Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '08

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
319
 

Kullan at

Merhaba okuyacak olan herkese,

Az önce sevgili üstad Arif Bey'in bloğunu okuyunca aklıma geliveren bir yazı bu.

Çevre, biz insanların diğer canlılarla birlikte yaşamımızı sürdürmek zorunda olduğumuz en küçüğü ile bizi saran en büyüğü ile de dünyamız dediğimiz ortamdır.

Canlılık faaliyetlerimiz sonucu atık üretmemiz de kaçınılmazdır.

Bu atıkları havaya gaz kirleticiler; toprağa ve suya, sıvı ve katı atıkları bırakmak suretiyle kirliliğe neden oluyoruz.

Kirlilik denildiği zaman özellikle de çevre kirliliği, çevre bilinci denildiği zaman aklımıza hep sanayi tesisleri gelmektedir. Bu doğrudur da. Sanayinin, özellikle sağlıksız sanayi dediğimiz, yanlış yer seçimi yapılmış, arıtma sistemleri olmayan sanayi tabi ki büyük oranda çevre kirliliği ve tahribatına neden olmaktadır.

Ancak kişisel olarak da çevre kirliliğini önlemeye yönelik tedbirler alabiliriz.

Örneğin, kullan at prensibi olan ve doğada uzun süreler kalıcılık ve kirlilik yapan ve ne yazıkki pek çok kişinin kullandığı tükenmez kalemleri kullanmamakla işe başlayabiliriz. Bunların yerine, eskinin dolmakalemlerini kullanarak, tükenmez kalem kirliliğinin önüne geçmiş oluruz.

Hepimizin evinde veya işyerinde çeşitli aletlerin çalışması için kullandığımız kalem piller. Bunların doğada oluşturduğu kirlilik yükü temizlenemeyecek kadar büyük. Bunların yerine, şarj edilebilir olanlarını tercih etmeliz.

evlerimizde ve işyerlerimizde, aydınlanma için kullandığımız ampülleri enerji tasarruflu olanlarla değiştirdiğimiz veya enerji tasarruflu olanları kullandığımız zaman da, yüzde seksenler oranında elektrik enerjisi tasarrufu yapılmış olacaktır.

Bunların Türkiye'de yaşayan her fert için yapıldığını düşündüğümüzde, çok büyük oranda çevre kirliliği önlenmiş olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günümüz itibariyle cari paradigma bağlamında eleştirinde haklısın. Mevcut paradigma (kapitalizm)içerisinde, 68 ruhunun etkisiyle, iktisat literatürüne Radikal Politik İktisat Birliği ( URPE ) adıyla geçen P.A.Baran, P.M.Sweezy, J.K. Galbright ve H.Marcuse öncülüğündeki hareket değindiğiniz türde sorunlar bağlamında bence en ileri ve anlamlı olanıydı (Bkz. İktisat ve Psikoloji (2). Sosyal maliyetler, çevre kirlenmesi ve tahribatı, ırkçı, cinsiyetçi, aşırı milliyetçi tutumlar, iktidarın tekilci ve tekelci yapısı, gelir ve servet dağılımındaki aşırı uçurum, yabancılaşma, aşırı iktisadi savurganlık, sömürü ve emperyalizm bu akımın eleştiri okları arasındaydı. En azından bu akıma uyulsa ve kaynakları az tüketen bir tür " tamir ekonomisi" ile desteklense mevcut sistem bu denli acı vermez ve bu denli "simulakra" istemezdi bence. Aykırı paradigma ise çok daha bilinçli ve erdemli insanlardan oluşan bir toplum gerektirir! Belki bin yıl sonra!Sevgilerimle

Ersin Kabaoglu 
 26.02.2008 17:43
Cevap :
Merhaba Ersin Bey, işin doğrusu ben iktisattan pek anlamam. Parayla da aram hiç iyi olmadı. Ama meslekte ilerledikçe ve insanların davranışlarını anlamaya çalıştıkça, yani benim cephemden "neden insanlar çevrelerini bu kadar umursamazlar" sorunu vardı. Sonuçta geldiğim nokta tam da sizin altını çizdiğiniz nokta. Birileri habire tüketim çılgınlığı yaratırken, ekonomik anlamda güçlenirken, birileri de olmayan ekonomilerini borçlanmak suretiyle harcıyorlar. Bu harcama çılgınlığı yaratanlar aynı zamanda müthiş de çevreci takılıyorlar. Ama yarattıkları çevre kirliliğinin önlenmesini de malesef bu konuda hiçbir katkısı olmayan denecek kadar az olan ülkelerin temizlemesi için uğraşıyorlar. Günümüzde ekonomik güçlülük neyle sağlanır? Ya savaş aletleri üreteceksiniz, ya teknoloji üretecekseniz, ya turizm,ya da tarım değil mi? Ve dünya yönetiminde kim söz hakkına sahip? Ekonomik gücü olanlar. Aslında öyle bir paradoks nktası ki; bazen kim haklı kim haksız onu ayırt etmekde güçlük yaşıyor insan.  26.02.2008 21:18
 

Çevre kirliliğini önlemede en önemli yollardan biri geri dönüşümdür. Bütün belediyeler, siziv toplum kuruluşları halkı bu konuda eğitmeli. Saygılarımla...

moonlight1 
 18.02.2008 23:33
Cevap :
Çok teşekkür ederim arkadaşım. Bir de belediyeleri eğiten lazım aslında...:))) Ama gerçekten sivil toplum kuruluşlarının bu konuda katkıları büyük olacaktır bence de. Katkılarınızdan dolayı çok teşekkürler. Sevgilerle...  18.02.2008 23:45
 

Duyarlılığınızı kutluyorum öncelikle,Bir kaç yıl önce kuşadası limanı etrafında dolaşırken bir yazı ilişmişti gözüme.Bu yazı naylon poşet ve pet şişelerin bin yıllık bir ömüre sahip oldukları ve atılmaması konusunda uyarılar içeriyordu.Bu iki nesne sürekli hayatımızda ve ortalıklara saçıyoruz.Teşekkürler Sevgiler..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 08.02.2008 16:32
Cevap :
Üstad, yorum mesajınız gelmedi, ya da farkedemedim. Yeni gördüm sayfama bakarken. Size sadece ben üstad demiyorum ki, okuduğum kadarıyla:) Öylesinizzzzzzzzzz.....:)) Sevgilerimle...  09.02.2008 20:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster