğiniz bir yaşamdır. Bir yıl önce bunu gezegeninizde aramanızı söylemiştik, ama şimdi bu keşfin gerçekleşmesi yakındır. Keşfi yaptığınızda bunu size ilk söyleyenin “aile” olduğunu unutmayın. O keşif gerçekleştiğinde Ruh tarafından dokunulan insanlarda meydana gelen şifalar ve bazılarının perdenin öte tarafına nasıl kanallık yaptığı da ortaya çıkacaktır.

İnsan kendini yenileyecek şekilde tasarlanmıştır, ama bir kolunu ya da bacağını kaybettiğinde yerine yenisi çıkmıyor. Gezegeninizde yaşayan ve onlardan evrimleşerek ortaya çıktığınız söylenen basit omurgalı hayvanlar bile kopmuş organlarını yenileyebilirken, evrim merdiveninin en üst basamağındaki sizler bunu neden yapamıyorsunuz? Bu konuda hiç düşündünüz mü? Neden omurilik sinirleri koptuğunda yaşamınızın geri kalanını tekerlekli sandalyede geçirmek zorunda kalıyorsunuz? Çünkü bu durumda büyümeyi engelleyici unsurlar uyanıyor ve kopmuş sinirlerin iyileşmesini ve yeniden birleşmesini önlüyor, bunu biliyor muydunuz? Ama böyle olmasını isteyen sizdiniz, çünkü o tekerlekli sandalyede yaşamını devam ettiren insanın da öğreneceği dersler vardır. Doğal evrime yapılmış ilahi bir müdahaleyle karşı karşıyasınız, ama artık bu da değişecek. Bedeninizdeki sinir dokuları onları kodlayan bir kimyaya sahiptir, koptuklarında bile kime ait olduklarını bilirler. Büyümeyi engelleyen unsurların insan bedeninin neresinde olduğunu keşfetmenin eşiğindesiniz. Onu bulduğunuzda kopmuş sinirlerin yeniden birleşerek mucizeler yaratmasını bekleyin. Bu mucizeler meydana gelmeye başladığında onların yukardan değil uyanmış DNA’dan, yani insanın içindeki gücün uyanışından kaynaklandığını anlayacaksınız. O gizemli bir enerji değil, insanın içindeki Tanrısal güçtür. Sevgili varlıklar, sözünü ettiğimiz bu değişiklik eşiğin bu yanında asla mümkün olamazdı, ama eşiğin öbür yanında, yani 2000 yılından sonra mümkündür ve bu konuda size aktarılacak bir hayli bilgi vardır.

Bir diğer potansiyel fizikle ilgilidir. Henüz fiziğin belirleyici formülünü bulamadınız, çünkü onu anlayacak durumda değilsiniz. Biz şimdi formülü değil, formülün üç niteliğini sunacağız. Bu nitelikler birbirleriyle ilişkilidir, ama ilişki kurma biçimleri yanlış anlaşılmıştır. Biliminiz şimdi onların gölgelerini görmeye başladı. Formülün birinci niteliği, kütlenin yoğunluğunu anlama yeteneğidir. Neden elektron sisi atom çekirdeğinden o kadar uzaktadır? Bu uzaklığı değiştirebileceğinizi söylemiştik, bunu yaptığınızda kütlenin değişen atomlar tarafından tanımlanan yoğunluğu da değişecektir. Elektron sisi çekirdeğe yaklaştıkça daha hızlı titreşmek zorunda kalacak, daha hızlı titreşdikçe zaman çerçevesi de değişecektir, dolayısıyla formülün ikinci niteliği zaman değişimidir. Uzaklığı ne olursa olsun elektron sisinin gerçek hızının daima aynı olması gerektiği yolundaki varsayımınız yanlıştır. Hızla, titreşim hızı arasında fark vardır, bu elektron sisinin gerçek fiziksel tanımıyla ilgilidir.

Yoğunluk değişimiyle birlikte zaman değişimi de gelir. Zaman değişimiyle birlikte hiç anlamayacağınız üçüncü bir nitelik gelir. Biz ona yer realitesi diyeceğiz. Buna “maddenin bulunduğu yer, madde değiştiğinde gittiği boyutsal realite” de denebilir. İşte size bir olgu: Madde bu şekilde değiştiğinde meydana gelen boyut değişimi, maddenin yeni formunda var olabilmek için gereksinim duyduğu bir realite yaratır. Bu yer, maddeyi değiştirdiğiniz yerden beş-on santimetre ya da kilometrelerce uzakta olabilir, bu maddenin ne kadar değiştiğine bağlıdır. Size açıklanması zor olan şey tanınmamış bir kavram hakkında konuşmaktır. Bu kavrama göre madde bir realite indeksine sahiptir, yani onun çekirdek nitelikleri zaman ve uzayda nerede bulunduğuna bağlıdır. Dolayısıyla, birlikte çalışması gereken üç nitelik, YOĞUNLUK, ZAMAN ÇERÇEVESİ ve YER’dir. Uzaya bakıp “olanaksız fizik” dediğiniz farklı bir zaman çerçevesini haykıran fiziksel nitelikler gördüğünüzde, bu size baktığınız şeyin kütlesi ve boyutsallığı (yer indeksi) hakkında da bir şeyler söyleyecektir.

Bu çok derin bir formüldür ve evrensel fiziğin temelidir, ancak siz henüz onu bilmiyorsunuz. Şimdi biraz da kütlesiz nesneler hakkında konuşalım. Zaten biliminiz bir kaşık dolusu kütlenin gezegeniniz kadar ağır bir kütle yarattığını bilmektedir. Orada gerçekte ne oluyor? Onun nitelikleri ve gerçek büyüklüğü nedir? O kütlenin yarattığı yer çekimine bakın! Böyle bir durumun sadece belli realitelerde ya da uzay bölgelerinde var olabileceğini biliyor muydunuz? Yoğunluk ve zaman çerçevesi onun nerede olması gerektiğini tam olarak belirler. Nerdeyse hiçbir ağırlığı olmayan dev bir şeye sahip olsaydınız ne olurdu? Onun yer çekimi ne olurdu? Göreli veçheler ille de büyüklük değildir, yoğunluk ve zaman çerçevesidir. Yoğunluk değiştiğinde maddenin çevresindeki zaman çerçevesi de değişir. Eğer bir bilim adamı bu modeli bir kara delikte meydana gelen şeye uygulayacak olsaydı kara deliğin çevresinde gördüğü olanaksız fiziği anlayabilirdi. Anti-yerçekimi diye bir şey yoktur, onun yerine değişken kütle yaratmanın sırrını bulmaya çalışın. Bunu yaptığınızda ona eşlik eden iki değişkeni de gözleyin.

Bu fizik konuşmasını kozmik kafesten söz etmeden bitiremeyiz. Size sunacağımız son keşif kafesle ilgilidir. Bizim Atomik Aşamalı Yerinden Çıkarma (AAYÇ) adını vereceğimiz bir potansiyel vardır. Bu, kozmik kafesten sınırsız enerji elde etme yeteneğinizi ifade eden bir terimdir. Kafese nasıl ulaşabileceğinizi anladığınızda, toprağa sondaj yaparak enerji elde etmenize ya da nükleer santral kurmanıza veya gelgit dalgalarından yararlanmanıza gerek kalmayacak. Dev bir örümcek ağı düşünün, onun bir başında hareket eden şey etkisini ağın her yanında hissettirir öyle değil mi? En uzak noktada bile bu titreşim hissedilir, enerji elde etmek için kafese ulaştığınızda olacak şey örümcek ağında olanla aynıdır. Bu durumda, kafeste AAYÇ ile açtığınız boşluğu doldurmak için enerji harekete geçer ve akış kafesin her yanında hissedilir. Daha evvel kafesteki iletişimin ne kadar hızlı olduğunu anlatmıştık. İşte size bilmediğiniz bir şey daha, AAYÇ’yi kullanarak enerji elde etmek için kafese başvurduğunuzda AAYÇ yeteneğine sahip herkes bunu bilecektir. Hayal edemeyeceğiniz kadar uzakta bulunan diğer yaşam formları işlemi anında hissedecektir. Bu size evrendeki iletişim potansiyeli hakkında ne söylüyor? Teleskoplarınızla bile göremediğiniz ışık noktacıklarıyla anında iletişim kurmaya ne dersiniz? Evet, kafesi kullanarak evrenin en uzak bölgeleriyle anında iletişim kurabilirsiniz. Bu potansiyel gerçekleştiğinde bunu ilk kez “ailenin” bir üyesinden (Kryon’dan) duyduğunuzu hatırlayacaksınız!

En son potansiyel, dünyada ilk kez var olan yeni bir enerjiyle ilgilidir. Bu daha evvel sözünü ettiğimiz İndigo çocuklardır. İnsan kılığına bürünmüş meleklerin insanın evrimini kolaylaştırmak için gezegene getirdiği barış potansiyelinden söz ediyoruz. Bazılarının kafası İndigo çocukların kim olduğu konusunda karışmıştır. Bu çocuklar yeni bir insan bilincini, huzur ve barışı temsil etmektedir. Binlerce yıldır eski enerjide tanık olduğunuz güç, açgözlülük, kıskançlık gibi insan nitelikleri karanlık bir düalitenin parçasıdır. Eğer düalite dengesinin değiştiğini görebilseydiniz bunu anlardınız. Eğer bu çocukların çok özel olduğunu düşünüyorsanız bir de onların çocuklarına bakın! Biyologlarınız onların gen haritasını çıkardıklarında DNA’larının farklı olduğunu görecekler. Biliminiz İndigoların çocuklarının bağışıklık sisteminin güçlendiğini fark edecek, kolayca yakalandığınız hastalıklara onların yakalanmadığını keşfedecektir. Bu çocukların üstünlüğünün nereden kaynaklandığını merak ediyorsanız söyleyeyim. Sizden kaynaklandı sevgili varlıklar, 1962 ila 1987 yılları arasında meydana gelen değişimden kaynaklandı. Bu celsede saydığım tüm potansiyellerin kaynağı sizsiniz! (Sayfa: 131-150)

ESKİNİN SONU - DURUM ORTAYA ÇIKTI (1999)

Şimdi daha evvel sözünü etmediğimiz bir konuyu konuşacağız. Evrim zincirinin tepesinde neden tek bir insan türü var? Birçok memeli ve maymun türü alt türlere sahip, oysa insan tek tip bir türe sahip. Birçok toplum ama tek bir insan türü var. Bu amaçlı bir şeydi sevgili varlıklar, siz farklı renklere, değişik yüzlere sahipsiniz ama yine de tek bir türsünüz. Gorillere, şempanzelere ve diğer maymunlara bakın, bu primatlar düzinelerce türe sahipler, ama birlikte yaşayıp birbirleriyle çiftleşmezler. Acaba evrimde size tek bir insan türü sunacak ne oldu? Bilim adamlarınız farklı insan türlerinin neden ortadan kalktığını araştırdıkça hayretler içinde kalacaklar. Toprağı kazın da bakın orada birçok farklı insan türü bulacaksınız. Kimi kuyrukluydu, kimi küçük, kimi de çok büyüktü, bazıları ise farklı saçlara sahipti. Şu anda birçok insan türü bulunması gerekirken sonunda tek bir tür kaldı.

Bu tek tür konusunda yardım aldığınızı düşünüyor musunuz? Evet aldınız. Bilim adamlarınız insan genomunun haritasını ortaya çıkardıklarında onun tasarlanıp planlanmış bir biyoloji olduğunu ve alt evrim basamaklarından kaynaklanmadığını anlayacaklar. Gördükleri şey Tanrısal bir karbon kopya olacaktır. Bu karbon kopya insan bedeninde yaşayabilmeniz için tarafınızdan tasarlanmıştı ve sınavınız açısından çok önemliydi. Eğer normal şekilde evrimleşmenize izin verilseydi çeşitli insan türleri arasında savaşlar olur, aynı anlayışa ulaşma konusunda hiçbir çaba gösterilmezdi. Bu durumda farklı türler kendilerini diğerlerinden ayrı algılar, aynı insan ailesi olarak görmezlerdi. Bu bile ilahi bir müdahaleyle karşı karşıya olduğunuzun kanıtıdır!

Evrimin tepesinde yer aldığınız halde neden kolunuzu ya da bacağınızı kaybettiğinizde yerine yenisi çıkmıyor diye sormuştuk. Bunun yanıtı karmik derstir, yani karmik ders evrime galip gelir. Yitirilen kol veya bacak ölümünüze kadar size acı verir ve bundan bir yaşam dersi çıkarmanızı sağlar. Aslında bu üzerinde düşünmenizi gerektiren bir evrim anomalisidir, oysa çoğunuz onu olduğu gibi kabul edersiniz. Bu anomalilerin bazılarının değişmesine hazır mısınız?
Şimdi size gezegen üzerindeki en eski bilimden söz edeceğim. Güneş sisteminizin manyetik alanlarının doğum anında hücresel yapınıza yaptığı etkinin incelenmesi. Manyetik enerji ağıyla kristalimsi enerji ağı arasında doğum anında güneş sistemi tarafından belirlenen nitelik. Bu manyetik talimat dizileri DNA’nın kristalimsi kılıfını kuşatır, şu anda onlara zaten sahipsiniz. Gezegen üzerindeki en eski bilimdir bu, ona astroloji denir. Manyetikler, hücresel kimya, yaşam damgaları ve karmik nitelikler, hepsi güneş sisteminin manyetiklerinin çalışmasıyla ilgilidir. Bir zaman gelecek bilim adamlarınız da astrolojiye inanmak zorunda kalacak, çünkü insan genomundaki gizli kalıplar ve anomaliler onları buna zorlayacak.

Biliminiz bir gün insan niyetinde ve bilincinde enerji olduğunu da keşfedecektir. Bu keşif, bedenin nasıl işlediği, Tanrının nasıl çalıştığıyla ilgili birçok şeyi yerli yerine oturtacaktır. Oysa siz Tanrının ve bilimin birbirinden ayrı olduğunu sanıyorsunuz, bir gün gelecek bu fikre güleceksiniz. Eğer travma, sıkıntı ve zorluğun ortasındaysanız onları kutsayın! Onları saf bir niyetle kutsadığınızda içsel bir fener yanar ve yaşamınızdaki çözümün katalizörü haline gelirsiniz. Aranızda niyet ederek karbon kopyasını tamamen değiştiren insanlar var. Size bu gezegende değişen tutkulardan söz edeyim. Daha önce arzu ettiğiniz, sevdiğiniz, takdir ettiğiniz birçok şey artık ilginizi çekmiyorsa bilin ki evrimleşiyorsunuz! Tutkularınızın değiştiğini gördüğünüz zaman bunun daha yüksek düzeyde titreşen insana ait bir işaret olduğunu bilin! (Sayfa: 158-167)

KILIÇLAR KÖPRÜSÜNÜ GEÇMEK ( 2000)

Eskiyle yeni enerji arasında bir uçurum vardır, siz kısa bir süre önce oradan geçtiniz. Savaşla, insanın yok oluşuyla, kitlesel ıstırapla, gezegensel yıkımla ilgili tüm kehanetler geçerliliğini yitirmiştir. Siz eşiği (2000 yılını) geçerek yeni bir realite yarattınız. 1999’da söylediğimiz gibi evrendeki hiçbir varlık neler olacağını kesin olarak tahmin edemez ve Kılıçlar Köprüsünün öte yanında ne bulunduğunu söyleyemezdi. Biz kehanet yerine size büyük potansiyelleri sunmuştuk.

Birçok kişi hala eski kehanetlerin gerçekleşmesi için kendini zorluyor ve muazzam bir dirençle karşılaşıyor. Şimdiki enerji yenidir ve eski paradigmada kalmaya çalışanlara büyük sıkıntı verecektir. Bu eskiyle yeni arasındaki savaştır, buna nihai savaş da diyebilirsiniz. Uçurumun temsil ettiği şey insan bilincinde tam bir değişimdir. Bu, insanlık tarihinin sonunu yeniden yazıp onu yeni başlangıca dönüştürecek bir değişimdir. Kılıçlar Köprüsü, eskiyle yeni enerji arasındaki uçurumun üzerinde yer alır. Kılıç gerçeği simgeler ve kalp çakrasının titreşimiyle çınlar, o müzikteki fa notasıdır.

Evvelki celselerde gezegene aktarılacak enerjilerden söz etmiştik. Bu yıl meydana gelecek gezegensel hizalanmayla (5 Mayıs 2000) aktarılacak enerji bir sözcükle nitelenebilir. ANA enerjisi. Bu enerji bir cinsiyeti değil, Ruhu besleyen yumuşaklığı, barışı ve şefkati ifade eder. Gezegeni dengeleme sürecini başlatacak gecikmiş bir enerjidir, o ayrıca insan bilincinin evrimini de tamamlayacaktır.

İnsanlığın tümü Kılıçlar Köprüsünü geçemeyecek, yeni enerjiyi asla kabul etmeyecek olanlar var, onlar eskinin içinde kalıp debelenecekler. Diyeceksiniz ki onlar da yeni bin yıla geçtiler, dolayısıyla Kılıçlar Köprüsünü geçmiş sayılırlar! Hayır, onlar yeni bin yıla geçtiler ama köprüyü geçmediler. Tüm insanlık eşikten geçmiş, ama bazıları kişisel enerjisini değiştirmemiştir. Bu süreçte birçok insanın dünyadan ayrılıp İndigo çocuk olarak geri dönmeye karar verdiğini göreceksiniz, yani size açıklanmayan birçok ölüm potansiyeli var.

Şimdi 12:12’nin bir başka anlamından söz edeceğiz. 1987 yılındaki uyumlu birleşmeyle 2000 eşiği arasındaki zaman süresi 12 yıldı. O 12 yıl, uyanan ve 2000’deki Kılıçlar Köprüsünü beklemeye başlayan ışık işçileriyle eski enerjide geçmişti, önünüzdeki 12 yıl sizi 2012 tarihine götürecektir. Eğer kadim halklara 2012’nin anlamını sorsaydınız onlar bunun zamanın sonu olduğunu söyleyeceklerdi. Gerçekten de öyledir, o eski dünya paradigmasına göre zamanın sonudur. Mücadeleyle geçen 12 yıl, ifşaat ve keşifle geçecek sonraki 12 yılla birleştiğinde size başka bir 12:12 sunmaktadır. Sayılarda rastlantı yoktur ve 12 evrensel fiziğin temelidir. Daha sonra 12 kalıbı kendini tüm evrende gösterdiğinde bunun ne anlama geldiğini anlayacaksınız.

Bilim adamlarınız şimdi atom hakkında yıllardır bizim konuştuğumuz gibi konuşmaya başladılar. İnanmayacaksınız ama bu da Kılıçlar Köprüsünü geçmeyle ilgili bir durumdur. En sonunda bilim adamlarınız atomun zaman çerçevenizde bulunmayan parçaları olduğu sonucuna vardılar. Daha önce birbirinin çevresinde döndüğünü sandıkları küçük parçacıkların aslında birbirlerine bağlı olduğunu anladılar. Evet, bu parçacıklar boyutlar arası bir biçimde birbirlerine bağlıdırlar. Bilim adamlarınız bunu görmeye ve parçacıklar arasında bilinen fiziğin ötesinde özel bir etkileşim olduğunu kavramaya başladılar. Ayrıca bu parçacıklar seçime sahipmiş gibi görünüyor ve olağan fizik kurallarını izlemeksizin istedikleri yere gidebiliyorlardı. Bilim adamlarınız haklılar, ama onların henüz görmediği, bulmak üzere oldukları bir şeyi de söyleyelim.

Bu temel 12 matematiğidir. Atomun içinde sürüp giden ilişkileri tam olarak anlamanız için bir başka matematik türüne ihtiyacınız var. Parçalar bir biçimde görünmeyen ipliklerle birbirlerine bağlı mıdır? Onlar boyutlar arası iplikler tarafından mı etkilenmektedir? Hayal edebileceğiniz en küçük parçacıklar arasında bile enerji vardır, onları birbirine bağlayan boyutlar arası bir enerji! Peki parçalar seçime sahip midir? Evet sahiptir, ama olağanüstü şey şu ki, atomun içinde bu parçacıklar arasındaki enerji ipliklerini gözlemlediğinizde insan merkabahı denen geometrik bir kalıbın ortaya çıktığını göreceksiniz, yani boyutlar arası bir biçimde sunulan kutsal geometriyi ve atomik yapının merkezinde yer alan “Yaşam Çiçeğini” keşfedeceksiniz. Bilim adamları ufkunuzu genişletin, maddenin akış içindeki seçimi bir kaos değildir, o dengeyi arama eğilimine sahiptir. Bu evrenin yeni fizik kuralıdır ve o kural şöyle der: “Tüm madde Tanrısal dengeyi arar.” Bunu maddenin en küçük ve en büyük düzeyinde bile göreceksiniz. Biliminiz maddeyi tam olarak anladığında onun özünde Tanrı sevgisini bulacaktır! (Sayfa: 176-189)

ARTIK TARAFSIZ KALMAK YOK (2000)

İşte uçurumun açılmasının neden olacağı bir nitelik! Onu bekleyin, çünkü kısa bir süre sonra tüm çevrenizde belirecektir. Bu tarafsız kalmanın sonudur. Tarafsız kalanlar, bir ayağı eski enerjide bir ayağı yeni enerjide olanlardır. Eski enerjide bu yapılabilir bir şeydi, yaygın bir yaşam biçimiydi. Biraz eski, biraz yeni onların işini görüyordu. Ama şimdi uçurum genişlerken bir enerji salıverecek, genişleyen uçurumdan çıkan enerji tarafsız kalanları son derece rahatsız edecektir. Daha önce ilerlemek için nedeni olmayanlar şimdi bir karar vermek zorundalar, eğer bunu yapmazlarsa biyolojileri onlara karşı gelecek. Bu gezegendeki insanlar daha önce hiç bu kadar yeni Tanrısal enerji almamıştır, bu enerji İndigo çocukların bilincini beslemek için veriliyor. Şu anda bu çocuklarda epey dengesizlik görüyorsunuz, yetişkinlerin onları anlamadığını, çocukların buna tepki gösterdiğini, hatta çocukların çocukları öldürdüğünü görüyorsunuz. Bu öldürme eylemleri onların dengesizliğinin tipik bir örneğidir. Bu yılın mayıs ayında aktarılacak enerjiye ilk olarak bu çocuklar tepki verecekler, çünkü dengelenmeye ihtiyaçları var.

Bazıları değişmek zorunda olmayı anlamıyor, eski hallerinden memnun olduklarını söylüyorlar. Bunun kanıtı hücrelerinizdedir sevgili varlıklar, hücreler burada bulunma amacınızı biliyor ve yeni enerjiye tepki gösteriyorlar. Birden herkes farklı bir dil konuşmaya başlasa bundan rahatsız olmaz mıydınız? Evet olurdunuz, artık bazıları tarafsızlık konumundan ayrılıp bu yeni dili öğrenmek zorunda kalacak ya da geri çekilip eski dilin konuşulmasında ısrar edecek, yani eski enerjiye tutunup değişimi reddedecek. Gezegenin her yanında eski inanç sistemleri değişecek, Tanrı sevgisinden dem vurup kimseyi sevmeyenler, Tanrının yasalarına uymak yerine insanın yasalarına uyanlar artık bu tutumlarını sürdüremeyecekler. Yaygın iletişim ağıyla her şey izlenebilir hale geldiğinde bazı sistemlerin dengesiz olduğu ortaya çıkacak ve daha evvel spiritüel olmayan insanlar bile ikiyüzlü doktrinleri eleştirmeye başlayacaklar. Giderek bu doktrinlerin saflarında genç insan kalmayacak ve örgütler saygı görmedikleri için kuruyacaklar! Sonra sevgi prensiplerine dönüş başlayacak, bunu önce gezegenin inanç sistemlerinde göreceksiniz.

Yeni enerjide bir şey söyleyip başka şey yapmakta zorlanacaksınız. Eğer böyle yapıyorsanız sizin de bir ayağınız eski, öbür ayağınız yeni enerjide demektir. Bu tür insanlar, yani değişimi reddedenler çok rahatsız olacak ve ruhsal bir öfke duyacaklar, ama kendilerine mi yoksa Tanrıya mı öfkelendiklerini bilemeyecekler. Bir başka öfke türünden de söz edeceğim. Gezegende eski enerjiyi seven ve yeni enerjiden rahatsız olanlar, yeni bir dilin ortaya çıkışına öfkelenenler var. Onlar sonuna dek eski kehanetleri gerçekleştirmeye ve sizi uçuruma çekmeye çalışacaklar, ama uçuruma yuvarlanacak olanlar kendileridir. Bu eski enerji dünyasının son çırpınışlarıdır, bazıları sonuna kadar eskide direnecek, bazıları ise çarpıcı biçimde değişmeyi seçecektir.

Dünyanın hoş göremeyeceği en büyük sorunlardan biri de hoşgörüsüzlüktür. Bazı inanç sistemleri hoşgörüsüz oldukları için eleştirilecektir. Daha evvel ahlaki olan hiçbir şeyi umursamayan insanların şimdi spiritüel bir gözlemci haline gelmeleri çok garip değil mi? Burada olup biten nedir? Buna tarafsızlık konumundan ayrılmak denir. Bu dinle ilgili bir şey değil, insan ruhunun dürüstlüğü ve bütünlüğüyle ilgili bir şeydir. Bu bir örgüte ya da doktrine sahip olmayan ruhsallıkla ilgili bir şeydir, ona yeni kişisel spiritüalite diyeceğiz.

Eski enerjide insanın enerji alanı yaklaşık doksan santim ya da bir metre kadardı. Şimdi bu enerji alanı çarpıcı biçimde genişleyecektir. Önümüzdeki yıllarda bu alanı yavaş yavaş dokuz metreye çıkarma iznine sahipsiniz. Bu insanın merkabahının büyüklüğüdür, ben size baktığımda sizi daima bu Tanrısal ölçünüz içinde görürüm, ama bu alan binlerce yıldır bir metreyle sınırlanmıştır. İnsanın enerjisi merkabah enerjisine uyduğunda boyutlar arası bir varlık haline geleceksiniz.

Eskiden beri insanlığın bilmek istediği bir sır var, insan bu gezegene geldiği günden beri Tanrıyı aramaktadır. Tüm yaşamlarınız boyunca onu aradınız, dinler onu arayışla ilgilidir, törenler onunla ilgilidir, bu yüzden krallıklar kurulmuş ve yıkılmıştır. Onu biz sakladık, onu siz sakladınız! Onu insanın aramayı en son düşüneceği yere sakladık, öyle bir yere sakladık ki, Tanrı tarafından onurlandırılmak için basamakları sürünerek çıkan insan onun nerde saklı olduğunu hiç anlamayacaktı. Her gün ibadet için secdeye gelen insan onun nerde saklı olduğunu hiç bilemeyecekti. Size bir ipucu vereyim. BEN’İM sözcüğünün çevresinde neden bu kadar çok enerji var? Gençlik pınarının en son aranacağı yerin, insanın Tanrısallığı arayacağı en son yerin, insanın bakmayı düşüneceği en son yerin, onun saklanabileceği en iyi yer olduğuna hep birlikte karar verdik! Neden söz ettiğimi anlıyorsunuz öyle değil mi? Biz onu insanın içine gizledik, güç ordadır, gençlik pınarı ordadır, ebedi yaşam ordadır! Kutsalların kutsalını bulacağınız yer orasıdır, Tanrı ordadır! Tanrının içinizdeki parçası olan yüksek benlik o kadar iyi saklanmıştır ki, düalite size bunun böyle olmadığını haykırıp durur. Onu hiç aşikar olmayacak şekilde siz sakladınız! (Sayfa: 219-229)

YUVAYA YOLCULUĞUN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ (2000)

Önünüzdeki 12 yılda, son yüzyılda gelenden çok daha fazla canlı özlü ilaçlar gelecektir. Onların neye benzediğini söylediğimde hayret edeceksiniz, çünkü onlar size canlı özler gibi görünmeyecek. Canlı özlü maddelerin, gezegendeki şifalı bitkiler ve koku karışımında kullanılan şeyler olduğu doğrudur. Ama hiç aklınıza gelmeyen canlı özlü bir şey var ki adını söylediğimde hemen itiraz edeceksiniz. O sudur, evet su boyutlar arası canlı bir şeydir. Su şimdi size daha evvel hiç görmediğiniz bir şeyi, yani şifa enerjilerini göstermeye başlayacak. Dünyada su tedavilerinin çoğalmasını bekleyin. Bedenin hücreleri bir su banyosu içindedir ve yerkürenin büyük bölümü sudur. Su tedavisinde bir patlama yaşanacak. Bazı sular sadece dünyanın belirli bölgelerinde bulunan bir enerji içerecek ve şişelerle bir yerden bir yere aktarılırken bile enerjiyi canlı tutacaklar. İçtikten sonra bedeninizle işbirliği yapan suları arayın. Sizinle eski enerji arasındaki savaş hücresel düzeyde bir yenilenmeyi içerir, o suyla başlayacaktır.

Bazılarınız henüz kontrat sözcüğünün ne anlama geldiğini anlamıyorsunuz. Kontrat sözcüğü dilinizde iki varlık arasında yapılan anlaşma anlamına gelir. Eğer bu gezegende bir kontrata sahipseniz o ikinci varlık kimdir? Bu varlıkların biri dünyevi siz, öteki ise melek sizsiniz, yani yüksek benliğinizdir. Bu, düalite içindeki insanla Tanrısallık içindeki insan arasında yapılan bağlayıcı bir anlaşmadır. Belki bunun sizinle Ruh arasında yapılan bir anlaşma olduğunu sanıyorsunuz, aslında öyledir, ama o içinizdeki ruhtur. İlerleyebilmeniz için bu kontratın, eski enerjiden getirdiğiniz bu anlaşmanın artık ortadan kaldırılması gerekir. Birçoğunuz bu kontratın kalıntısı olan duygulara sahipsiniz. O hala oradadır, uygulanmayı ya da değiştirilmeyi beklemektedir.

Eğer yeni enerjide kontratınızı değiştirmeyi istiyorsanız bekarlık yeminini bozmayı, yoksulluk yeminini bozmayı, yüksek benliğinizle eski enerjide yaptığınız kontratı sona erdirmeyi kabul edin. Kontratın içeriğini silip yeniden yazmayı, dünya sevgisi yeminini yenilemeyi kabul edin. Yoksul olmanız gerekmediğini, sevgi dolu bir eşe sahip olabileceğinizi, yaşamayı kabul ettiğiniz mücadeleleri yaşamak zorunda olmadığınızı onaylayın. Şimdi, gezegene geldiğinizde var olmayan bir dünyadasınız artık, kontratları değiştirme konusunda sorumluluğun size ait olduğu bir dünyada!

Bağışlanamaz olanı bağışlamak, yaşama karşı sadece Tanrısallığın sağlayabileceği bir şefkati gösterir. Bu tür şefkat Tanrısal bir ruh yaratır ve tüm diğer alanların katalizörüdür. Gerçekten bağışlama yeteneğine sahip olduğunuzda savaş kazanılmış demektir. Eğer bunu yapamıyorsanız tören yapmanın zamanı gelmiş demektir, Ruha buna sahip olmak istediğinizi söyleyin ve tutumunuzun nasıl değiştiğini görün. Şefkat, büyük tabloyu görmeye, bağışlamayı öğrenmeye istekli ve niyetli olmanın bir sonucudur. Çok geçmeden öğrenilen şey tezahür etmeye başlayacaktır. (Sayfa: 245-249)

BOYUTLAR ARASI İNSAN (2000)

Her biriniz zamanı, asla değişmez olduğunu sandığınız o değişkeni kişisel olarak sıkıştırma yeteneğine sahipsiniz, onunla istediğiniz gibi oynayabilirsiniz, eğer isterseniz bunu hemen yarın deneyebilirsiniz. Sevgili varlıklar, bazılarınız yükseliş süreci dediğimiz şeyi anlamaya başlıyorsunuz. Size sanki her şey hızlanmış gibi geliyor mu? Saatleriniz aynı şeyi gösterse de zamanın akışının hızlandığını hissediyor musunuz? Bu, yaşamınızı yönlendirebileceğiniz bir zaman niteliğini hissetmeye başlamanızdan kaynaklanıyor. Sizden bunu da denemenizi istiyoruz.

Bazılarınız, belirli mesafeleri eskisinden çok daha kısa bir sürede alabildiğinizi fark edip o kısalan zamanın nereye gittiğini merak edeceksiniz. Belli işlerin yerine getirilmesinin normalde ne kadar zaman aldığını bilirsiniz, böyle bir işe başladığınızda saate bakın, sonra işiniz bittiğinde tekrar bakın. Bazen bir işi beşeri olarak mümkün olandan çok daha kısa bir sürede bitirebildiğinizi göreceksiniz. Ne olmuştur? Siz zamanı sıkıştırmışsınızdır. Bazıları bunu yıllardır bilinçsiz olarak yapmaktadır, oysa şimdi bu tür bir olayı kendiniz için kişisel olarak programlayabilirsiniz, çünkü zamanı sıkıştırmak kişisel bir nitelik ve armağandır.

Bu boyutlar arası armağanın içinde uyurken zamanın sıkıştırılması da vardır. Bu şu anlama gelir. Dört saatlik bir uyku size sekiz saatlik uykunun vereceği dinlenmeyi sağlayacaktır. Ne dediğimi anlıyor musunuz? Bu daha az uyumak, ama ertesi gün daha enerjik olmaktır. Artık eski paradigma gitmiştir, eğer yaşayabilmek için şu kadar saat uyumam gerekiyor diyorsanız realitenizi sınırlıyor ve onun değişmesine izin vermiyorsunuz demektir. Onun yerine bedenimin ihtiyaç duyduğu kadar uyuyacağım deyin ya da kaç saat uyuduğum önemli değil, sabah sekiz saat uyumuş gibi dinlenmiş olarak kalkacağım deyin.

Siz aslında dolaptaki raflar gibi birçok realiteye bakıyorsunuz, dolabı yanınızda taşıyıp o gün hangi realitede bulunduğunuza karar veriyorsunuz. Orada daha evvel hiç aklınıza gelmeyen, ama içinde bulunmak isteyeceğiniz bir realite de var. Sizi hasta etmiş bir yere ya da bir enerjinin realitesine gitmenizi istiyorum. O olay yaşanmadan, hastalanmadan önceki bir zamana, hayatınızda mutlu ve huzurlu olduğunuz bir zamana geri dönün. Kısaca, bir realite olarak yaşadığınız bir şeyi yeniden yaratmanızı istiyorum, onu titreşiminize taşıyıp hissetmenizi istiyorum. Dahası, zamanın realitesinde o hastalık olayının çevresinden dolanmanızı istiyorum. Zamanın değişken olduğunu ve realitenin yarattığınız bir şey olduğunu söylemiştik, o yaşam boyu sabit kalan değişmez bir şey değildir, kontrol edilemez bir şey değildir. Geçmişteki o mutlu realiteyi geri getirebilir misiniz? Eğer yapabilirseniz önünüzde iki realite var demektir. Biri hasta olduğunuzu düşündüğünüz realite, diğeri sağlıklı ve mutlu olduğunuz realite.

Kendinizi mutlu olduğunuz zamana götürün, tümüyle o anda yaşayın ve onun realitesine sahip çıkın. Sizden numara yapmanızı, o zamanı yaşar gibi yapmanızı değil, görsel olarak oraya gitmenizi, o anın tüm duyumlarını hissetmenizi, sesleri, tatları, kokuları, duyguları hissetmenizi istiyorum! Belki de bunları bir an hissedeceksiniz, ama hücreleriniz bilincinizin realitesini anlamaya başladığında spiritüel insanların neden daha uzun bir ömür sürebildiğini de anlamaya başlayacaksınız! Siz her zaman bu yeteneğe sahiptiniz, bu bir mucizedir, işte şifa böyle gerçekleşir. Bedeninizi hastalığın çekip gideceğini umut ederek iyileştiremezsiniz, bedeninizi ancak onun mükemmel olduğu bir ana, belki de ta doğum anına götürerek iyileştirebilirsiniz. Sevgili varlıklar bu realiteyi değiştirmektir, hücreler Tanrısallığın bulunmalarını istediği yere seve seve gidecektir, ama bunun işe yaraması için o anı kesinlikle hissetmeniz gerekir.

Yaşlanmayı yavaşlatabilir misiniz? Evet bunu manyetik, kimyasal, enerjisel ve boyutlar arası düzeyde yapabilirsiniz. Şimdi boyutlar arası düzeyden söz edelim. Boyutlar arası bölümünüz hızlanmakta, içinde saat bulunan kimyasal bölümse görünüşte aynı kalmaktadır. Ama ikisini bir araya getirdiğinizde, yani Ruhla biyolojiyi birleştirdiğinizde ilginç bir sürece sahip olursunuz. Boyutlar arası siz hızlanmakta, bu da kimyasal bölümünüzün yavaşlar görünmesine neden olmaktadır. Peki hangisi gerçek sizdir? Birçoğu ikisi arasında bir fark olmadığını söyleyecektir, ama vardır. Boyutlar arası siz daha hızlı yaşayabilir, daha fazla enerjiye sahip olabilir ve daha az uyuyabilir. Bu nerdeyse saatin tıkırtıları arasında zaman yaratmaya, biyoloji hala eski hızında çalışırken aktif biçimde yaşadığınız bir zaman yaratmaya benzer. Zaten zamanı bu göreli prensipten ötürü sıkıştırabilirsiniz. İşte bu boyutsal göreliliği anlayarak yaşlanma sürecini yavaşlatma yeteneğine sahipsiniz. Ey insan kılığındaki melekler, hücrelerinizin yaşlanmasıyla ilgili yaşam realitenizi değiştirme yeteneğine sahipsiniz. Ama yineliyoruz ki, bunu yapabilmek için ruhsal sizle hücresel siz arasında bir iletişim olmalıdır. İkisi de ruhsal sizin bir karışımı haline gelmeli, bedeninizdeki her hücre buna dahil olmalıdır. Bu realitenin göreliliğini yaratır.

Bu sihir değildir. Bedeninizde ne kadar uzun yaşayacağınızı, metabolizmanızın ne kadar hızlı çalışacağını düzenleyen bir kimya vardır. Eğer bu kimyaya değişmesi için sinyaller gönderirseniz hücreleriniz daha yavaş çalışan içsel bir saate sahip olacaktır. Ama kendinizi geçmişte, yani yaşamınızın büyük bölümünde hissettiğinizden farklı hissetmeye hazır değilseniz bunu yapmayın, çünkü bu değişim anlayışınızı, uygulamanızı, bilgeliğinizi ve izninizi gerektiren gerçek bir şeydir. Özetlersek, boyutlar arası insan daha hızlı titreşmeye başladığında beden harikulade biçimde çalışmaya başlar, zaman aşılır ve hücreler daha az yaşlanır. Bazı şamanlar öldüğünde hücrelerinin ölümün farkında olmamasının sebebi budur. Hücreler yaşamını sürdürür ve bedenin normal dağılma süreci uzar. Sözünü ettiğimiz süreç tam olarak böyle bir süreçtir.

Şimdi biraz da paradan söz edeceğim. Ona kötü denmiştir, üzüntü kaynağı denmiştir, oysa o da bir enerjidir. Işık işçisi, sen enerjiyi nasıl yönlendireceğini bildiğine göre, bolluğu nasıl yaratacağını da bileceksin. Paranın elde edilmesinin güç olduğu yerde ona fazladan bir değer ve korkulacak bir nitelik atfeder, böylece kendi oluşturduğunuz kurallarla kendinizi başarısızlığa mahkum edersiniz! İnanmakta zorlanacağınız bir haberim var. Dünyadaki en iyi işadamları, perdenin öbür tarafında bulunan ama aynı zamanda yanı başınızda yer alan rehberlerinizdir! Onlar işiniz hakkında sizin bilebileceğinizden daha fazla şey bilirler, her biri birer uzmandır, kaynak ordadır ve eşzamanlılıklar oradan gelir. İş alanını enerjiden ve spiritüaliteden neden ayırıyorsunuz? Neden biri kazanırken diğerinin mutlaka kaybedeceğini düşünüyorsunuz? Müşteriler başkasına giderse kazanamayacağınızı düşünüyorsanız çok küçük düşünüyorsunuz demektir! Bu sözlerin size çok ters geleceğini biliyorum, ama yine de gerçeği söyleyeceğim.

Sevgili varlıklar beni iyi dinleyin, boyutlar arası ticaret sandığınız gibi işlemez. Yapmanız gereken şudur. Önce rakiplerinizi gözünüzde canlandırın ve onlara baş edebileceklerinden daha fazla müşterinin gittiğini hayal edin. İş alanında sizi en çok zorlayan rakibinizi bolluk içinde görün. Eğer bunu yapabilirseniz ne olacağını biliyor musunuz? Evet sizin bolluğunuz da iki katına çıkacak. Korkuyu bir yana bırakıp rakiplerinizin cebini parayla doldurun, sonra kendinizi bolluk içinde görüp onların hissettiği sevinci siz de hissedin, sonra da yaşamınızda ne olacağını izleyin. Ruhun iş alanının dinamiklerini bilmediğini mi sanıyorsunuz? O oyunu her iki tarafın da kazandığı boyutlar arası bir açıdan görür. Sözünü ettiğimiz sınırsız bolluk asla bilmediğiniz birçok kaynaktan gelir. Şifaya muhtaç bir oda dolusu insanla karşı karşıyayken herkese yetecek kadar şifa enerjisi olmamasından korkar mısınız? Ruhun armağanlarının bolluğu sorgulanamaz. İş alanı da böyledir, her ikisi de aynı kaynaktan gelir. Sevgili varlıklar realiteyi değiştirebilirsiniz, eğer bolluk istiyorsanız kendinizi bolluk içinde olduğunuz zamana götürün ve o realiteyi yeniden hissedin.

Önümüzdeki 12 yıl içinde su’dan insanlık tarihinde görülmüş olandan daha fazla tedavi sağlandığını göreceksiniz, çünkü su boyutlar arası yaşamla doludur. Gezegeninizin atmosferinde boyutlar arası yaşam formları yaşar, biliminiz bununla ilgili anomalileri keşfedecektir. Belli türde su tedavileri, hem doğal olarak hem de manyetizmi, kimyayı ve atomik yapıyı kullanarak suyun içindeki boyutlar arası yaşamı etkiler, bu da suyun içindeki yaşamın niteliklerini değiştirir. Boyutlar arası insan bu suyu içtiğinde sudaki yaşam nitelikleri bedenindeki suyla etkileşir. Ne dediğimi anlıyor musunuz?

Suya yaptığınız manyetik müdahale suyun içindeki yaşam özelliklerini değiştirip bedene tedavi edici bir enerji aktarır. Bedeniniz büyük ölçüde sudan oluştuğu için bu yaşam sıvısıyla karışıp birleşir ve hücreye şifa aktarır. Sudaki yaşam türü insanlığın dengelenmesine yardımcı olmak için ordadır. Böylece su bu gezegende bir şifa niteliği haline gelecektir. Dünyanın üç yerinde boyutlar arası niteliğe sahip su çıkmaktadır. Evet, gerçekten de bir gençlik pınarı vardır! Ünü biraz abartılmış olsa da yaşlanma sürecini yavaşlatacak bir su vardır. Yüzeye çıkarken geçtiği toprak katmanlarının belli manyetiklerinden ötürü bu işleve sahiptir. Suda DNA’nızın boyutlar arası hücresel yaşamıyla uyuşan boyutlar arası bir yaşam vardır. O biyolojinizin bazı damgalarını ve talimat dizilerini değiştirecektir, yaşlanmanıza yol açan içinizdeki saatten söz ediyorum. Bu açıklamayı şimdi yapmamızın nedeni, 1999’da onu kabullenecek kadar gelişmemiş olmanızdır. (Sayfa: 263-276)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8316
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster