Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1371
 

Kumrular (2)

Kumrular (2)
 

Bu kumru başka kumru. Penceremizdeki kumrunun fotoğrafını çekemedik. (Sabahattin Gencal)


Herkesin yaşamında ilkler vardır. Ne hikmetse bu ilkler heyecan yüklüdür. Tanımı zor bu heyecanların günler sonra anlatılması da zordur. Bu zorluğu mısralarla kamufle ederiz. Mısralara dökülemeyen ilk heyecanlar da iz bırakır. Bu izleri takip edebilenler durumu kavrayabilir. 

Çok gizemli, edebi olmaktan çok psikolojik bir giriş yapmış oldum. Sanırsın ki yitik bir aşktan, ya da yaşamımızın sınır taşlarından söz edeceğiz. İnsan niye böyle koşullanıyor ki? Basit bir gözlemde ilk heyecan bulunmaz mı? Bir değişik durumla karşılaşmanın verdiği duygu yoğunluğu yok mu sayılır? 

“Şimdi kumrulardan söz edeceğim.”desem, “Aaa, biz de zannet ki?...” diyenler olur mu? Durun hele, kumru dedik ya, bazıları çifte kumrulardan, aşkların en güzelinden söz edilmesini bekler mi acaba? 

Aslında, ya beklenti yaratmamak ya da beklentileri karşılamak gerektiğini biliyorum. Biliyorum da basbayağı kumrudan, penceremize yuva yapan kuştan bahsedeceğimi söylesem nasıl karşılanırdı? 

Kumru hakkında bütün bildiklerinizi gözünüzden geçirin. “Kumrular gibi” deyişinin öyle boş bir deyiş olmadığını da düşünün. 

Düşünür olmanızı istemiyoruz; ama penceremizin denizliğinde yuva kuran kuşu daha iyi canlandırabilirsiniz. 

Yuva kurmak da önemli bir kavram. Bu konuda kuşlardan büyük dersler alabiliriz. 

Biz bir kör oğlu bir ayvaz, iki ihtiyar bayındırlık Bakanlığının deprem zedelere 20 yıl vade ile sattığı konutların bir dairesinde oturuyoruz. Allah’a şükür bir çok hastalığa rağmen mutluluğumuza diyecek yok. Öyle ki cümlenin başında kullandığım bir kör oğlu bir ayvaz deyişi yerine “bir çift kumru”yu kullanmak daha uygun olur. Olmaz mı? Kumru benzetmesi sadece gençler için mi? Neyse, biz odada bir çift kumruyuz. Bir çift kumru da penceremizde. 

Bir çift diyorum; ama ben sadece tek bir kuş görüyorum. Eşim diyor ki; “ Erkek kuluçkaya yatarken dişi dışarıya çıkıyor, sonra dişi yatıyor, erkek çıkıyor…” Ben ayırt edemedim onları. Her halde birbirlerine çok benziyorlardır. Aslında ben güvercinlerden de ayırt edemiyorum onları. 

Kumru 3-4 gündür kumru kumru oturuyor. Muhtemelen 18 gün sonra yavru çıkacak. Tek yumurta mı var, çift yumurta mı onu da bilmiyoruz. 

Aklınızdan, “İnsan merak eder biraz, etraflı gözlem yapar…vb.”diye geçmesin. Bu bizim ilk heyecanımız değil. Geçen sene Nisan sonlarında da bir kumru yuva yapmıştı. İlk heyecanı o zaman duymuştuk. Bilgi almak için İstanbul’da bulunan oğluma telefon etmeler, googlede araştırmalar, fotoğraf çekmeler. Yazı yazmalar. Yazdığım yazıyı Şilâm (Şişeli Lâmba) adlı sitemde yayınladım. Şilâm’ı kapattım. Bir çok yazı ile birlikte Kumrular yazısı da kayboluverdi. 

Kumrular tekrar misafir olunca kaybolan yazı aklıma geldi. Bereket bir başka blog iznim dahilinde yayınlamıştı yazıyı. Oradan aldım. Ancak fotoğraflardan yumurta hariç hepsi kayboldu. 

Girişte belirttiğim ilk heyecan duyguları sözünü ettiğim yazıda var. Ne yapsak, bu yazıyı da yayınlasak mı? Genellikle önceden yazdığım yazıları MB’da yayınlamıyorum. Ama bu kez yayınlamayı düşünüyorum. 

İçtenlikle bir şey söyleyeyim mi? Ben hayvanları, bu arada kuşları severim; ama hayvan yetiştirmek, kuş beslemek gibi bir uğraş edinmedim. Bu konuda büyük oğlum uzmandır. Büyük baş hayvanları var, kümes hayvanları var, güvercinleri var…Bilgisi var, sevgisi var…var var. Eşimin de, yakın zamana kadar ilgisi vardı. Diyeceğim şu, bu yazıya ilgi duymayanları az çok anlıyorum ben. 

Kuşlardan, kumrulardan söz edilen yazılar kanat çırpmalı, hayalde olsun uçuşmalı değil mi? Penceredeki parlak tüylü, güzel kumrunun kuluçkaya yatışı öyle canlandırılmalı ki mutlu yuvalar çağrışımı yapılsın. Bu dediklerimi büyük oğlum yazabilirdi. Eşim de yazabilirdi. Ben perdeyi kaldırınca kuşun sırtını, tüylerini görüyorum. Eşim ise kumru ile göz göze geliyor. “Dedesi, bak ne diyor?” vb. gibi cümleler kuruyor. Ben kumru gözlerinde tedirginlik görüyorum, eşim sevinç, mutluluk görüyor. Allah Allah bakar kör mü oldum ne. Ben böyle değildim, çocukluğumda kuşlarla çok güzel anlaşırdım. 

Şimdi , kuşlar gibi hafif olacak yerde ağırlaşıyorum. Kuşları güzel güzel tasvir edecek yerde onların hareketlerine anlamlar veriyorum. Ders kitapları yetmez gibi onlardan dersler çıkarmak istiyorum. Ne yapalım öğretmenlik kanıma işledi bir kere. 

Bu yazıyı iki hafta sonra yazmalıydım. Yazım kumru yavrularıyla birlikte yayınlanmalıydı. Acele ettim. Geçen yıl da acele ederek yazıyı yayınladım. Çok gitmedi kargalar yuvayı dağıttı. Bu kez, inşallah bir zeval gelmez kumrulara. Biz de çok dikkat ediyoruz. Kapıyı artık açmıyoruz. Gözlem yaparken de hiç gürültü etmemeye çalışıyoruz. Fotoğraf motoğraf da çektiğimiz yok. Kısaca sabırla, merakla bekliyoruz. Kumrular gibi bekliyoruz. 

 

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli, 25. 08. 2011 

 

Not: Kumrular (1) bir önceki yazımızda 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 626
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster